Ensonhaber Ensonhaber
Ara Canlı TV
Üyelik
  • SON DAKİKA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • EKONOMİ
  • ESH SPOR
  • DÜNYA
  • MAGAZİN
  • TEKNOLOJİ
  • RESMİ İLANLAR
Ensonhaber Ensonhaber
Son Dakika Arama
Kategoriler
  • Gündem
  • Yazarlar
  • Dünya
  • Ekonomi
  • ESH Spor
  • Magazin
  • Teknoloji
  • Sağlık
  • Otomobil
  • Emlak
  • Politika
  • 3. Sayfa
  • Eğitim
  • İç Haber
  • Kültür Sanat
  • Medya
  • Yaşam
  • Tarih
Servisler
  • Canlı TV
  • Namaz Vakitleri
  • Son Depremler
  • Foto Galeri
  • Oyunlar
  • Biyografiler
Kurumsal
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
Uygulama
App Store Google Play
© 2026 Ensonhaber A.Ş. Tüm Hakları Saklıdır
Anasayfa Yazarlar Mustafa Armağan
22.05.2026 07:00

Bandırma vapuru hurdaya atılmış, jilet yapılmıştı

Mustafa Armağan
Mustafa Armağan @mustafarmagan

Milli Mücadele’yi başlatan vapurun ismini ezberlettiler ama zaferden sonra kimse o vapura ilgi göstermemiş ve tek bir kare fotoğrafını dahi aldırmak ihtiyacını duymamıştı.

Kimselerin sahip çıkmadığı emektar Bandırma vapuru da 1925 yılında jilet yapılmak üzere hurdaya çıkarılmıştı.

2001 yılında uyandılar ve -ressama çizdirdikleri resimdeki gibi- çakma bir Bandırma vapuru kurgulayıp, millete gerçeği diye sundular!

İyi de eğer bu bir vapursa neden yüzmüyordu da kıyıya bağlı duruyordu?

Ve hepimize onun ismini ezberleten bu devlet, jilet yapılmadan önce neden ona sahip çıkmamıştı?

Cevapsız sorular sokağı.

Düşünün: Bandırma vapurunun tarihini bilmiyoruz. Herkes birbirinden aşırıyor ama hepi topu bir iki paragrafı geçmiyor malumat.

Bir soru daha: Bandırma vapuru yüzen müze olarak değerlendirilmek yerine neden hurda fiyatına satılmıştı; Bozmacı İlhami (Hüseyin İlhami Söker) isimli gemi hurdacısına?

Cevabı olmayan sorulardan bunaldınız siz de. O zaman bundan 45 yıl önce bu sorulara cevap aramış birine, Prof. Dr. Mümtaz Soysal’ın yazısına kulak vererek bir şeyler öğrenmeye çalışalım.

Mümtaz Soysal, Milliyet gazetesinin 19 Mayıs 1981 tarihli sayısında çıkan “Panderma” başlıklı yazısında, İngiltere’ye gidip Bandırma vapurunun kayıtlarını bulmak için neler yaptığını şöyle anlatmış:

“Belli ki, şirkette yıllarca çalışmış, sonra da iyice yaşlanınca, işe yarar bir şeyler yapmaya devam etsin diye, üstüne süslü püslü giysiler geçirip dev gibi binanın girişindeki “danışma masası”nın başına oturtmuşlar. “Eski kayıtların hepsini Guildhall kitaplığına devrettik” diyor. Gemi sigortacılığı ve sürveyciliği yapan büyük Lloyd’s Şirketi, savaş sonrasında yeni binasına taşınırken, artık işe yaramayan kayıtları da, belki birileri yararlanır düşüncesiyle Londra’nın City denen iş semtindeki eski Lonca merkezinin kitaplığına bağışlamış.

“1919 yılının Mayıs ayına ait gemi kayıt cildini verir misiniz?” dediğiniz zaman görevli memure biraz şaşırıyor ama yarım saatlik bir uğraşmadan sonra istediğiniz kaydı bir yerlerden çıkarıp getiriyor.

“Reşid Paşa”dan Boğaz’da işleyen Şirketi Hayriye vapurlarına kadar bütün gemiler var da, “Bandırma” yok.

Cilt üstüne cilt devirdikten sonra, “Bandırma” adına ancak 1924 yılının kayıtlarında rastlıyorsunuz: “Bandırma, eski adı Panderma, daha eski adı Kymi, daha eski adı Trocadero…”

Panderma ise, 1918-1919 kayıtlarında var, sonra kayboluyor. Anlaşılan, Mustafa Kemal’i Samsun’a taşıdığı yılın ertesinde çürüğe çıkarılmış, Cumhuriyet’in ilanından sonra “tarihi ehemmiyeti iktisap etmiş olması hasebiyle” allanıp pullanıp yeniden sefere sokulmuş.

