Özel röportajlar, özgün içerikler, sokak röportajları ve daha fazlası..
Ensonhaber, YouTube'da aboneneleri için sürekli yeni içerikler üreterek karşınıza çıkıyor.
YouTube kanalımızda yepyeni bir program başladı: Pazar Sohbetleri.
Bu programda iş dünyasının önemli isimleriyle konuşacağız.
Programın ilk konuğu; Türk Dünyası İş Konseyi Sözcüsü ve MOBİSAD Fahri Üyesi Onur Arvas oldu.
Onur Arvas ile yaptığımız röportajı bu linke tıklayarak YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz!
Adım adım siyaset sahnesine yürüyen Onur Arvas, Türkiye'nin 5G ve 6G sürecine dair önemli açıklamalarda bulundu.

"5G YERİNE 6G'YE GEÇİLMELİ"
Yerli ve milli adımlar atılması konusunda uyarılarda bulunan Onur Arvas'ın açıklamalarından satır başları;
"5G’nin yerli ve milli olması hususunu dile getirdiğimiz zaman, Cumhurbaşkanımız, yani Başkomutanımız sağ olsun, onun da dirayetli duruşuyla harekete geçildi. Fakat elde olmayan nedenlerden ki aynı dünyada yaşıyoruz, farklı sebeplerden ötürü bu süreçlerde biraz yavaş kaldık. Ama şimdi TOGG’daki gibi bunu da fırsata çevirme durumumuz olabilir.
Ben bu noktada, 5G’nin yerini artık 6G’nin alacağını ve risk almadan, doğru zamanda 6G üzerinde hareket ederek, bu vatanın evlatlarına güvenerek, tamamen yerli ve milli bir perspektifle ilerlenmesi gerektiğini düşünüyorum.
Bu nedenle, 5G’de acele edip hüsran yaşamaktansa, 6G gibi teknolojik atlamalarda geri kalmamak için, bence en ufak riski barındırmayacak şekilde, doğru zamanda tamamen yerli ve milli oluşumlarla hareket edilmelidir.

ELON MUSK'A GÜVENİLMEZ
Netanyahu Amerika’ya geldiği zaman onu ayakta alkışlayan Elon Musk, Netanyahu’nun en özel adamlarından biri. Bugün az buçuk siyasete merak salan herkes bunu görebilir.
Fakat öyle bir algı ile geliyorlar ki neredeyse Starlink uydularının ülkemize girişi sağlanacaktı. Bu noktada, ülkesini seven, “önce ülkem” diyen bürokratlarımıza teşekkürü bir borç biliyorum. Doğru olanları not alıp, bunların risklerini söylediler ve hep söylüyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın bir huyu çok güzel. İster evladından, ister kızından, ister damadından gelsin; eğer bir konuda adil ve tarafsız bir değerlendirme yapıyorsa, sonunda da “önce ülkem” diyor, ben buna bizzat şahitlik ettim.
Ve doğal olarak, böyle bir süreçte bizim diyebileceğimiz en önemli şey şu: Üçüncü Dünya Savaşı'nın adım adım ilerlediği bu dönemde, yapay zekânın Amerika ve Çin gibi ülkelerde ciddi şekilde ivmelendiği bir ortamda, onları durdurabilecek potansiyelin bu vatanın yerli ve millî evlatlarına güvenerek bu felsefeyi oturtabilmekte olduğunu düşünüyorum. Bu, her millet için geçerlidir.
Düşünün ki rolleri değiştirelim: Siz, Amerika’da Türk olarak teknolojide söz sahibisiniz. Ama bir Türk evladı gelip size, “Biz artık savaş hâlindeyiz,” dese hangi tarafı tutacaksınız? Her şeyin ötesinde, böyle durumların en başa koyulması lazım.
"TEKNOLOJİ SAVAŞLARININ BAŞLADIĞI BU ÇAĞDA.."
Yerlilik ve millîlikten kastım değişti. Öncesinde yabancı düşmanlığı bir kenara; evet, koyu bir ırkçıydım belki. Ama şimdi fikirlerim değişti. Bunu objektif olarak söylüyorum. Yani diyorum ki: Teknoloji savaşlarının başladığı bu çağda, yüzde 1 bile bazen yüzde 99’dan büyük olabiliyor. El birliğiyle, her yönüyle farklılıklarımızı bir kenara bırakıp yerli ve millî bir seferberlik başlatmanın zamanı geldiğini düşünüyorum.
