İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsviçre’nin Cenevre kentinde yarın ABD ile gerçekleştirilecek müzakereler öncesinde yaptığı açıklamada, tüm seçeneklerin masada olduğunu belirterek, "Hem savaşa hem de barışa tamamen hazırız" dedi.
ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin üçüncü turunun bugün yapılması planlanıyor.
İran heyetine Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi başkanlık ederken, ABD heyetinde ise Başkan Donald Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile damadı Jared Kushner yer alıyor.
Taraflar bir önceki görüşmelerini Cenevre’de gerçekleştirirken, üçüncü tur müzakerelere Umman’ın arabuluculuk etmesi bekleniyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, uluslararası basına verdiği bir röportajda, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik açıklamalarına, ABD ile yürütülen müzakereler ve muhtemel askeri senaryolara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
"HEM SAVAŞA HEM DE BARIŞA TAMAMEN HAZIRIZ"
Tüm seçeneklerin masada olduğunu vurgulayan Arakçi, "Hem savaşa hem de barışa tamamen hazırız" ifadelerini kullandı.
İsviçre’nin Cenevre kentinde bugün İran ile ABD arasında gerçekleştirilecek görüşmelere değinen Arakçi, önceki turda ilerleme sağlandığını belirterek, "Bir tür karşılıklı anlayışa varabildik ve bu anlayış temelinde bir anlaşma, bir mutabakat inşa edebileceğimizi düşünüyorum. Adil, dengeli ve hakkaniyetli bir anlaşmaya ulaşmak mümkün ve bunu gerçekleştirebiliriz" ifadelerini kullandı.
"SİLAHLI KUVVETLERİMİZ HAZIR"
İran Silahlı Kuvvetleri’nin muhtemel bir çatışmaya hazır olduğunu işaret eden Arakçi şu ifadeleri kullandı:
"Kendimizi nasıl savunacağımızı biliyoruz ve bunu geçmişte de ortaya koyduk. Yaşadığımız savaştan ciddi dersler çıkardık ve bugün her zamankinden daha hazırlıklıyız. Ancak bu hazırlık savaş arayışında olduğumuz anlamına gelmez. Aksine, güçlü olmak savaşın önüne geçmenin en etkili yoludur. Hazır değilseniz çatışmayı kendi kapınıza getirirsiniz. Biz savaş istemiyoruz, amacımız onu engellemek. Ben bir diplomasi insanıyım ve yürüttüğümüz sürecin bu sorunun çözümü için en doğru zemin olduğuna inanıyorum"

"NÜKLEER PROGRAM İÇİN ASKERİ SEÇENEK YOK"
İran’ın nükleer programına ilişkin askeri müdahale ihtimalini reddeden Arakçi, "İran’ın barışçıl nükleer programı için askeri bir seçenek yoktur. Sorular varsa yanıtlamaya, endişeler varsa gidermeye hazırız. Ancak barışçıl nükleer teknoloji hakkımızdan vazgeçmeyiz. Bu bizim net tutumumuzdur. Bu çerçevede yarın Cenevre’de tarafların üzerinde uzlaşabileceği, adil ve dengeli bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyorum" şeklinde konuştu.
"ABD SALDIRIRSA ÜSLER MEŞRU HEDEF OLUR"
Trump’ın İran’ın ABD’ye ulaşabilecek füzeler geliştirdiği yönündeki iddialarına da yanıt veren Arakçi şu cümleleri kurdu:
"Bana göre şu anda kendisi ne yazık ki sahte haberlerin kurbanı olmuş durumda. Biz ABD’ye ulaşabilecek füzeler geliştirmiyoruz. Füze menzilimizi bilinçli olarak 2 bin kilometreyle sınırlandırdık. Bu sistemler tamamen savunma amaçlı ve caydırıcılık için tasarlanmıştır. Haziran ayındaki çatışmayı biz başlatmadık. İlk olarak İsrail, ardından da ABD devreye girdi. Biz sadece kendimizi savunduk. Karşı taraf bunu farklı değerlendirebilir ancak bizim açımızdan bu açıkça meşru müdafaadır"
Bölge ülkelerinin savaşa karşı tutumuna değinen Arakçi, Arap ülkelerinin açık şekilde çatışma istemediğini belirterek, "Bazı ülkelerde ABD üsleri var. Bu ülkeler, topraklarının, hava sahalarının ya da karasularının İran’a karşı kullanılmasına izin vermeyeceklerini açıkladılar. Tabii bunu ne ölçüde denetleyebilirler, o ayrı bir konu. Bunun pratikte ne kadar mümkün olacağını bilmiyorum" dedi.

