Ensonhaber Ensonhaber
Ara Canlı TV
Üyelik
  • SON DAKİKA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • EKONOMİ
  • ESH SPOR
  • DÜNYA
  • MAGAZİN
  • TEKNOLOJİ
  • RESMİ İLANLAR
  • 2026 Dünya Kupası 2026 Dünya Kupası
Ensonhaber Ensonhaber
Son Dakika Arama
Kategoriler
  • Dünya Kupası 2026
  • Gündem
  • Yazarlar
  • Dünya
  • Ekonomi
  • ESH Spor
  • Magazin
  • Teknoloji
  • Sağlık
  • Otomobil
  • Emlak
  • Politika
  • 3. Sayfa
  • Eğitim
  • İç Haber
  • Kültür Sanat
  • Medya
  • Yaşam
  • Tarih
Servisler
  • Canlı TV
  • Namaz Vakitleri
  • Son Depremler
  • Foto Galeri
  • Oyunlar
  • Biyografiler
Kurumsal
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
Uygulama
App Store Google Play
© 2026 Ensonhaber A.Ş. Tüm Hakları Saklıdır
Anasayfa Yazarlar Mustafa Armağan
12.06.2026 16:26

İsmet Paşa’ya “Nah darbe yapardınız!”

Mustafa Armağan
Mustafa Armağan @mustafarmagan

İsmet İnönü, ülkenin bugün çözmeye çalıştığımız çarkını kuran adamdır.

Dışişleri Bakanı sıfatıyla Lozan’a gittiği 1922’den CHP Genel Başkanlığı'ndan istifa ettiği 1972 yılına kadar tam 50 yıl boyunca rejimin çarklarını kuran ve bozan eller, büyük ölçüde İsmet Paşa’ya aitti.

1923-37 yıllarındaki Başbakanlığı, 1938-50 yıllarındaki Cumhurbaşkanlığı haricinde 1961-65 yıllarındaki koalisyon hükümetlerinde Başbakanlık makamında bulunmuş ama 1950-60 ve 1965-72 yıllarındaki ana muhalefet liderliği döneminde de darbe tezgâhlamak dahil her türlü siyasi entrikada baş rolü oynamıştı.

Hatta diyebiliriz ki, CHP’nin bugünkü entrikacı yapısının mimarı da İsmet Paşa idi. Yetiştirdiği Bülent Ecevit, ondan öğrendikleriyle kurultayda yenmişti Paşasını.

Bu bakımdan İnönü’yü anlamak, Cumhuriyet'in ilk yarım asrını hatta CHP’nin bir asrını anlamak olacaktır.

Bakın; gazeteci Cüneyt Arcayürek (1928-2015), İsmet Paşa’nın 27 Mayıs darbesinin mimarı olduğunu çarpıcı bir anekdotla nasıl aktarmış:

“Bahçelievler’de Ayten Sokak’ta oturan İsmet Paşa’yı, 14’lerden Muzaffer Özdağ ile Numan Esin ziyaret etti. Aylardan Kasım’dı, yıl ise 1960.

İsmet İnönü, kişilerin yaklaşımlarını söze başladıklarında kullandıkları kimi sözcüklerle daha başında saptayacak, nitelikte bir insandı. Paşa bilirdi ki, yanına gelen birisi söze “Paşa, Paşa” diye başlayacak olursa, kendisine, partisine de karşıdır, saygısızdır. Eğer kişi sözü, “Paşam” diye açarsa hem saygılıdır hem de karşıt cephenin insanı değildir.

Yüzbaşı Muzaffer Özdağ, İsmet Paşa’ya CHP'den yakınıyordu. Sözünün bir yerinde,

“Paşa, Paşa!..” dedi. “Bu memleketi kurtaran bizleriz. CHP değil. Üniversiteden geçtik, tasfiyeler yaptık, Ordu içinde ayıklama yaptık, Menderes iktidarını indirdik. Türkiye’yi adam edeceğiz.”

Paşa susuyordu, Özdağ sürdürdü:

“Paşa, Paşa!..” dedi. “Biz, Menderes’in yerinde siz de olsaydınız, gene ihtilali yapardık.”

İsmet Paşa’nın sabrı işte bu noktada taştı. Özdağ’a döndü, “Nah yapardınız!..” dedi. Ekledi:

“Size ihtilali yapacak nedenleri ben vermezdim ki, nasıl yapacaktınız?..”

Özdağ suspus oldu, çıktı gitti.

Bir süre sonra ülke dışına sürgün edilerek uzun süre için çıktı gitti.

Şimdi İstanbul’da avukat.”

(Cüneyt Arcayürek, Yeni Demokrasi Yeni Arayışlar 1960-1965, Bilgi: 1984, s. 197.)

İdamı engelleyebilirdi

Bir de Adnan Bey’in asılmasına mani olmak için eşi Berrin Menderes’in İsmet Paşa’nın evine koşması sahnesi var ki; hakikaten yürek paralayıcı.