10-15 gün önce kendi başkanına bile teknolojisine güvenerek kafa tutan bir kişinin, bu ülkede olası bir İsrail gerginliğinde kimin tarafını tutacağı kamuoyunun malumudur. Olaylara böyle baktığımızda, bu sadece benim düşüncem değil; birçok vatansever kardeşimizin ve bürokratımızın da bu noktada bizimle aynı fikirde olduğunu biliyorum.

"STARLINK ÜLKELERİN FELAKETİ OLABİLİR"
Nitekim çok şükür, şu ana kadar Starlink ülkemize giremedi. Starlink gibi uyduların kontrolü tamamen Elon Musk’a ait olup, bir anda ülkelerin felaketi olabilir.
"TIKTOK KAPATILMALI"
Özellikle TikTok’un da derhal kapatılması gerektiğini düşünüyorum. Bir toplum sadece topla tüfekle parçalanmaz. Aynı zamanda millî ve manevî değerleri elinden alınan toplum da yok olmaya mahkûmdur. Bu noktada insan kaynakları çok önemli. İran-İsrail savaşında ne yazık ki İran’ın insan kaynaklarını iyi yetiştirememesinin sonucu olarak, kendi vatanına ihanet eden insanların sayısının fazla olduğunu görüyoruz.
Cumhurbaşkanlığı bünyesindeki İnsan Kaynakları Ofisi bence son derece önemli bir kurumdu. Kapatılmasının çok doğru olduğunu düşünmüyorum. Keşke şahıslar gitseydi ama bu ofis kalsaydı. Vatanını, milletini seven insanların düzgün bir havuzda toplanarak eğitilmesi ülkemiz açısından büyük bir şanstı. İnşallah yetkililerimiz bu konuda tekrar adım atar.
"ÜLKÜCÜ BİR GELENEKTEN GELİYORUM"
Çünkü hep söylüyorum, burada bunu dile getirmekten asla geri durmayacağım: Ülkücü bir gelenekten geliyorum. Ülkü Ocakları zihniyetiyle büyüdüm.
Bakın, elimde olsa yerli ve millî haberleşmelerde yüzde 1 bile yabancı unsurun, hangi ülkeye ait olduğuna bakmaksızın yasayla engellenmesini isterim. Öyle bir çağdayız ki Çin’de TikTok bizimkiler gibi yaygın olarak kullanılmıyor. Düşünebiliyor musunuz? Orada da Uygur Türkü kardeşlerimiz var. Yurt dışında gördüğümüz taziye evlerimizi düşünün, ne kadar güzeldi. En kötü zamanlarımızda bir araya geliyoruz.
Bunlar Avrupa’da olmadığı için oradaki insanlar yalnızlaşma psikolojisine yenilmiş bir ırktan. Biz özenti iken, Allah korusun, onlara doğru gidiyoruz. Oysa şu an özenilen ülke olarak bizim milli ve manevi değerlerimiz var.
Gayem şu: İnsan hata yapabilir. Kendi doğrularını dayatmamak kaydıyla fikirlerini özgürce ifade edebilmeli. Ama doğrularda da birleşmekten geri durmamalıyız.
Benim gayem şu: Bu ülkede artık milli ve manevi değerlerde, stratejik konularda farklılıkları bir tarafa bırakıp bir bütün olalım. Şimdi kurduğumuz STK'ların da bir amacı olmalı. O yüzden bu noktada birleşelim istiyorum. Türk dünyası iş konseyi bunları kendine misyon edinip önce ülkem sonra ben diyen bir zihniyetle yerli ve milli olabilecek her oluşumu desteklemeyi bunun için kendine ödev addediyor
SOSYAL MEDYA KISITLAMALARI
Burada şunları bize hep empoze ediyorlardı, yabancı düşmanlığı dediğim gibi aslında yoktu ama çok tehlikelilerdi. Bizde merhamet çok yüksek, iyi niyetle bakıyoruz olaylara. Fakat bilmeden, onun kontrolünde onun gibi düşündürüldüğümüzü çok sonrasında anlayabiliyoruz. Gazze'deki bir kardeşimizin sesini, “En azından hiçbir şey yapamıyorsam bu haksızlığı duyurayım” diyerek duyurmak isteyen bir kardeşimizin sosyal medyasına hemen kısıtlamalar geliyor.
