- Ömer Çelik, basın toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın iradesinin iftiralarla gölgelenmeye çalışıldığını savundu.
- Çelik, Gazze'deki soykırımın durdurulması ve İsrail Başbakanı Netanyahu'nun cezalandırılması gerektiğini belirtti.
- Ayrıca, Filistin'in tüm büyük devletler tarafından tanınması çağrısında bulundu.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, düzenlenen basın toplantısında önemli açıklamalarda bulundu.
Gazze'deki soykırımın durdurulması gerektiğini yineleyen Ömer Çelik, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun mutlaka cezalandırılması gerektiğini söyledi.
"Bugün insanlığın kalbi Gazze'de atıyor" diyen Çelik, Filistin'in tüm büyük devletler tarafından tanınması gerektiğini belirtti.
"SÖZÜ EN ÇOK ÖNEMSENEN LİDERLERİN BAŞINDA CUMHURBAŞKANIMIZ GELİYOR"
Küresel ve bölgesel barışa değindiği konuşmasında, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ortaya koyduğu iradenin çeşitli iftiralarla gölgelenmeye çalışıldığını belirten Çelik, "Biz de onlara gereken cevabı veriyoruz." ifadelerini kullandı.
Bir diğer konu arkadaşlar, Cumhurbaşkanımızın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çerçevesinde yürüttüğü diplomatik çalışmaların bütün dünya tarafından ne kadar dikkatle izlendiğini görüyoruz.
Bir kere daha görülmüştür ki, bölgesel savaşların sona ermesi, küresel ve bölgesel barışın hayata geçirilmesi için sözü en çok dikkate alınan ve ne diyeceği en çok merak edilen liderlerin başında Cumhurbaşkanımız gelmektedir.
"CHP'NİN YEGANE İŞİ İFTİRADIR"
Fakat buna rağmen, Türkiye'nin içinde Cumhuriyet Halk Partisi ve bazı muhaliflerin yegane işi, Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu, dünyanın dikkatle takip ettiği ve dünya tarafından kabul görmüş bu dirayetli siyasetin bir takım yalan ve iftiralarla gölgelenmeye çalışılmasıdır.
Bu çerçevede baktığımızda, çeşitli ülkelerdeki yabancı siyasetçilerin Cumhurbaşkanımızın bu dirayetli siyasetini kıskanarak veya başka türlü rekabetler üreterek, bir takım eleştirilerle gölgelemeye çalışmasını anlıyoruz. Çünkü onlar rekabet üretmeye çalışıyor; biz de onlara gereken cevabı veriyoruz.
"ÇARPIK BİR YAKLAŞIM ÜRETMEYE ÇALIŞIYORLAR"
Hangi yabancı siyasetçi bir söz söylese, hemen onu esas alıp, "Bakın, aslında olan biten Cumhurbaşkanımızın, AK Parti'nin ve Cumhur İttifakı'nın anlattığı gibi değilmiş; olan biten şimdi açığa çıktı" gibisinden, başkalarının sözlerinin yanında siyasi uydu gibi konumlanarak bir yaklaşım üretmeye çalışmaları, çarpık bir yaklaşım üretmeye çalışmalarıdır.

"SİYASİ UYDUSU GİBİ, SİYASİ MİSYONERLİK FAALİYETİ ÜRETMEYİN"
Şimdi, kendilerinin bir eleştirisi varsa, eleştirilerini söylesinler; biz de cevabını verelim. Ama tutuyorsunuz, yabancı bir siyasetçinin sözünü "A, bakın Türkiye'nin devletinin başının, Cumhurbaşkanımızın ve diğerlerinin söylediği esas değilmiş; esasında başka bir durum varmış. Bunun arkasında şunlar varmış" diyerek esas alıyorsunuz ve tutuyorsunuz, bir eleştiri getiriyorsunuz. Biz diyoruz ki: Eleştiriniz varsa bunu dinleyelim ve cevabını verelim. Ama başkalarının siyasi uydusu gibi, siyasi misyonerlik faaliyeti üretmeyin.
"SİZİN BİR DURUŞUNUZ YOK MU"
Yabancı bir siyasetçi diyor ki, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ve Türkiye'nin yaptıklarının arkasında şöyle bir şey var." Bunlar da diyor ki, "Bakın, arkasında böyle bir şey varmış." Ya böyle bir şey olabilir mi? Sizin bir fikriniz, bir zikriniz, bir duruşunuz, bir zemininiz yok mu? Meselelere bakarken bir milli gözlüğünüz yok mu? Bir milli filtreniz yok mu?
"ÖZEL, BİZE SORARKEN KENDİSİ BİR GÖRÜŞ SÖYLEMİYOR"
Dün, bizim bu eleştirimize karşı, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Özgür Özel bir değerlendirme yapmış; diyor ki, "Biz bunları eleştiriyoruz ama AK Parti'den ve hükümetten eleştiri gelmiyor." Onlar da bizi eleştiriyor. Ben, dünkü Sayın Özel'in konuşmasını görünce bir kere daha anladım ki, Sayın Özgür Özel kendi partisi adına konuşanları bile takip etmiyor.
