Dolar
8.3456
0.6913%
Euro
9.671
-0.1022%
Altın
1879.06
0.599%
Borsa
1112.37
-1.2972%
G. Altın
504.287
1.3878%
Bitcoin
113901.14
1.1374%
11ºC
İstanbul
Güneşli 11 C

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan AB liderlerine Doğu Akdeniz mektubu

    Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de diplomasiye ağırlık verdiğini belirten Erdoğan, gerginliği tırmandıran tarafın Yunanistan ve GKRY olduğuna dikkat çekti.
    • AA
    • 30.09.2020 - 09:38
    Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan AB liderlerine Doğu Akdeniz mektubu

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği (AB) kurumlarının başkanlarına ve üye ülkelerin liderlerine birer mektup gönderdi.

    Erdoğan, mekrubunda Türkiye'nin Doğu Akdeniz konusuna yaklaşımını ve sorunların çözümüne yönelik önerilerini aktardı.

    Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) dışındaki AB üyelerine gönderilen mektupta, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye-AB ilişkileri ve bu ilişkilerin ilerlemesinin Türkiye için her zaman öncelik taşıyan konuların başında geldiğini ve süreçle ilgili AK Parti iktidarı döneminde çok önemli mesafeler katedildiğini anımsattı.

    "GERGİNLİĞİN MÜSEBBİBİ TÜRKİYE DEĞİL"

    Doğu Akdeniz'de devam eden gerginliğin müsebbibinin Türkiye değil, Yunanistan ve GKRY olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün geldiğimiz duruma, Yunan-Rum ikilisinin Türkiye'yi ve Kıbrıs Türklerini yok saymaları, tek yanlı adımlar atmaları, oldubittiler yaratmaları ve AB'nin buna 2003 yılından beri seyirci kalması yol açmıştır.

    Kıbrıs meselesi çözülmeden AB'ye üye yapılan GKRY, Kıbrıs Türklerini yok sayarak 2003, 2007 ve 2010 yıllarında komşu ülkelerle deniz sınırı anlaşmaları yapmış, 2007 yılında ruhsat sahaları belirlemiş, uluslararası ihaleler açmış ve 2011 yılında ilk sondajını gerçekleştirmiştir." ifadelerini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan dan AB liderlerine Doğu Akdeniz mektubu #1

    "TÜRKİYE DİPLOMASİYE AĞIRLIK VERDİ"

    Yunanistan'ın GKRY ile birlikte, Türkiye'yi Antalya Körfezi'ne hapsetmeyi hedefleyen, maksimalist deniz sınırı iddialarını (Sevilla Haritası) AB'yi kullanarak Türkiye'ye kabul ettirmeye çalıştığını, bu sınırların ulusal ve AB'nin dış deniz sınırları olduğunu iddia etttiğini kaydeden Erdoğan, mektubunda şu değerlendirmelere yer verdi:

    "Yunan/Rum ikilisi bunlarla da yetinmeyerek, Türkiye ve Kıbrıs Türklerine karşı Doğu Akdeniz Gaz Forumu adı altında bir mekanizma teşkil etmiş, ayrıca bölge ülkeleriyle Türkiye karşıtı üçlü ve dörtlü işbirliği mekanizmaları kurmuştur. Türkiye ise Doğu Akdeniz'de hem kendi hem de Kıbrıs Türklerinin haklarını korumak için diplomasiye ağırlık vermiş, ancak diyalog ve iş birliği çağrılarımız sonuç vermeyince, sahadaki adımlarını 7 yıl bekledikten sonra 2018 yılında atmaya başlamıştır."

    Yunanistan ve Fransa Doğu Akdeniz'de tatbikat düzenledi ViDEO


    "HİDROKARBON FAALİYETLERİNİN DURDURULMASININ İSTENMESİ..."

    Türkiye'nin, Doğu Akdeniz'de deniz yetki alanlarının uluslararası hukuka uygun, hakça ve adil şekilde sınırlandırılmasını savunduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

    "Bu amaçla Yunanistan ile ön koşulsuz olarak diyaloğa hazır olduğumuzu bir kez daha vurgulamak isterim. Bu çerçevede gerginliğin azaltılması için NATO Genel Sekreteri'nin deniz ve hava unsurlarını ayrıştırma girişimine de başından itibaren destek verdiğimizi dikkatinize getiririm. Diğer taraftan Kıbrıs Türkleri ile Kıbrıs Rumlarının, yıkılan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ortak kurucuları ve Ada'nın ortak sahipleri olarak hidrokarbon kaynakları konusunda, hakça gelir paylaşımı dahil bir iş birliği mekanizması tesis etmeleri gerekir. Böyle bir iş birliği mekanizmasının kurulması için, Kıbrıs meselesinin çözümünü beklemeye gerek yoktur. Zira Ada'daki her iki taraf da, belirlediği ruhsat sahalarında uluslararası petrol şirketleri aracılığıyla faaliyet göstermektedir. Bu faaliyetlerin durmasına veya devam etmesine ancak Ada'daki iki halk birlikte karar vermelidir.

    Ayrıca, Doğu Akdeniz'de Kıbrıs Türkleri dahil tüm tarafları bir araya getirecek, kapsayıcı bir enerji iş birliği forumu kurulmasının son derece yararlı olacağına inanıyorum. Türkiye bu yönde atılacak adımlara her türlü desteği vermeye hazırdır.

