Bu tercihleri yapıyorsanız, haddinizi bilin!

Sevda Türküsev
Sevda Türküsev

Son aylarda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’in yönetimindeki operasyonlar, neredeyse her hafta yeni bir şeyleri ortaya çıkartıyor. Gözaltına alınanlar ve sonrasında verdikleri ifadelerin ardından ünlüler dünyasından veya fenomenler dünyasından birçok ismi gündeme getiriyor. Gözaltına alınıp testleri yapılanların çoğunluğunda yasaklı madde pozitif çıkıyor. Aslında bu operasyonların Türkiye tarihinde ilk defa bu kadar geniş kapsamlı operasyonlar olduğunu da söylemek lazım. O ışıltılı hayatları toplumun gözünün içine sokarak adeta bir illüzyonla toplum resmen uyutuldu. Özellikle ’Z kuşağı’ dediğimiz ve bizim geleceğimiz olan nesiller, bu karakterleri idol olarak görerek ve onları rol model alarak bir sürü saçmalık içine kolayca düşebiliyor.

Bana “Sen fazla abartıyorsun” veya “Dik konuşuyorsun” diyenler, acaba bugün ortaya çıkanlara ne diyorlar çok merak ediyorum.

Özellikle sosyal medyanın bu kadar etkin olduğu bir dönemde ve bundan sonra da etkin olacağı bir dünyada, parlatılan karakterlerin beyinlerini nasıl uyuşturduğunu umarım insanoğlu artık anlar.

Murat Övüç tutuklandığında şöyle demiştim: Murat Övüç tutuklandı, diğerleri de mercek altına alınmalı. Geçtiğimiz günlerde “Mika Raun” adındaki fenomen, yasaklı madde ve halkın değerlerinle alay etme konusunda tutuklanarak cezaevine konuldu.

İfadesinde, içinde yasaklı madde olan kekten 20 gün önce Amsterdam’da yediğini itiraf etti. Aylardır ülkede yasaklı madde konusunda operasyonlar yapılırken, yüzlerce gözaltı ve tutuklamalar varken kalkıp 20 gün önce Amsterdam’da bu keki yemek büyük bir cüret. Ben Mika Raun ve onun gibilerin aptal olduklarını düşünmüyorum. Çok zekiler; zeki olmasalar sosyal medyalarını böyle, negatif de olsa yönetip, bu kadar parlayıp, bu kadar para sahibi olmazlar. Demek ki operasyonlar umurlarında bile değil ve yurt dışında da kullansan; bu ülkede yaşıyorsan, kanında çıktığı zaman bunun bir suç olduğunu bildikleri halde umursamıyorlar.

Bir de Mükremin Gezgin diye bir karakter ve ona benzeyen birçok karakter var.

Bakın şunu söylemek istiyorum: Ben homofobik bir tip değilim. Yani kadın ve erkek ilişkisi dışındaki, yani doğru olan, Allah’ın yaratılış özelliğimizde belirlediği ilişki dışındaki hiçbir ilişkiyi tasvip etmem.

Fakat bunu tercih ederek uygulayanları kınayıp, aşağılamam ama fikrimi de yüzlerine söylerim. Bunu en iyi Selin Ciğerci bilir. İsteyen gidip, Selin Ciğerci’ye benim onun yüzüne insani bir şekilde tercihlerini tasvip etmediğimi nasıl söylediğimi sorabilir.

Bazıları bu eylemi yapıyorlar ama o eylemi gerçekten öyle bir rezil hale getiriyorlar ki; öyle pervasızca topluma sergiliyorlar ve bunun üzerinden para kazanıyorlar ki...

Yani mademki tasvip edilmeyen veya bizlerin ve dinimizin de asla tasvip etmediği bir şeyi yapıyorsunuz, bari oturun oturduğunuz yerde bir çizgi oluşturun.

Bu da sizi, yaptığınız eylemi meşrulaştırmaz ama bu Mika Raun, Mükremin Gezgin ve onlar gibi davrananlarınki hepten rezilliğin daniskası oldu artık.

Bakın bu ülkede hiç kimse, eşcinsel veya trans olduğu için gözaltına alınıp yargılanmıyor. Zaten bu tip ameliyatlar resmi olarak yapılıyor ve hüviyet alıyorsunuz.

Fakat bu işi artık öyle bir iğrenç boyuta taşıyanlar ortaya çıkmaya başladı ki; bu kadarı da artık yüzsüzlük, arsızlık, kendini bilmezlik oluyor.

Tekrar ediyorum; ben asla homofobik bir tip değilim. Asla tasvip etmiyorum ama ‘en azından bu tercihleri yapıp haddinizi bilin’ diyorum.

Benim bu tercihleri yapıp sonradan tövbe etmiş tanıdıklarım var. Pişman olanlar var, olmayanlar var. Ama kalkıp cinsiyet değiştirip hamile bir kadın rolüne bürünmek, sokaklarda kalça sallamak, sosyal medyada toplumu rahatsız edecek şekilde davranmak, çoluk çocuğa kötü örnek olup; onları buna özendirmek gibi şeyleri yapanları da tabii ki kınıyorum.

Bu ince çizgiyi lütfen herkes iyi ayırt etsin!

Tasvip etmiyorum ama ‘en azından haddinizi bilin’ diyorum. Bu had bilmek kadınlığını ve erkekliğini, yaradılış özelliği ile birlikte yaşayanlar için de geçerli. Biz bugün kadın veya erkek sahne şovlarında da hadlerini aşanları eleştiriyoruz.

Ayrıca Mika Raun’un paylaşımlarındaki lüks hayatının da araştırılmasını önemle rica ediyorum. Çok para kazandığı paylaşımlarından belli ya da öyle anlaşılıyor. Bu lüks hayatın faturalarını da göstersin. Kendileri o hayatları yaşayıp toplumu zehirlemek üzerinden adeta para kazanıyorlarsa lütfen işin bu kısmı da araştırılsın.

Ayrıca sosyal medya hesaplarına da erişim engeli gelmelidir!

Sonuç olarak bu ülkede yıllardır haddini aşmadan tercihlerini yaşayanlara hiç kimse tepki göstermedi.

Bülent Ersoy bu işin önünü açan ilk kişidir. Ona kim ne yaptı? Aksine; doğru veya yanlış tartışılır, muazzam bir saygı ve itibar gördü ve hala görmekte.

İşte konu benim bakış açıma geliyor; tasvip etmeyebilirsiniz, asla onaylamazsınız ama bu işin cılkını çıkartmayana da kimse bir şey yapmıyor.

Bugün sosyal medyayla birlikte halkın değerleri ile, hamilelik gibi çok özel bir durumla, inançlarla, kutsallarla, annelikle, babalıkla veya aklınıza gelebilecek özel ve manevi şeylerle prim yapmaya çalışan ve bunlar üzerinden dalga geçenlerin de bir cezası olmalı öyle değil mi?

Şunu da ifade edeyim: Haddini aşmayanları, insanlık gereği kınamamak, onları onaylamak anlamına gelmiyor.

Bu iş, iki tarafı enteresan bir değnek!

İnsanı kınamamak yaptıklarını kabul etmek değildir.

Kınamamak, yaptıklarının doğru olmadığını söylemeyeceksin anlamına da gelmez.

Konu bundan ibaret.