Oysa biz onurlu bir milletiz. İmparatorluktan bugünlere kadar gelen bir milletin evlatları olarak benim düşüncem çok prim vermeden kendi sosyal medyamızı oluşturarak bunu da “Hayır ben bu zihniyete karşıyım” mesajını bizler vererek sağlamalıyız. Aksi takdirde yetkililerimiz gereken hassasiyetleri göstermeze özgürlük adı altında ciddi bir parçalanmaya bilmeden malzeme olacaklar. Siyasetçilerimize ciddi anlamda iş düşüyor. TikTok gibi Türk örf adetlerinin yapısına aykırı, gençlerimizi çok ciddi tesiri altına alan yapıların bir an önce sonlandırılması gerektiğini düşünüyorum. Aynı şekilde Instagram.
MHP'Lİ DOĞDUM, MHP'Lİ ÖLECEĞİM
Sözlerime başlarken söyledim, çok ciddi bir gelenekçiyim. Bunu ilk defa burada söyleyebilirim, ben kendimi bildim bileli siyasete gireceğimi söylüyorum. Hep gelenekçi oldum. Küçüklüğümden beri Seyyid Ahmet Arvâsî kitaplarıyla büyüdüm. Hep MHP'li oldum. MHP'li doğdum, MHP'li büyüdüm ve MHP'li öleceğim.
Her ne olursa olsun ülküdaşlarımızla, mesela İş Konseyi sözcümüz olarak ben, ama Onursal Başkanı Mustafa Deryal Bey, rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'nun ortağıydı. Onlar ve ismini şimdi dile getirmek istemediğim bazı ülküdaşlarım yenilikçi oldu. Ben şu tarafından düşündüm: ülkücü camianın 'baba ocağı' diye tabir ettiği Milliyetçi Hareket Partisi'nde birleşilmesi gerektiğini düşündüğüm için şahsen MHP'ye gönül verdim.
"ÖNCE ÜLKEM SONRA BEN.."
Ancak, temelinde yerli ve milli duruş olan farklı görüşteki partilere de saygıda kusur etmedim. Bu olgunlukta yerli ve millilik çok önemli bir misyondu, bunu sağlamaya çalıştım.
İş Konseyi tarafsız dersek yanlış olur. Dürüst olalım biz tarafız. Yerli ve milli ruha sahip olan genelde ülkücü kardeşlerimizin var olduğu, ‘önce ülkem sonra ben” diyen bir zihniyetle hareket ediyoruz. Herkesi de kabul etmiyoruz, ‘gerçekten özü sözü bir mi’ diye.
"MHP'YE HİZMET ETMEYİ, BAKANLIKLARA TERCİH EDERİM"
Ben ezelden beri zaten ülkücü ruha sahiptim. Fakat bazı şartlarından dolayı, dışarıda bulunduğum süre zarfında MHP'ye gönül veren kardeşlerimizle iç içeydim. Lakin iş konsept sözlüğüm devam ettiği müddetçe, yine de her ne kadar bu tarafımızı açıklasak da, doğru zamanda ülkücü kardeşlerime hizmet etmeyi, MHP'deki abilerime, kardeşlerime hizmet etmeyi, ülkemdeki bakanlıklara tercih ederim. Böyle bir tarafım var.
"VEFAYA ÇOK ÖNEM VERDİM"
Vefa İstanbul'da bir semt adı olmamalı. Hayatım boyunca vefaya çok önem verdim. Devlet Bey hakikaten bir çok ülkücü, MHP'li vatansever için bir öğretmendir. Geçmişimi değiştiremiyorum ama eskiden Kürtleri, Alevileri çok ayrı tutacak bir zihniyette hareket ediyordum. Sokakta kavgalar, gürültüler yani burada anlatamayacağım bir geçmişim vardı.
Fakat kurucu önderimiz Ali Aslan, yani diğer adıyla Alparslan Türkeş’ten sonra Devlet Bey'in gelmesiyle bize vermiş olduğu mesajı çok iyi anlamaya başladık. Aslında ülkücülüğün on kişiye karşı bir kişiyi dövmek olmadığını, farklı düşüncelere daha saygılı, efendice yaklaşım tarzı geliştirmemiz gerektiğini, bunun bizim gibi kardeşlerimiz tarafından yanlış yorumlandığını bize öğrettiği için kendisine her daim müteşekkirim. Değiştim. Geçmişimde yapmış olduğum birçok hata var. Belki de çok büyük hatalar. Ama farklı bir misyon edindikten sonrasında farklılıkların zenginlikler olduğunu, öfkeyle, kavgayla, gürültüyle bir zamandan sonra hiçbir sonuç alınmadığını geç de olsa öğrendim.
