Siz ayrıştırmayı çok iyi bilirsiniz!

Sevda Türküsev
Sevda Türküsev

Hep bir mağdur edebiyatları var ve hep bir mağduriyetleri varmış gibi davranıyorlar. Oysaki belli bir kesim bu ülkenin bütün nimetlerinden faydalanıp gayet rahat bir hayat sürerken, diğer taraftan hep mağduriyet propagandası yaptılar ve yapmaya devam ediyorlar.

Hangi kesimden söz ediyorum? Tabii ki bu sanat camiası dediğimiz, maalesef ki kültürel hegemonyayı elinde tutan kesimden söz ediyorum. Bir de seküler dediğimiz bu kesimin içinde; muhafazakar ve dindar insanları sürekli aşağılayan ve yok saymaya kalkan bir zihniyet var. Bunların da yarın bir gün “Biz dindar ve muhafazakar insanlara baskı yapmıyoruz ve baskı yapmadığımız için de mağduruz” diyerek bağırışlarını görebiliriz diye düşünüyorum.

Çünkü bu kafalar, sadece kendi dünyalarından hayata baktıkları için; sadece kendi yaşam felsefeleri üzerinden ve kendi yaşam tarzları kadar insanlık ölçüsü belirlemişler.

Belçim Bilgin, Yılmaz Erdoğan’ın eski karısı, katıldığı bir programda, ‘Kürt olduğu için insanlar onu kötü zannediyormuş’, 'Neden bu ayrıştırma yapılmış?’ gibi cümleler kurmuş.

Tabii ki tepki aldı. Bu ülkede Kürt olduğu için hiç kimse kötü olarak yaftalanmadı. Kötü olan insanlar zaten kötüydü ve insanlar onları kötü bildi. Bu sadece Kürt değil; din, dil, ırk, mezhep fark etmeksizin Laz, Çerkez, Boşnak... Her kesimin içinden çıkabilecek kötü insanlar vardır. Ama yıllardır bir Kürt politikası uyguluyorlar. Hiçbir derdi olmayan masum Kürt kökenli vatandaşlarımız üzerinden terör örgütlerine adeta destek verip, onları meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Bu ülkede dindar insanlar zulüm görürken sizin insanlığınız neredeydi?

İbadet yapma özgürlüğü bile insanların elinden alınmıştı, ağır kısıtlamalar vardı. O zaman neredeydiniz?

Nasıl bir zihniyetse, kendi zihniyetleri dışındaki insanların zulmüne karşı kör, sağır, dilsizler maşallah.

Terör örgütlerinin dağa kaçırdığı çocuklar için niye sesinizi çıkartmadınız?

Terör örgütüne mensup bir kadının öldürülmesi üzerinden saç örme eylemi başlatıyorlar.

40 yılda 40 bin şehidimiz var. Terör örgütleri tarafından katledildi. Hangisi için sesinizi çıkarttınız? Aybüke Öğretmen için sesinizi çıkarttınız mı, askerlerimiz için, polislerimiz için... Neden onlar için kılınız kıpırdamadı? Çoluk çocuk demeden masum insanlar katledilirken niye sesinizi çıkartmadınız?

‘Kimsenin kimseyi ayrıştırdığı veya ötekileştirdiği yok’ diyeceğim ama bir kesim var ki her zaman bir ötekileştirme çabasında.

Bu ülkede şu anda sağcı olup Recep Tayyip Erdoğan’a oy veren ve onu destekleyenleri de siz ötekileştiriyorsunuz.

Kendi camiamızdan bir şarkıcı, bir sanatçı, bir oyuncu kalkıp Recep Tayyip Erdoğan’la fotoğraf çektirse veya bir şey yazsa; anında onu linç ediyorsunuz, dışlıyorsunuz.

Sorsan hep siz ötekileştirildiniz, öyle mi? Hayır efendim! Sizin hayat biçiminiz de ötekileştirme zaten, siz ötekileştirmeyi çok iyi bilirsiniz. Uzmanlık alanınız ötekileştirme.

En çok yaptığınız ve çok iyi bildiğiniz diğer bir şey de; bu ülkede var olup, bu ülkede işinizi icra edip; bu ülkeden zengin olup, ondan sonra kalkıp kendinizi mağdur gibi gösterme konusunda kimse elinize su dökemez. Asıl ötekileştiren sizsiniz ve bu ötekileştirme huyunuzdan da asla vazgeçmiyorsunuz.

Madem beğenmiyorsunuz ülkeyi, gidin. Bazılarınız gidiyor, oraya yerleşiyor; buraya yerleşiyor ama sonra yapamıyor, buraya geri dönüyor.

Bu ülkenin kimseye verilecek bir karış toprağı yok. Bu toprakları koruyan askerlerimizi şehit edenleri, masum vatandaşları şehit edenleri görmezden gelenlere de gerçekten tahammülümüz yok!

Belçim Bilgin ve onun gibilerin amacı ne, onu da kamuoyunun vicdanına bırakıyorum.

Terörsüz Türkiye, uluslararası arenada rakibimiz olan ülkelerin işine gelmez. Fakat bu ülkede yaşayıp, bu ülkede çalışan ve bu ülkede yaşayanların bazılarının işine gelmediğini, yaptıklarıyla ve söylemleri ile görüyoruz.

Ülkenin bölünmez bütünlüğü diye bir şey var! Bazılarınıza kalsa Diyarbakır’ı Kürdistan ilan edeceklerdi. Yani Atatürk’ün de mi hatırı yok?

Anlayacağınız bunların kafaları değişmez ama şu da bir gerçek: Maalesef ki muhafazakar kesim de bunların filmlerine, konserlerine, etkinliklerine deli gibi koşa koşa gidiyorlar. Sorduğumuz zaman da ‘Sanat olarak düşünüyorum’ diyorlar. Gücü nereden alıyorlar? Doldurulan salonlardan ve onların gelirlerinden zengin olarak küstahlaşıyorlar. Bunun altyapısını da daha çok muhafazakar, milliyetçi ve dindar insanlardan sağlıyorlar.

Gitmeyin kardeşim! Onlar muhafazakar camianın oyunlarına, sinemalarında, sanatçılarının konserlerine geliyorlar mı? Hayır asla gelmezler, kapılarının önünden bile geçmezler. Ama bizim muhafazakar ve dindar camia, sanat aşkına nelerin gittiğinin farkında değil.