Çaresiz kadın “Şimdi kamuoyuna Menderes’in cezasının infazının durdurulmasını söyleyin, yeter” diye ricada bulunmuştu Paşa’dan.

Hakikaten İnönü böyle bir açıklama yapmış olsa bomba etkisi uyandıracaktır.

Ne var ki İsmet Paşa, “Bunu yapamam.” diye cevap verir.

Onu istemeyin de ne isterseniz isteyin!

Elinden gelen ne olmuş, bilir misiniz?

Devlet Başkanı Cemal Gürsel’e idam cezasının hapis cezasına çevrilmesini istediği mektubu, Yenişehir Postanesi’nden satın aldığı pulla postaya vermiştir! (s. 55-56)

Hakikaten inanılmaz bir adam şu İsmet İnönü.

Böylece hem “İdama mani olmak için elimden geleni yaptım” demiş oluyor yani zevahiri kurtarıyor hem de bunu öyle bir zaman ve surette yapıyordu ki iş işten geçtikten sonra devreye giriyor ve fincancı katırlarını ürkütmemiş oluyordu.

İsteseydi “Asmayın” diye açıklama yapmasına kim mani olabilirdi ki?

Adnan Menderes’in vasiyetnamesi

Aynı kitaptan bu defa hazin bir sayfa.

Adnan Menderes’in idamdan saatler önce Yüzbaşı Kâzım Çakır’a yazdırdığı vasiyetnamesi. Yazdırılmasından yaklaşık 6 yıl sonra Başbakan Menderes’in oğlu Yüksel Menderes kanalından Cüneyt Arcayürek’in eline geçen vasiyetname, ilk kez Hürriyet gazetesinin 1 Haziran 1967 tarihli nüshasının manşetinde yayımlanacaktı.

İdam edileceği sabah Adnan Bey’in Kâzım Çakır’ın kulağına kısık sesle yazdırdığı vasiyetname, onun tarafından oğlu Yüksel’e, o da 1966 Aralık’ında Arcayürek’e ulaştırılacaktı.

17 Eylül 1961 günü saat 07-07.30 civarında yazdırılan vasiyetnamenin metni şöyleydi:

“Oğlum Yüksel’e

Allahımdan sözlerimin sana ulaşmasını niyâz ediyorum:

(1) Sureti kat’iyede (kesinlikle) etrafına (çevrene) inanmayacaksın.

(2) Bankadan para alınmasına aslâ tavassut (aracılık) etmeyeceksin.

(3) Beşerî zaafların dışında benim suçlu olduğuma kat’iyen inanmayınız.

(4) Cesaretinizi hiçbir surette kaybetmeyiniz.

(5) İnandığın şeyi, tahakkuk ettiremiyorsan (gerçekleştiremiyorsan) bir ân için mevkiinden ayrıl.

(6) Bütün bu olanlardan sonra da, benim mefkûrem (idealim) olan millete ve vatanına varlığınla hizmet etmekten fariğ olma (uzak durma).

(7) Ruhumla daima sizin yanınızda olacağım. Sizi şefkatle anıyorum.

Ben hakkımı helâl ediyorum. Siz de hakkınızı bir kere daha helâl edin...” (s. 41.)

Vasiyetname yayınlandıktan sonra Yüksel Menderes, 6. maddedeki bir cümlenin gazetede atlandığını hatırlatır Arcayürek’e. Atlanan cümleyle beraber 6. maddenin tamamı şöyledir:

“Bütün bu olanlardan sonra da, benim mefkûrem olan millete ve vatanına varlığınla hizmet etmekten fariğ olma. Kendini körü körüne tehlikeye düşürerek değil.”

Eklenen son cümle, Menderes’in vatan ve millet uğruna ‘körü körüne’ mücadeleye atıldığının ama darbe sonrasında arkasında kimsenin durmadığının bir itirafı mahiyetindedir.

İsmet İnönü 27 Mayıs darbe sabahı evinin balkonunda yanında darbecilerle birlikte halkı selamlıyor.

Mustafa Armağan - Tüm Yazıları

Diğer Yazarlar

Rojda Altıntaş Rojda Altıntaş Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır Cüneyt İnay Cüneyt İnay Gayrimeşru Anatomisi Serkan Kalemciler Serkan Kalemciler İktidar! İktidar! Sevda Türküsev Sevda Türküsev Dilan Polat’ın hazin sonu
Ensonhaber
Uygulama
App Store Google Play
Sosyal Medya
Haberler
  • Güncel Haberler
  • Spor Haberleri
  • Ekonomi Haberleri
  • Yaşam Haberleri
  • Dünya Haberleri
  • Tüm Haberler
  • Dünya Kupası 2026
Servisler
  • Canlı TV
  • Foto Galeri
  • Oyunlar
  • Namaz Vakitleri
  • Son Depremler
  • RSS Servisleri
Kurumsal
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Yayın İlkeleri
  • KVKK Politikası
  • Gizlilik Politikası

ensonhaber.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Ensonhaber Medya A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

© 2026 Ensonhaber Medya A.Ş. Tüm hakları saklıdır.