Fenomen Salgını

Uhud Tekin
Uhud Tekin

Dünya, akıl sınırlarını zorlayan bir dönemden geçiyor. TikTok’un en çok takip edilen ismi Khaby Lame, geçtiğimiz günlerde 975 milyon dolarlık bir iş anlaşmasına imza attı. Şaka değil, neredeyse bir milyar dolar...

Peki, ne yaparak bu rakama ulaştı? Hiç konuşmadan, sadece ellerini iki yana açıp omuzlarını silktiği o meşhur jestiyle.

Sosyal medya fenomenlerinin dünyaya ne faydası olduğunu inanın bilmiyorum. İyi örnek olanlarını, para için değil farkındalık yaratmak için çalışanlarını ayrı tutuyorum ama büyük bir bölümü ne yazık ki yozlaşmış durumda.

Gösterişli ancak sahte hayatlarını insanlara ifşa ederek toplumda büyük bir kırılmaya sebep oluyorlar. Sonra bir bakıyorsunuz o çok sevilen “iyi insan” ya uyuşturucudan ya dolandırıcılıktan ya da başka bir sebepten tutuklanıyor.

Anadolu’nun en ücra köşesinde yaşayan yaşlı bir amca bile Tiktok’tan yayın açıp kolay para kazanmak ve tanınmak için insanlık onurundan vazgeçebiliyor.

Nereye gidiyoruz biz? Bu saçmalığın sonu yok mu?

Bir tarafta sadece tanındığı için bu devasa rakamlara ulaşan bir genç, diğer tarafta ise yerin yüzlerce metre altında, rızkını taştan çıkaran, güneş yüzü görmeden ömür tüketen maden işçileri... Bir yanda bir saniyelik sessiz bir jest, diğer yanda bir ömür süren ağır mesai.

Bu tablo, sadece ekonomik bir dengesizlik değildir. Bu, insanlığın en büyük ahlak sınavıdır. Sosyal medyanın gücüyle büyüyen bu çarpık düzen, gerçek emeği değersizleştiriyor. Alın terini, klavye ve ekran başındaki beğenilere kurban ediyor.

Bir toplumun asıl direği olan çiftçi, işçi, öğretmen, mühendis arka planda kalırken, hiçbir somut fayda üretmeyen bir dikkat ekonomisi dünyayı yönetiyor.

Gençlerimize çalışmanın değil, takipçi toplamanın tek kurtuluş yolu olarak sunulduğu bir iklimde, toplumsal adaletten bahsetmek ne kadar mümkün?

Film Önerisi: Dünyanın Durduğu Gün (2008)

Halimizi anlamak için 2008 yapımı o çarpıcı filme bakmalıyız. Çok sevdiğim aktör Keanu Reeves’in canlandırdığı Klaatu, dünyaya bir elçi olarak gelir. İnsanlığın birbirini yiyen hırsını, doymak bilmeyen tüketim iştahını ve doğaya, emeğe verdiği zararı görür. Filmdeki şu cümle çoğu şeyi özetler: "Eğer dünya ölürse, siz de ölürsünüz. Ama eğer siz ölürseniz, dünya yaşar."

Filmde insanlığın gidişatını durdurmak için teknoloji bir anda kesilir, her şey durur. Belki de bizim de böyle bir duraklamaya ihtiyacımız var. Bir anlığına durup, ekranları kapatıp madenlerdeki o kirli yüzlere, tarlalardaki o çatlamış ellere bakmamız gerekiyor.

Bir yanda avuçlarını açarak zenginleşenler, diğer yanda avuçları nasır tutarak fakirleşenler...

Buna biz sebep oluyoruz. Onları biz meşhur ediyoruz. Ekrandan bir video izlemek masum gibi görünüyor ama artık geleceğimizi mahvedebilecek bir tehlikeye dönüştü.

Bu devran böyle dönemez. Eğer emeğin izzeti, ekranın cazibesine yenik düşmeye devam ederse sadece ekonomimiz değil, insanlığımız da iflas edecek.

Kıyamet alametleri sıkça konuşulur. Bence en çarpıcı olanı servetin adaletle dağıtılmadığı bir dünyadır. Böyle bir dünya kendi kıyametini kendi elleriyle hazırlar…