"Futbol asla sadece futbol değildir”, "Top bir dünyadır”, "Hayat futbola fena halde benzer” ve daha nice uzun sözlerin giriş cümleleri, futbolun yeşil sahalarla sınırlı kalmadığının özeti gibidir.
İşin sosyolojik, ekonomik, sosyal boyutları bir kenara, futbola ilişkin edebiyat metinleri, niteliği de göz önünde bulundurulduğunda parmakla sayılacak kadardır. Çağdaş sanatın ise bu küresel spor dalını ihmal etmediğini çok iyi biliyoruz…
Nihat Özdal, Futbol Yuvarlaktır kitabında antik çağlardan günümüze futbolun kültürel yansımalarını odağına alıyor.
Ritüelden oyuna, çamurlu sahalardan son teknolojiyle donatılmış arenalara, edebiyattan plastik sanatlara futboldan bahsettiğimizde aslında ne anlattığımızı kendi taktiksel dizilişiyle ortaya koyuyor.
Bizim edebiyatımızda Orhan Kemal’den Haldun Taner’e ve Ülkü Tamer’e sıkıfıkı olmuş örneklere şimdi yeni kuşağın önde gelen şairi Nihat Özdal katılıyor, Futbol Yuvarlaktır ile güçlü bir serbest vuruş.

MEŞİN YUVARLAK...
90 dakika, 11 futbolcu, bir meşin yuvarlak…
Evet, onu tarif etmek için aslında bu kadarı yeterli. Ama bunu bir de futbol sevdalılarına sorun! Dünyanın neredeyse her ülkesinden hayranı bulunan futbol, kimileri için tarifi imkansız bir tutku.
Öyle ki kişisel farklılıklar, ekonomik durum veya eğitim koşulları, herkesin ekrana kilitlendiği futbol maçlarında ortadan kalkıveriyor.
Binlerce, kimi zaman ise milyonlarca kişinin tek yürek hissettiği nadide anlardan biri, işte bu 90 dakikalık maçlar oluyor.

Sayfa: 80
HÜZÜNLÜ MAĞLUBİYETLER
İster kişisel olarak tutulan futbol takımlarının maçlarında ister milli takım maçlarında olsun; tribünler, binlerce kişiyle aynı duyguların paylaşıldığı özel mekanlar haline geliyor.
Kimi zaman şehirlerin uç noktalarından işitilen bir fanatikliğe ev sahipliği yapan bu mekanlar, kimi zaman da hüzünlü mağlubiyetlerin durağı oluyor.