Bu noktadan sonrasında da bu vefa duygusunu nasıl geri ödeyebilirim diye düşündüğümde, tabii Allah ülkemize savaşı göstermesin, Başkomutanımız 'hazır olun' derse ilan ederiz. Devlet Bey 'çıkın' derse, sadece Türkiye’de değil, dünyadaki ülküdaşlarımız da mevki makamı bırakıp, bu ülke için bizden önce gelen büyüklerimizin yaptığını yapmaktan geri durmaz. Malımız da yanımızda. Ama ola ki böyle bir sürece girmezsek, artık bundan sonra kendi doğrularım olan, bana atalarımdan miras kalan değerlere sadık kalarak; MHP’de, MHP’ye gönül vermiş abilerimize, kardeşlerimize çay vermeyi, böyle bir hizmeti üstlenmeyi bile kendime en büyük şeref addederim
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ
Devlet Bahçeli, Türk tarihinin görüp görebileceği en dürüst ve korkusuz lider. Böyle liderlerin evlatları da ölümü gülerek karşılayacak kadar, önce ülkem diyecek kararlı bir ruh hâline sahiptir.
Ama bazen ülküdaşlarımızdan sitemler duyuyoruz.
Onlarla oturup konuştuğumuzda, aslında 'kan kusup kızılcık şerbeti içtiklerini' görüyoruz. Bundan sonraki süreçte kimse ağlamasın, evlatlar bu şekilde hareket etmesin zihniyetiyle Devlet bey, taşın altına elini değil gövdesini koydu. Ondan öğreneceğimiz çok şey var. İnandığı davada anlaşılmamanın onu derinden yaraladığını hissediyorum.
Hakikaten Devlet Bey'in Allah vergisi üstün bir zekası olduğunu siyasetle ilgilenen herkes görebilir. Tarafsız değerlendirdiği zaman zaten dürüstlüğünü de düşmanı da olsa takdir eder. Bu süreçler çok önemli. Devlet Beyin, asla plansız programsız konuşacağını düşünmüyorum.
İSRAİL'İN NÜFUSU 8 MİLYON AMA..
İsrail’i iyi bir şekilde okuyabilirsek, İsrail’in en önemli silahlarından birisi; her ülkede yerli ve milliymiş gibi duran, söz sahibi insanları rahatlıkla ele geçirebilmesidir. Ondan sonrasında da onları kendi himayesine alıp hareket ettirebilecek bir strateji güdüyorlar.
Açık konuşmak gerekirse İsrail'in uzanmadığı bir ülke yok. 8 milyonluk nüfusu var ama dünyanın birçok yerindeler. Ben Yahudilerle karşılaştığım zaman kendilerini yeryüzünde en iyi gizleyebilen insanlardan olduklarını gördüm. Bu belki ilginç gelecek ama, küçük yaşlarda bildiğim kadarıyla Lawrence'ın felsefesini yaşatıyorlar. Lawrence diyor ya, “Kendimi o kadar rolüme kaptırdım ki geceleri kimse yokken bile namaz kılıyordum “ Ülkü Ocakları, bir davanın temsilcisidir. Orada yetişen kardeşlerimize küçük yaşta vatan millet sevgisi aşılanıyor. Bu çok özel bir değerimiz. Emin olabilirsiniz ki Amerika'da ve dünyanın her tarafında Ülkü Ocakları hedef olmasının temel nedenlerinden birisi bizim ve özellikle Devlet Bey'in İsrail zihniyetini çok iyi okuyabiliyor olmamız.
BU ÜLKENİN TEMİNATI ÜLKÜCÜLERDİR
Onlardan öncesinde de “Gelin başkalarının maşası olmayın” dedik. Bizim bu noktadaki çağrımız, karşılıksız kalmasın ki kardeş kavgası bambaşka yerlere taşınmasın. Alparslan Türkeş’in dediği gibi, "Ülkücüler sokağa çıkarsa eylem yapmaz, bu daha farklı boyutlara ulaşır."
Açık sözlülükle şunu ifade edebilirim: Her görüşe saygılıyım ama kendi görüşüm, bu ülkenin teminatının Ülkücüler olduğudur. Hangi Ülkücüler? Söz konusu vatan olunca gözünü hiçbir şeyin korkutamadığı, ahlaklı, namuslu, hak ve hukuka riayet eden, ayıp açan değil, ayıp kapatan, o kültürle hareket eden Ülkücülerimiz, sadece Türkiye'de değil, Devlet Bey'in bir hareketiyle yurt dışında da her yere saldırabilecek kadar bu davayı Devlet Bey'in ruhunda gören insanlar.