Sayın Özel, sizin partiniz adına konuşanlar sizin bahsettiğiniz çerçevede konuşmuyor. Yani, bize herhangi bir konuda "Şu meselede niye konuşmadınız? Şu meselede niye değerlendirme yapmadınız?" derken kendisi bir görüş söylemiyor.

"NETANYAHU HÜKÜMETİNİN KATLİAMLARI DEVAM EDİYOR"
"Birleşmiş Milletler Genel Kurulu vesilesiyle hepimizin gördüğü gibi dünyanın en önemli gündemi Gazze konusundaki gelişmeler.
Buna da tabii iki yönlü bir yandan yüreğimizi kanatan Netanyahu hükümetinin katliamları, soykırım siyaseti bütün acımasızlığıyla insanlık tarihinin görmediği bir zulümle devam ediyor.
Kuşkusuz artık kuruluşların kabul ettiği gibi bütün bu meseleye mesafeli yaklaşanların bile kabul ettiği gibi açık bir soykırım suçudur insanlığa karşı."
"BU ALÇAKLIĞIN MUTLAKA CEZALANDIRILMASINDAN BAŞKA YOL YOKTUR"
İnsanlığın medeniyet kazanımlarını korumak için bu alçaklığın mutlaka cezalandırılmasından başka yol yoktur. Biliyorsunuz, ilk olarak 'soykırım' ifadesini kullanan lider Sayın Cumhurbaşkanımızdır.
Sayın Cumhurbaşkanımız bu ifadeyi ilk kullandığında çoğu devlet mesafeli kaldı ve 'bunu değerlendirelim' diyerek konuyu ileri bir tarihe erteledi. Ancak diplomasiyle konuşmak, uluslararası değerleri ve uluslararası hukuku hatırlatmakla bu meselenin çözülemediğini bir kez daha gördük. Katliamlar aynen devam ediyor.
"NETANYAHU DURDURULMALIDIR"
Bu durumun ortaya koyduğu tablo şunu gösteriyor: Netanyahu adlı katil ve şebekesinin durdurulması için çok yönlü bir inisiyatif oluşturulmalıdır. Aksi takdirde insanlığa karşı işlenen suçlar ve soykırım suçları maalesef artarak devam edecektir.
O çerçevede bakıldığında, bugün Filistin Devleti'nin tanınmasına yönelik büyük devletlerin attığı adımlar ve ortaya koydukları irade önemlidir. Burada 'büyük devlet' derken gayri safi milli hasıla, güçlü ekonomi veya büyük orduyu kastetmiyorum; Avrupa Birliği ya da NATO üyesi devletleri de kastetmiyorum. 'Büyük devlet'ten kastım, insanlığı öncelikleyen devletlerdir.
FİLİSTİN DEVLETİ'NİN TANINMASI
Tabii, Filistin Devleti'nin tanınması konusunda bile görüyoruz ki soykırım şebekesinin failleri, Filistin Devleti'nin tanınması karşısında Batı Şeria ilhaktan bahsediyorlar; daha çok kadın ve çocuk öldürmekten, daha çok insanı katletmekten bahsediyorlar.
Dolayısıyla, şimdiye kadar Filistin Devleti'nin tanınmasını 'iki devletli çözüm sürecine zarar verir' diyerek erteleyenlerin yaklaşımlarının ne kadar zeminsiz olduğu ortaya çıkmıştır.
İsrail'in bu yaklaşımı, yani 'bir gün iyi bir çözüm olsun; o çözümden sonra Filistin Devleti tanınsın. Eğer şimdi Filistin Devleti tanınırsa bu çözüm gerçekleşmez' şeklindeki tezi vardı.
Birçok devlet de bu teze atıf yaparak, 'Bugün Filistin Devleti'ni tanırsak yarın bir gün iki devletli çözüm konusunda İsrail'i başka bir noktaya sürükleriz' gibisinden bir yaklaşım içerisine giriyordu.
"İSRAİL'İN KAFASINDA FİLİSTİNLİLER DİYE BİR KAVRAM YOK"
Ama görüldü ki İsrail'in kafasında iki devletli bir çözüm yok. Tam tersine, İsrail'in Netanyahu hükümetinin kafasında 'Filistinliler' diye bir kavram yok.
Hepsini öldürülmesi gereken, çocukluktan itibaren soykırıma uğratılması gereken insanlar olarak görüyorlar.
Daha doğrusu, kendilerinden başkasını insan olarak görmüyorlar. Böylesine hastalıklı, son derece sağlıksız ve katliam zihniyetiyle dolu bir yapı var.
