Barışamayan dünya
İkinci Dünya Savaşına kadar her ülkenin bir savaş bakanlığı vardı. Fakat Savaş o kadar yıkıcı ve utanç vericiydi ki, savaştan sonra kimse “savaşı başlatan” olarak anılmak istemedi. Bakanlıklar da “Barış Bakanlığı” olmadı tabi ama, “Savunma Bakanlığı” olarak değiştirildi. Konsept şuydu: Biz savaş başlatmayız, öyle bir bakanlığımız yok ama bize saldırılırsa kendimizi savunmak için savunma bakanlığımız var.
Peki savaşlar bitti mi?
Hayır elbette, artarak çoğaldı. Kore’den Vietnam’a, Irak’tan Suriye, İran, Afganistan Ukrayna’ya kadar savaşlar sürdü, sürüyor.
Savunma bakanlıkları savaş bakanlıklarından daha fazla savaş çıkardı ama iddia “Demokrasiyi, insan haklarını savunmaktı”
Takip eden 75 yılda ne demokrasiler yükseldi ne de insan hakları ihlalleri azaldı.
Şimdi Dünya’nın, savunma bakanlıklarından savunulmaya ihtiyacı var.
Tüm riyakarlıklara rağmen yine de insanların barış sever olması, savaştan kaçınmak istemesi takdire şayandı. Savaşılıyordu ama savaşın kötü olduğu biliniyordu ve amaç bir barışa ulaşmaktı, tabi bir sonraki savaşa kadar…
Yine de savaşlar bitiyordu ve bir dengeye gidiliyordu.
Şimdi ise hiç bitmeyen savaşlar icat edildi. Kazanmak ve barış amaç olmaktan çıktı, amaç savaşın kendisi oldu.
Bunu CNN 1. Körfez Savaşında “Savaşı evlerinize getiriyoruz” dediğinde anlamalıydık bu normalleştirme çabalarını.
Başkanı Trump’ın öncülüğünde ABD bir konsept değişikliğine gidiyor.
Trump henüz “Savaş güzeldir” demedi ama “Enflasyon güzeldir, I love enflasyon” diyebildi.
Yakında “I love savaş” da diyebilir. Onda o potansiyel var. Zaten Savunma Bakanlığının adını da Savaş Bakanlığı olarak değiştirdi.
Bir şeyin adının doğru konması güzel bir şey. Riyakarlıktan uzak ama Trump giderek insanlıktan da uzaklaşıyor.
Şimdi ise Beyaz Sarayın içine bir dövüş arenası inşa ettirdi.
Haber “Beyaz Saray, ABD'nin 250. Yıldönümü Kutlamaları Öncesinde UFC Kafesi Kurdu” şeklinde yer aldı
“UFC, İngilizce Ultimate Fighting Championship kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir kısaltmadır. Türkçe karşılığı "Nihai Dövüş Şampiyonası" anlamına gelir.” diyor YZ.
Sizin anlayacağınız “Fight Club” yani.
Kafes dövüşü…
Şimdi Beyaz Sarayın içine böyle bir etkinlik yerleştiren kafanın sorunları kavga değil, barış ve uzlaşı yoluyla çözmek isteyeceğine inanabilir misiniz?
Zaten Trump’ın da öyle bir iddiası yok. Kelime hazinesi 15 yaşında ergen bir Amerikalı kadar olan ve orta parmak göstermekten utanmayan Trump’ın dünyaya bir faydası oldu.
Emperyalizmin boyasını döktü ve “tek dişi kalmış canavarın” gerçek yüzünü gösterdi.
Emperyalizm hiç bu kadar şeffaf olmamıştı ve bu kadar acımasız…
Emperyalizmin mucidi Avrupa bile böyle açıkta kalakalmaktan tedirgin.
Yeni kılıflar bulmaya çalışıyor.
Ve 2026 NATO zirvesi Ankara’da düzenlenecek.