Regan, İbn Haldun’un vergi politikasını uygulamıştı

Ronald Reagan 20 Ocak 1981’de Beyaz Saray’daki koltuğuna oturduğunda 1970’lerin güneşli günleri çoktan geride kalmış, Amerika’da en üst ile en alt gelir dilimleri arasındaki fark büyümüş ve ekonomideki durgunluk had safhaya varmıştı.
Stagflasyon, işsizlik, enflasyon ve savunma konusundaki güvensizlik (özellikle Sovyetler Birliği karşısında); Reagan’ın önünde bulduğu dağlaşmış sorunlar bunlardı.
Tam kollarını sıvayıp yeni bir 'Amerikan devrimi'ne girişeceği sıradaydı ki Beyaz Saray’daki 69. gününde suikasta uğramıştı. Yaralı haliyle dahi, aktörlüğünün de desteğiyle soğukkanlılığını yitirmemesi, Tanrı’ya şükretmesi ve çevresine verdiği zekice direktifler Amerikan kamuoyunda onun lehine bir sempati dalgasının kabarmasına yol açacaktı.
Reagan 'önce ekonomi' dedi. Biriken sorunları aşmak için aldığı tedbirlerden ikisi, özellikle dikkat çekiyordu: Devlet harcamalarını kısmak ve vergileri düşürmek.
Vergileri düşürmek... Asıl şaşırtıcı olan, 'Reaganomics'in bu şaşırtıcı silahının ilhamını Keynes’ten veya neo-liberal iktisatçılardan değil, Müslüman bir düşünürden, İbn Haldun’dan alıyor olmasıydı. Modern çağa ayak uyduramadı diye ıskartaya çıkarttığımız İslam düşüncesinin güçlü ışıklarından birisi, sessiz sedasız Amerikan ekonomisine nefes aldıran projenin perde arkasındaki kahraman oluyordu.
İbn Haldun, babası ve evladı olmayan eseri 'Mukaddime'yi ilk defa 1347 yılında kaleme almış, 1406’daki ölümüne kadar da üzerindeki çalışmalarına devam etmiştir. 'Mukaddime', bir tür ansiklopediydi. Tarih felsefesinden sihir ve simyaya, toplumsal değişimden ekonomiye, şehircilikten rüyaya kadar pek çok ilim ve disipline ait alanda at oynatan bu şaheser, cevherini asırların uğultusuna emanet etmiş. Onu en iyi anlayan beyinlerimizden biri, 'Bu Ülke'nin aydını Cemil Meriç, 'Mukaddime' için hem 'kendi semasında tek yıldız' der, hem de 'bulutları dağıtan rüzgâr' nitelemesinde bulunur.
İbn Haldun bulutları dağıtmak için göklere yükselmiş bir kartaldır ona göre. Ne acıdır ki, bu 'kartal' ve asırları delen keskin gagasından üflediği diriltici 'rüzgâr', bizim yanık başaklarımızı değil, Batı’nın aç buğdaylarını yalamıştır daha çok.
İbn Haldun’a göre bir devletin halkına yüksek vergiler salması kendi aleyhine sonuçlar doğurur. Çünkü yüksek vergi, halkın elindeki sermayenin azalmasına, bu da girişimciliğin gerilemesine, o da üretimin, dolayısıyla üretimden alınan vergi gelirinin düşmesine sebep olur.
Yani devlet, vergileri yükselttikçe üretim düşeceğinden toplamda elde edeceği vergi geliri de azalır. Daha da önemlisi, insanlardaki girişimcilik ruhu zayıflar. Buna karşılık devletin vergi oranlarını düşürmesi sonuçta halkın elindeki sermayeyi artırıcı yönde bir etki yapacağından halk zenginleşir, üretim artar ve devlet de daha fazla ürünü vergilendireceği için- bu işten daha kârlı çıkar.
Kısacası, İbn Haldun’a göre vergilerin yükseltilmesi, halkın olduğu kadar devletin de aleyhinedir. Aksine, düşük vergi uygulaması, serbest girişimciyi teşvik eder ve zannedildiğinin tersine, hazinenin boşalmasına değil, dolmasına yol açar. Devlet, vergileri düşürmekle hem kendisi hem de halkı için doğru olanı yapmış olur. Devlet de, halk da mamur, bayındır olur. Vergilerin düşürülmesiyle ekonomi canlanınca vergi alınan taban genişler. Sonuçta az vergi alan devlet çok kazanır. *
İşte 1980’lerin başında Amerikan ekonomisini içine girdiği durgunluktan çıkartmak için çareler arayan Başkan Reagan’ı çarpan düşünceler bunlardı. Danışmanlarından birisinin Franz Rosenthal’ın 1958’de mükemmel bir şekilde İngilizceye çevirdiği 'The Muqaddimah'dan haberdar olduğunu ve daha başkan olmadan önce Reagan’a bu üç ciltlik tercümeyi vererek İbn Haldun’un sadra şifa fikirlerinden haberdar olmasını sağladığını biliyoruz.
Nitekim Reagan başkanlık koltuğuna oturduktan aylar sonra ekonomide reform için kolları sıvarken İbn Haldun’un vergi hakkındaki görüşlerini Amerikan kamuoyuna ilan etmiş, hatta örnek göstermişti.
Elimde Reagan’ın bütün konuşmalarının derlendiği resmi bir yayın var: 'Administration of Ronald Reagan'. Bu yayında Reagan’ın İbn Haldun’a yaptığı atıfları açıkça görebiliyoruz.
Chicago’da yaptığı 2 Eylül 1981 tarihli konuşmasında Reagan, eski Başkan John Kennedy’nin 1962’de aynı zamanda hem vergileri düşürmenin hem de enflasyonu yenmenin başarılamayacak bir iş olmadığı yolundaki demecini aktardıktan sonra aslında Kennedy’nin sözlerinin 14. yüzyılda yaşamış bir Müslüman filozof olan İbn Haldun’un tekrarından ibaret olduğunu belirtiyor. Ekonomideki durgunluğu aşmak için vergileri düşürmekten başka çareleri olmadığını söyleyen Reagan’ın halkı ikna etmek için en güçlü dayanağının İbn Haldun olması manidardır.
"Hanedanın başlangıcında düşük vergi alınır, buna karşılık gelir büyük olur. Hanedanın sonuna doğru ise yüksek vergi alınır; ama gelirler düşer."
İbn Haldun’un bu yakıcı tespiti, Reagan’a Amerika’nın çöküşünü hatırlatmış olmalıdır. Acaba Amerikan hanedanı da vergileri yükselttiği için sonuna mı yaklaşmaktadır? "Hayır", der kararlı bir dille; “Biz hanedanın başlangıcına geri döneceğiz”. Yani İbn Haldun’un dediği yoldan gitmezsek sonumuz yakındır.
1 Ekim 1981’de ise ünlü ekonomik iyileştirme programını açıklar. Bu geniş kapsamlı açıklama içerisinde sıra vergiye gelince adeta '14. yüzyılda yaşamış Müslüman bir filozof'un bile mevcut duruma ekonomistlerden daha aklı başında çözümler ürettiğini söyler ve İbn Haldun’un yukarıya aldığımız görüşlerini tekrarlar.
Soğuk Savaş’ı bitiren Başkan Reagan, 'bizim' düşünürümüzü (bilmeyince nasıl 'bizim' oluyorsa artık!) böylesine taze bir yorumla güncellerken, bizim aydınımızın Nuri Pakdil’in deyişiyle Batı’ya bakmaktan boynunun ağrıması kadar yakıcı bir tezat zor bulunur.