DEVLET BEY'İ ANLAMAK ZAMAN GEREKTİRİR
Ama Devlet Bey’in büyüklüğünü şuradan görün ki, isterse eli çatlasın çok şey yapabilecek konumdayken, ki en son rahatsızlığı sırasında, bir rahatsızlıktan dolayı insana bu kadar mı vurulur?. “Öldü” diyenler, iftira atanlar oldu. Ölüm baki, hepimiz ölebiliriz. Ama bunu ülkeyi karıştırmak için kullananlara rağmen, bu kadar gücü varken evlatlarını tutabilmesinden herkes bir pay çıkarmalı. Nefesini kontrol altına alabilen insandır gerçek devlet adamı. Devlet adamı, bence milletin kölesi olan devlet anlayışına tabi olandır.
Bunu bazı ülküdaşlarımla görüştüğümde ifade ettim: Devlet Bey’i anlamak zaman gerektirir. Saatler zamanı, zaman da insanı tanıtır.
Gün gelecek, gerçek fedakârlığın nefsini yenmek olduğunu sizler de inşallah anlayacaksınız. Ben bunu genç yaşta anladım. Kanım yerinde durmuyordu, kavga sporlarına ilgim vardı. Küçük yaştan beri hep böyle, yanlış düşüncelerle hareket ettim. Ta ki Devlet Bey davamızın başına geçene kadar. En başta ben de afalladım. Bizim ruhumuz asi, nasıl olur derken, zamanla Devlet öğretmenimizin ne demek istediğini anladım.
SİYASETE GİRME NEDENİM MAKAM MEVKİ DEĞİL
Benim hiçbir siyasi geçmişim yok. Öğrenecek çok şeyim var. Ben kardeşlerimden, abilerimden ancak öğrenebilirim siyaseti. Ama az önce de ifade ettiğim gibi inanın siyasete girme nedenim hiçbir unvan, makam, mevki değil.
Sadece iftiraya uğramak nedir çok iyi bilirim. Yalnız bırakılmak nedir çok iyi bilirim. Millete vaadimiz bu röportaj son röportajım olacak elzem bir durum olmazsa. Kendimi öyle güzel ifade eden bir yapım da yok aslında.
Kameralara da alışkın birisi değilim. Bildiğim tek bir şey var ki vaadim şu olsun, isterse düşmanım olsun, adaletsizliğe uğramışsa ve bunu yapan en yakınım olduysa onun karşısına geçebilirim.
Milli Görüşteki insanları hep merak ettim. Sayın Cumhurbaşkanımızı merak ettim.
Milli Görüşçü ama Erbakan Hocamızın Saraybosna'ya yardımlarındaki cesur duruşlarından, siyasi adımları atarken biraz izlenimler edindim.
Farklılıklarımızın bazı noktalarında artık yavaş yavaş birleşip, güçlü Türkiye adına hizmet etmek için aslında hiçbir unvan beklemeden siyasete giriyorum derken illa resmi bir yerde de olmama gerek yok.
MAL VARLIĞIMIN BİR KISMINI ÜLKÜ OCAKLARINA BAĞIŞLAMAK KAYDIYLA..
Ben, Ülkü Ocaklarına vefa borcumu da gösterebilmek için — Allah uzun ömür versin — ama yanımdaki kardeşlerime de vasiyet ettim; mal varlığının bir kısmını da Ülkü Ocaklarına bağışlamak kaydıyla, artık ülkemde geçmişte yapılmış olan eksikliklerimi, o düşüncelerimi de telafi edebilmek için bu davaya karınca misali hizmet etmek için gireceğim. Allah uzun ömür versin ki bildiğim kadarıyla Devlet Bey'in akrabaları, halaları falan 98 yaşında vefat etmişti. Devlet Bey hep genç bizim gözümüzde.
KARINCA MİSALİ DAVAYA HİZMET ETMEK İÇİN...
O noktada karınca misali bu davaya hizmet etmek, illa bir unvan olarak söylemiyorum bunu, siyaseti zaten öyle gördüğümüz zaman farklı algılanabiliyor bu doğrultuda. Bu düşünceyle, benden sonraki genç kardeşlerimizin benim düştüğüm vicdan azaplarına düşmemesi için elimden geleni yapmak için siyasete gireceğim."