İddiamızdan Vuruluruz!
Rahmetli yazar Fethi Gemuhluoğlu’nun meşhur sözüdür: “İnsan iddia ettiği yerden imtihan olur” der.
Bu kıymetli sözdeki insan kelimesini İslam alemi olarak değiştirin. Çünkü çok uzun zamandır yaşadığımız şey bu. Eğer devlet, ramazan geldiği için gıda denetimlerini artırmak zorunda kalıyorsa, vatandaş alışveriş yaparken fiyatların yükseldiğini görüyorsa ahlaki bir sorun var demektir. Her ramazan “Müslüman adil ve dürüst olur” sözüyle imtihan oluyoruz. Ve ne yazık ki bu imtihanı hep kaybediyoruz.
Bu bilinçli yahut bilinçsiz şekilde İslam’ın insan ruhu üstündeki etkisini tersine çevirme operasyonudur. Çünkü bir insan ramazan yaklaştığında “fiyatlar artacak, gıdalar bozulacak” diye endişe ederse o ay o kişinin zihnine problemli bir dönem olarak kazınır.
Peki Hristiyanlar ne yapıyor? Batı dünyasının “Black Friday” olarak adlandırdığı, yılın en düşük fiyatlarını bulabileceğiniz dönem aslında Noel için bir hazırlık. Filmlerinde, kitaplarında, çarşısında, pazarında Noel için devamlı pozitif bir çaba var. Hediyeleşmeyi teşvik için indirimler yapıp, sıcak aile buluşmaları için filmlerle propaganda yapıyorlar. Yani Hristiyan bir çocuk Noel’i iple çekiyor. Müslüman bir çocuk ise anne babasının endişeleriyle büyüyor. Bu çok acı bir şey…
Fırsatçılık, tek bomba fırlatmadan toplumları yok eder. Riyakarlık tek nutuk atmadan ahlakı bozar. Bu sinsi hastalıklardan kurtulmamız gerek. İyiliği büyütmemiz gerek. Ramazan’ın ruhunu yaşatmaya ve yaymaya çalışan insanlar yok mu? Şükürler olsun ki var. Onlar diğer 11 ayda verdikleri mücadeleyi Ramazan’da misliyle artırıyor. Onlar da bu anlattıklarımın farkında ve rahatsızlar.
Geleceği çocuklar değil biz şekillendiriyoruz. Çünkü bugün 10 yaşında olan bir çocuğun otuz yaşına geldiğinde nasıl bir insan olacağını büyük oranda ailesi ve toplumu belirliyor. Bu yüzden çocuklarımızın özellikle dini ve milli bayramları iyi hatırlamasını sağlamalıyız.
Yeri gelmişken bir diğer önemli konuya değinelim. 23 Nisan kutlamaları için okullarda hazırlıklara başlamış. Gösteriler, oyunlar, kutlamalar… Hepsi bu milli bayramın değerli parçaları. Ama bir sorun da burada karşımıza çıkıyor. Kıyafet parası…
Okullarda çocukların 23 Nisan gösterilerinde yer almaları için kıyafet parası toplandığını biliyoruz. Bunu her yıl yapıyorlar. Evet hemen her yıl veliler bu tür gösteriler için para toplamak zorunda kalıyor. Maddi durumu olmayan ailelerin çocukları gösterilere katılamıyor. O çocuk hayatı boyunca bunu unutmaz. Bu çok büyük bir yanlış. Milli Eğitim Bakanlığımızın konuya el atması ve durumu değiştirmesi gerek.
Peki nasıl düzeltilir? Kuzey ülkelerinde çocuklar bayramlarda kullanacakları kıyafetleri kendileri hazırlıyor. Satın almıyorlar. Çocukların aidiyet kurması ve ömür boyu emeğiyle o günü kutlamasını sağlıyorlar. Evde olan basit malzemelerle çocuklara kendi giyecekleri kostümleri tasarlatıyorlar. Ya da Kıyafet kumbarası sistemi var. Okul yönetimi bir kez alınan kıyafetleri dönüşümlü olarak her yıl kullanıyor. Bu da başka bir yol. Aranırsa bulunur…
Hem dini hem milli günlerimizi çocuklarımızın iyi hatırlaması devlet stratejisi olarak benimsenmeli. Bir çocuk herhangi bir günü iyi ya da kötü geçirirse bunu bir şekilde aşabilir. Ama ona doğup büyüdüğü toprakların hediyesi olarak gelen özel günleri kötü geçirmesi, ülkesiyle olan bağlarını koparır. Yılın en ucuz günleri o günler olmalı. Yılın en neşeli, en bereketli, en huzurlu günleri o günler olmalı.
Bunu başarabiliriz. Yetişkinler olarak başarmak zorundayız. Amasız fakatsız, bahaneler bulmadan yapmalıyız.
Sonuç olarak, gelecek sadece çocukların ellerinde değil, bizim bugün onlara sunduğumuz dürüstlük ve adalet aynasında şekilleniyor. Bir çocuğun kalbine bırakabileceğiniz en büyük bayram hediyesi, satın alınmış pahalı bir kostüm, hileyle ucuzlatılmış bir sofra ya da devlet denetimiyle zorlanmış bir dürüstlük değil, hayatı boyunca sığınabileceği adil bir dünya hatırasıdır.
Zira bir toplumun gerçek sınavı Ramazan sofrasındaki vicdanı ve 23 Nisan törenindeki her bir çocuğun, o sahneye hiçbir sınıfsal farkın gölgesinde kalmadan, aynı tebessümle çıkabilme hakkıdır….