Sonra?

Sonrasını bilen yok.”

Mümtaz Soysal, bahsi burada kesmiş ama aslında devamında şu bilgiler var elimizde:

Türkiye Seyr-i Sefain İdaresi tarafından 1924 yılına kadar kullanıldıktan sonra hizmet dışı bırakılmış.

1925 yılında bir Türk armatöre (Bozmacı İlhami) satıldı ve kısa sürede hurda olarak parçalanmış.

Asıl bundan sonrası meçhul.

Soysal şu teknik bilgileri de veriyor:

“Eski harflerle yazılı Türkçe adı yerine tatlısu Frenklerinin verdiği Rumca adıyla Lloyd’s sayfalarına geçen Panderma, 1878’de İngiltere’nin Paisley kentindeki H. McIntyre tezgâhlarında yapılmış, yalnızca 279 gros tonluk bir gemi. Boyu 157.4 feet. Yani 50 metre civarında. Lloyd’s hesaplarına göre 50 beygir gücünde, iki silindirli bir makinesi var. Tek uskurlu.”

Gemilere meraklı bir hukukçu olan Mümtaz Soysal, 20 yıl sonra, 20 Mayıs 2001’de bu defa Hürriyet gazetesinde yeniden ele alır Bandırma vapuru meselesini. Yazısının başlığı “Yüzmeyen gemi”dir. Bu defa yeniden kurgulanan Bandırma vapuruna yöneltir projektörünü ve onunla acı acı alay eder. Şunları okuruz kaleminden:

“19 Mayıs dolayısıyla yeniden gündeme gelen “Bandırma” (…) Şimdi, olabildiğince aslına ve boyutlarına uygun yapılmış kopyasıyla, neredeyse canlıymış gibi, Samsun’daki Doğu Parkı’nın kıyıya yakın bir köşesinde duruyor. (…)

Ne yazık ki, bugünün Bandırma’sı, belki canlıymış “gibi”, ama tam “canlandırılmış” değil. Canlandırılması için yüzer durumda olması gerekirdi. Yüzmeyen gemi, canlı sayılmaz.

Tıpkısının aynısını “yüzer” durumda yeniden yapmak, herhalde daha da pahalı ve zor olurdu. Belki kalın sac kullanmak, makine konmayacağına göre değişik denge ve safra hesapları yapmak gerekecekti. Olanaklar elverseydi de keşke yapılabilseydi.

Glasgow yakınlarındaki McIntyre tezgâhlarından 1878’de Trocadero adıyla denize indirilmiş yaşlı bir vapuru, “Kymi” ve “Panderma” maceralarından sonra “Bandırma” adıyla Mustafa Kemal’i Samsun’a götürdüğü için olduğu gibi yaşatmak da elbet pahalı ve zor bir iş olacaktı. Ama, hiçbir şey, sonradan çok daha fazla masraf ve çabayla telafi edilmek istenen bir kadirbilmezliğin pişmanlığı kadar ağır eziklik veremez insana.

Gemi, 1925’te hurdacılara parçalattırılmak yerine, biraz onarım ve boya parasıyla canlı tutulabilseydi, o kadarcık bir gider yüzünden Türkiye Cumhuriyeti batar mıydı?”

Hakikaten Bandırma vapuru çok talihsizmiş. Yediden yetmişe her TC vatandaşının ismini ezbere bildiği bir vapuru, 1925 yılında inkılapların şafağındayken jilet yapmışlardı. Bu utanç yeter bize.

Yine de haline şükretmeli mi dersiniz! Nusret mayın gemisi gibi 10 yıl boyunca Akdeniz’in dibine gömülebilirdi.

Bandırma vapuru resmi ideolojinin ciddiyet testidir.

Mustafa Armağan - Tüm Yazıları

Diğer Yazarlar

Adem Metan Adem Metan Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak Cüneyt İnay Cüneyt İnay Batı Cephesi'nde yeni bir şey var Rojda Altıntaş Rojda Altıntaş 17 günlük Asel’i koruyamayan yoğun bakım Fatih Yıldırım Fatih Yıldırım Gastronomi turizmi 2026 sezonuna damga vuracak
Ensonhaber
Uygulama
App Store Google Play
Sosyal Medya
Haberler
  • Güncel Haberler
  • Spor Haberleri
  • Ekonomi Haberleri
  • Yaşam Haberleri
  • Dünya Haberleri
  • Tüm Haberler
Servisler
  • Canlı TV
  • Foto Galeri
  • Oyunlar
  • Namaz Vakitleri
  • Son Depremler
  • RSS Servisleri
Kurumsal
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Yayın İlkeleri
  • KVKK Politikası
  • Gizlilik Politikası

ensonhaber.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Ensonhaber Medya A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

© 2026 Ensonhaber Medya A.Ş. Tüm hakları saklıdır.