"ABD SALDIRIRSA ÜSLER MEŞRU HEDEF OLUR"
Muhtemel bir ABD saldırısına da değinen Arakçi şöyle dedi:
"Eğer ABD İran’a yönelik bir saldırı başlatırsa, bölgedeki Amerikan üsleri meşru hedef haline gelir. Biz bu noktaları komşu ülkelerin toprağı olarak değil, ABD’ye ait askeri unsurlar olarak değerlendiriyoruz. Daha önce Katar’daki ABD üssünü hedef almak zorunda kaldığımızda, Katar Dışişleri Bakanı ile derhal temas kurdum. Saldırıdan önce kendisini bilgilendirdim. Bunun Katar’a değil, Katar’da bulunan ABD üssüne yönelik olduğunu açıkça ifade ettim. Amacımızın kardeş ülke Katar’ı hedef almak olmadığını özellikle vurguladım"
"ASKERİ TEHDİTLE TESLİM OLMAYIZ"
Cenevre görüşmelerinin başarısız olması halinde askeri seçeneğin gündeme gelebileceğine ilişkin soruya yanıt veren Arakçi şunları söyledi:
"Evet, askeri seçenek var. Çevremizde geniş bir askeri yığınak oluşturdular. Ama amaç bizi tehdit ederek teslim olmaya zorlamaksa, bu asla gerçekleşmeyecektir. Bu konuda netiz ve geçmişte de bunu gösterdik. Haziran ayındaki savaşta, İsrail’in saldırısının üçüncü gününde şartsız teslimiyet çağrısı yapıldığını hatırlarsınız. Ancak bu gerçekleşmedi. 12 günün sonunda şartsız ateşkes isteyen taraf onlar oldu. Aynı yöntemi tekrar ederek farklı bir sonuç bekleyemezsiniz. Üstelik bugün geçmişe göre çok daha hazırlıklı olduğumuz bir dönemdeyiz"

"BU YIKICI BİR SAVAŞ OLUR"
Muhtemel bir savaşın sonuçlarına ilişkin de değerlendirmede bulunan Arakçi, "Böyle bir durumda hiç kimse için zafer olmayacaktır. Bu yıkıcı bir savaş olur. ABD üsleri bölgenin farklı noktalarına dağılmış durumda olduğu için ne yazık ki tüm bölge bu savaşa sürüklenebilir. Bu son derece korkunç bir tablo hatta bunun hakkında konuşmak bile istemiyorum" şeklinde konuştu.
"ABD’Yİ SAVAŞA ÇEKMEYE ÇALIŞIYORLAR"
İsrail’i bölgedeki gerilimin başlıca sorumlusu olmakla suçlayan Arakçi, "Bu bölgede savaştan yana olan tek taraf İsrail’dir. İsrail’in ABD’yi İran’la bir savaşa sürüklemeye çalıştığını görüyoruz. Bunu tek başına başaramadı. Denedi ama sonuç alamadı ve ardından Washington’dan destek istedi. Bana göre bu, ABD’yi bölgede bir savaşın içine çekmeye yönelik bir İsrail girişimidir" ifadelerini kullandı.

"SİSTEMİMİZ KİŞİLERE BAĞLI DEĞİL"
İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in hedef alınması halinde ne olacağına ilişkin soruya da yanıt veren Arakçi şöyle dedi:
"ABD medyasında ve bazı çevrelerde liderimiz Hamaney’e yönelik suikast senaryolarının gündeme getirildiğini görüyoruz. Ancak İran’da süreçler kişilere bağlı değil, kurumsal işleyişe dayanır. Sistem içinde tanımlı ve yerleşik bir mekanizma var. Bu nedenle herhangi bir boşluk ya da kriz yaşanmaz. Bu konu anayasamızda düzenlenmiştir. Gerektiğinde yeni lideri seçmekle görevli Uzmanlar Meclisi vardır. Ayetullah Humeyni’nin vefatının ardından da aynı süreç işletilmiş ve 24 saatten kısa sürede yeni lider belirlenmiştir. İhtiyaç duyulduğunda aynı mekanizma yeniden devreye girer. Bu konuda bir sorun yoktur"
ARAKÇİ, NÜKLEER MÜZAKERELER İÇİN CENEVRE’YE GELDİ
Arakçi açıklamalarının ardından kısa bir süre sonra beraberindeki heyetle birlikte ABD ile yürütülen dolaylı nükleer müzakerelerin üçüncü turu için İsviçre’nin Cenevre kentine geldi.
İran ile ABD arasında Umman’ın arabuluculuğunda gerçekleştirilen görüşmelerde, yaptırımların kaldırılması ve İran’ın nükleer programına ilişkin konuların ele alınması bekleniyor.
Tahran yönetimi, sürecin adil ve dengeli bir anlaşmayla sonuçlanabileceği mesajını verirken, üçüncü turun önceki temaslarda ele alınan başlıkların netleştirilmesi açısından önem taşıdığı değerlendiriliyor.
İRAN VE ABD ARASINDAKİ MÜZAKERE SÜRECİ
İsrail ve ABD'nin Haziran 2025'te İran'a yönelik saldırılarıyla kesintiye uğrayan İran-ABD arasındaki nükleer müzakereler, başta Türkiye olmak üzere bölge ülkelerinin girişimleri ve Umman'ın arabuluculuğunda yeniden canlandırılmıştı.
ABD'nin saldırı tehditleri ve devasa askeri yığınağı devam ederken taraflar, 6 Şubat'ta Umman'da dolaylı müzakereler için bir araya gelmiş ve temasların sürdürülmesi konusunda mutabakata varmıştı. Daha sonra görüşmeler 17 Şubat'ta Cenevre'de devam etmişti. İran, nükleer programını atom bombası üretimini engelleyecek sınırlamalar çerçevesinde sürdürme karşılığında yaptırımların kaldırılmasını talep ediyor.
Müzakerelerde, zenginleştirme oranının hangi seviyede sınırlandırılacağı, yüzde 60 düzeyinde zenginleştirilmiş yaklaşık 440 kilogram uranyum stokunun durumu ve yaptırımların kaldırılma takvimi ve doğrulama mekanizmaları ele alınıyor.