Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan tesettür yorumu: Türkiye bu meseleyi geride bıraktı

Medyaya yansıyarak tepkiye neden olan, tesettürü eleştirdiğini sanarak nefret sözlerini ve hakaretlerini sayarak gündeme gelen şahsın ve onun gibilerini 'geri kafalı fosil' olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Başörtüsü bu toprakların normalidir" dedi.

Haber Merkezi Haber Merkezi
Ensonhaber'i Google'da haber kaynağınız olarak ekleyin

AK Parti 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'na katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Son dönemde medyaya yansıyan 'tesettür düşmanlığı' olayları inanç özgürlüğüne kastın görmezden gelinemeyeceğini uygulanan yaptırımlarla gözler önüne serdi.

Konuya ilişkin değerlendirme yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk milletinin aynı anlayışlara sahip olmasa da aynı topraklar üzerinde aynı bayrak altında gönülleri birleşmiş bir millet olduğunu belirttti.

"TÜRKİYE ARTIK EŞİTLİK VE ADALET ÇİZGİSİNDEDİR"

Bu düşmanlığı 'geri kafalı fosiller' sözleriyle yorumlayan Erdoğan, "Türkiye, bu meseleyi artık geride bıraktı." sözlerini kullandı.

Hedefin her zaman özgürlük ve normalleşmek olduğunun altını çizen Erdoğan, Türkiye'nin bu meselede artık eşitlik ve adalet çizgisinde olduğunu vurguladı.

"BİZ KUTUPLAŞTIRMANIN DEĞİL, KAYNAŞMANIN PEŞİNDEYDİK"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ayrıca şu sözleri kullandı:

Bu ülkenin kız çocuklarının baş örtüsüyle okuması, çalışması engellendi. Bu ülkede dindar olsun ya da olmasın kadınlar hür iradeleriyle örtündüler.

Biz kadınlarla birlikte on yıllar boyunca tesettür mücadelesi verirken bir kutuplaştırmanın peşinde değildik.

Biz sadece normalleşmenin, adaletin, böylece kaynaşmanın peşindeydik. Şimdi geri kafalı bazı fosiller başörtülere kin kusuyor. Kadınları aşağılıyor tehdit ediyor.

"TÜRKİYE BU MESELEYİ ARTIK GERİDE BIRAKMIŞTIR"

Nesli tükenmekte olan bu numuneler son derece küstah bir eda ile güya kadınlara ders veriyor. Türkiye bu meseleyi artık geride bırakmıştır. Türkiye bu meselede normalleşmiştir. Türkiye bu meselede eşitlik ve adalet çizgisine gelmiştir.

Artık şunu anlamayanların da anlaması gerekir. Başörtüsü anormal değildir, marjinal değildir, belli bir tarikatın veya cemaatin sembolü hiç değildir.

"BAŞÖRTÜSÜ BU TOPRAKLARIN NORMALİDİR"

Yazması, tülbendi, çarşafı, behramı ve diğerleriyle başörtüsü bu toprakların normalidir ve inşallah normal de olacak. Bu yeni normal de değildir.

Tüm zamanların normalidir. Önümüzde çıkan her meselede ilkemiz işte budur. Biz burada hep birlikte biriz, beraberiz. Son nefesimize kadar da birlikte olacağız.

"İKİ GÜN BOYUNCA YAPACAĞIMIZ İSTİŞARELERİN HAYIRLI OLMASINI DİLİYORUM"

Aziz milletim, Merkez Karar ve Yönetim Kurulu ile diğer Genel Merkez kurullarımızın kıymetli üyeleri, Kadın ve Gençlik kollarımızın Merkez Karar ve Yürütme kurullarının değerli mensupları, kıymetli kurucularımız, kıymetli milletvekillerimiz, değerli kabine üyelerimiz, muhterem dava ve yol arkadaşlarım, hepinizi en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.

Sizlerin şahsında, ülkemizin dört bir yanında AK Parti'nin millet davasını ve Türkiye sevdasını göğsünün üzerinde bir madalya misali gururla taşıyan tüm yol arkadaşlarıma selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum.

Yine burada, şairin "Dostlar, iki bin kere bile selamlaşmadık. Aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz" dediği gönül ve kültür coğrafyamızın farklı köşelerinde özellikle kalbi bizimle atan tüm dostlarımıza, kardeşlerimize en derin muhabbetlerimi iletiyorum.

AK Parti İstişare ve Değerlendirme Toplantılarımızın 33'incisinde bir kez daha sizlerle beraber olmanın, sizlerle hasbihal etmenin, siz kardeşlerimle hasret gidermenin memnuniyetini yaşıyorum.

Davetimize icabet ederek kampımızı teşrifleriniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Toplantımızın ve burada iki gün boyunca yapacağımız istişarelerin partimiz, ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.