    AB'nin bu düşüncelerimize destek vermesini, aday ülke Türkiye'ye karşı takındığı yanlı tutumu terk etmesini, Yunanistan'ın ve GKRY'nin maksimalist tezlerine koşulsuz, haksız yere destek vermemesini temenni ediyorum. AB'nin ülkeme karşı aldığı bu yanlı tutum, AB müktesebatına ve uluslararası hukuka aykırıdır. Bu yanlı tutum çözümü zorlaştırmakta, gerginliği arttırmakta ve Türkiye-AB ilişkilerine, birçok alandaki ortak menfaatlerimize zarar vermektedir. Bizim AB'den beklentimiz tarafsız kalması, herkese eşit davranması, diyalog ve iş birliğini desteklemesidir. Yukarıda bahsettiğim adımlar atılmadan Türkiye ve Kıbrıs Türklerinden Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon faaliyetlerini durdurmalarının istenmesi, haksız ve adaletsiz bir taleptir."

    Cumhurbaşkanı Erdoğan dan AB liderlerine Doğu Akdeniz mektubu #2

    "MAKSİMALİST TALEPLERE BOYUN EĞMEDİK"

    Öte yandan bu konuda Temmuz ayı sonunda AB Dönem Başkanı Almanya'nın ricası üzerine Türkiye'nin sergilediği iyi niyetli tutuma, Yunanistan'ın 6 Ağustos'ta Mısır'la imzaladığı sınırlandırma anlaşmasıyla karşılık vermesinin güvensizliği artırdığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, mektubunda şu ifadelere yer verdi:

    "Doğu Akdeniz ülkeleri hidrokarbon programlarını ve faaliyetlerini hızla devam ettirirken, Türkiye'ye karşı şer ittifakları sürerken, Kıbrıs Türkleri yok sayılırken, Doğu Akdeniz'de en uzun kıyı şeridine sahip Türkiye'nin kendi kara sularına hapsolmasını kimse beklememelidir.

    Biz diyalog ve iş birliğine her zaman hazır olduk. Bize AB üzerinden empoze edilmeye çalışılan maksimalist taleplere de boyun eğmedik. Hiçbir ülkenin hakkında gözümüz yok. Ancak hem kendi haklarımızı hem de garantör ülke olarak, Kıbrıs Türklerinin haklarını koruduk ve korumaya devam edeceğiz. Doğu Akdeniz meselelerine adil ve barışçıl bir çözüm bulabilmek hepimizin ortak sorumluluğudur. Bunun için iş birliği ve diyalog desteklenmeli, mevcut krizi daha da ağırlaştıracak adım ve kararlardan kaçınılmalıdır.

    Bizim samimi arzumuz, 18 Mart Mutabakatı'nın günün koşulları da dikkate alarak güncellenmesi ve Türkiye-AB ilişkilerinin tüm yönleriyle, ortak çıkarlarımız doğrultusunda aşama aşama ilerletilmesidir. Bunun yolunun ise yasa dışı göç, terörizm, ticaret, enerji gibi pek çok farklı alanda ilişkilerimizin müşterek çıkarlarımız için taşıdığı hayati önemin farkında olmaktan geçtiğine inanıyor, bu amaca yönelik değerli desteğinizi bekliyorum."

    Erdoğan: Doğu Akdeniz'de tacize ve saldırıya asla müsamaha göstermeyeceğiz ViDEO

    "DOĞU AKDENİZ POLİTİKAMIZIN İKİ ANA HEDEFİ VAR"

    Türkiye-AB ilişkilerinde 60 yılı aşan zorlu sınamalar da yaşandığını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

    "Son dönemde, Doğu Akdeniz'de yaşanan gelişmeler nedeniyle ilişkilerimiz yeni bir sınamayla karşı karşıyadır. Bu mektupla sizlere, Türkiye'nin Doğu Akdeniz konusuna yaklaşımını ve sorunların çözümüne yönelik önerilerini aktarmak istiyorum. Doğu Akdeniz politikamızın iki ana hedefi vardır. Birincisi, Doğu Akdeniz'de deniz yetki alanlarının uluslararası hukuka uygun olarak, hakça ve adil biçimde sınırlandırılması ve kıta sahanlığımızdaki egemen hak ve yetkilerimizin korunmasıdır. İkinci hedefimiz ise Kıbrıs Türklerinin Kıbrıs Adası'nın eşit ortağı olarak, Ada'nın hidrokarbon kaynakları üzerindeki eşit hak ve çıkarlarının garanti altına alınmasıdır.

    Bu hedeflerimiz çerçevesinde Türkiye, Doğu Akdeniz'in, tüm tarafların iş birliği yaptığı, hidrokarbon kaynaklarının hakça ve adil şekilde paylaşıldığı, barış ve istikrarın hüküm sürdüğü bir iş birliği bölgesi olmasını arzu etmektedir. Kömür ve çeliğin AB'nin çıkış noktasını oluşturduğu gibi, hidrokarbonun Kıbrıs'ta çözüme ve büyük AB'nin oluşumuna temel oluşturmasını diliyoruz."

    İlginizi Çekebilir

    Görüş Bildir