Daha önceki buluşmalarımızda olduğu gibi, değerli fikirlerinizle, görüş ve önerilerinizle istişare toplantımıza kıymetli katkılar sunacağınıza inanıyor, sizlerden kanaatlerinizi samimiyetle paylaşmanızı özellikle rica ediyorum.

MİLLETİMİZLE ARACILARLA KONUŞMAYIZ

Değerli kardeşlerim, konuşmamın hemen başında şu hatırlatmayı yapmak isterim. Biz ne kendi içimizde ne de milletimizle aracılarla konuşan, perdeyle konuşan bir kadro asla olmadık. Partimizin kuruluşundan itibaren yatay ve dikey iletişim kanallarını açık tutmaya, danışma ve istişare kültürünü işletmeye özel önem verdik. Düşüncelerimizi özgürce dile getirdik.

Eleştirilerimizi serbestçe ifade ettik. Kendi muhasebemizi hem de çok cesur biçimde, çok öz güvenli bir şekilde yaptık. Partimiz için, hareketimizin istikbali için, mücadelemizin başarısı için en doğru siyaset neyse ortak akılla onu bulmanın ve uygulamanın gayretinde olduk.

Birlikte tespit ettiğimiz hedefler doğrultusunda, gönül birliği içinde, omuz omuza vererek yolumuza kararlılıkla devam ettik. İnşallah 33. İstişare Toplantımızda da aynısını yapacağız.

ORTAK BİR TARİHE, ORTAK BİR VATANA SAHİBİZ

Biz birbirine yabancı ve birbirine tahammül etmek zorunda olan bir millet değiliz. Ortak bir tarihe, ortak bir vatana sahibiz. Her şeyden önce biz aynı Peygamberin ümmeti olarak aynı ezanı terennüm eden bizi beraber eden bizi tek bir millet eden tek bir dine sahibiz.

Anlayışlar farklı olabiliriz. Meseleleri ele alma biçimi farklı olabilir. Yaşam tarzları farklı olabilir. Hepimiz aynı bayrak altonda, gönülleri aynı ülküde kenetlenmiş bir topluluğuz.

BU TOPRAKLAR ÜZERİNDE YAŞAYAN 86 MİLYONUN DEVLETİDİR

Şunu bir defa çok açık ve net söylemek isterim: Bu ülkede, Türkiye Cumhuriyeti kimliğine sahip olan hiç kimse vatan toprağında misafir değildir. Kiracı değildir. Sığıntı değildir. Öteki değildir. Üvey evlat değildir.

Bilakis, hepsi de bu vatan toprağında mülk sahibidir, ev sahibidir, bu milletin asli unsurudur, bu milletin öz evladıdır. Yaşadığı coğrafya neresi olursa olsun, dedeleri nereden gelmiş olursa olsun, mezhebi, meşrebi, kökeni, görüşü, düşüncesi her ne olursa olsun, değil mi ki Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşıdır; o halde herkes kadar bu ülkenin, bu vatanın, bu devletin sahibidir.

Ve bu devlet, bir zümrenin, bir kitlenin, belli bir grubun, belli bir grubun kökenin değil, bu topraklar üzerinde yaşayan 86 milyonun devletidir. 86 milyonun her bir ferdi bu devletin eşit derecede sahibidir.

"CHP İÇİNDEKİ KAVGANIN TARAFI DEĞİLİZ"

Şu anda CHP içinde bir çatışma, ayrışma var. Yine söylüyorum; Biz CHP'nin içindeki bu iç savaşın tarafı değiliz. Dün yoktuk, bugün de yokuz yarın da olmayacağız. Birbirlerine tuzak kurdular, birbirlerinin kuyusunu kazdılar, birbirlerini şikayet ettiler. Bu noktaya geldiler. Şimdi de ceremesini çekiyorlar.

Bizim arzumuz, umudumuz şudur; CHP içindeki dış mihraklardan kurtulması hem CHP adına hem Türkiye adına hatırlı olacaktır. Başarabilirler mi, başaramazlar mı bunu bilemeyiz. Gücünü tabandan, seçmeninden almayan, gücünü dış güçlerden, gücünü yolsuzlukla gelen yetim hakkından, kara paradan alan bir muhalefet Türkiye'ye fayda getirmez zarar getirir.

AK Parti Türkiye kitabıdır. Burada herkese bir sayfa var. Burada herkesin hikayesinde bir yer var. Ama bu kitabın bir cildi ortak ruhu ve duygusu var. Yolumuz birdir, istikametimiz birdir, hedefimiz, gayemiz, menzilimiz birdir. O menzile yürüyen herkesle yol yürürüz.

Kaynak: Ensonhaber Haber Merkezi