NATO Zirvesi’ne damga vuran Sütlü Nuriye: Darbe karşıtı tatlı

NATO liderleri için verilen yemekte masada ikram olarak bulunan Sütlü Nuriye’nin “demokrasilerde çare tükenmez” şiarıyla ortaya çıkışının ilginç öyküsü…

Onur Erkan Onur Erkan
NATO Zirvesi’ne damga vuran Sütlü Nuriye: Darbe karşıtı tatlı
Ensonhaber'i Google'da haber kaynağınız olarak ekleyin

Ankara’daki NATO Zirvesi’nin ilk akşamında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan’ın, NATO’nun diğer üye ülke liderleri ve eşleri için düzenlediği akşam yemeğinde tatlı olarak “Sütlü Nuriye” ikram edildi.

İlginç olan ise muhtemelen masadaki konukların hemen hepsi için denenmemiş bir tat olan Sütlü Nuriye’nin, “NATO’ya bağlıyız” ifadesinin yer aldığı bir bildiriyle ilan edilen 12 Eylül darbesine karşı bir direniş sonucunda ortaya çıkmasıydı.

SIKIYÖNETİMİN ENFLASYONLA MÜCADELESİ

Siyasi partileri kapatan, siyasetçileri hapseden 12 Eylül cuntasının liderleri, “emir-komuta sistemi”ni siyasi hayatta olduğu gibi iktisadi hayatta da uygulamaya girişti.

Bu nedenle de 1980’de yüzde yüzün üzerine çıkan enflasyonu bastırmak için “basit” bir yol seçtiler.

Sıkıyönetim komutanlıklarının ucu bucağı bilinmeyen yetkilerine ürünlerin satışı için tavan fiyatı belirleme yetkisini de eklediler.

BAKLAVAYA TAVAN FİYAT

İstanbul sıkıyönetim komutanlığı tarafından tavan fiyatı belirlenen ürünlerden biri de baklava oldu.

Baklavanın tavan fiyatı, baklavanın maliyetinin altında kaldı.

SAHTE BAKLAVALAR

Bu tavan fiyatın belirlenmesi üzerine gerçek bir baklava yapılması şansı kalmadı.

Piyasada sahte baklavalar türedi. Gazetelerde sık sık sahte baklava haberleri çıkmaya başladı.

TEZGAH ALTI BAKLAVA SATIŞI

Hakiki baklava ise yalnızca tanıdık ve güvenilen müşterilere el altından satılmaya başlandı.

Tezgah altından yapılan satışların yakalanması durumunda ise işletmelere geçici kapatma cezaları verildi.

FINDIK VE SÜT

Baklavacı Güllü ailesinden Mehmet Nejat Güllü, anılarını yazdığı “Dünden Bugüne” kitabında o günleri anlatırken, aile işletmesini ayakta tutabilmek için çıkış formülü ararlarken akıllarına gelen fikri şöyle anlatıyor:

“Ne yapalım ne yapalım, derken aklımıza bir Laz arkadaşımızın, devamlı fındıklı baklava yap, fındıklı baklava yap demesi geldi. Tabii fıstıkla fındık arasında bayağı bir fiyat farkı var.

Bir yerde ben sütlü baklava diye bir şey duymuştum. Baklavanın şekerine bir de süt kaynatalım diye düşündüm. Sonra süt de kattık.”

“YE NURİ YE”

Diyarbakır yöresinde süt kullanılarak bir tür baklava yapıldığının duyumunun ustalıkla geliştirilmesi sonucunda uygun bir maliyetle elde edilebilecek bir ürün elde edilmişti ancak bu ürün de “fıstıklı baklava”, “cevizli baklava” gibi adında baklava geçen bir isimle satışa çıkarılırsa muhtemelen yine yüksek bir tavan fiyat belirlenecekti.

Nejat Güllü’den okumaya devam edelim:

“Sütlü fındıklı baklava! Şimdi o şekilde yazsak belediye diyecek ki sen bunu şu fiyatın üstünde satamazsın. Cevizli fiyatına satacaktık ki o da bizi kurtarmıyordu.

Ben de saçma sapan bir şey olsun diye düşünürken ‘Sütlü Nuriye’ diye bir isim aklımıza geldi o zaman.

Ona da bir hikâye uydurmak gerekiyordu. Diyarbakır'da yaşayan ve kocasının adı Nuri olan bir kadın baklava yapmış. ‘Ye Nuri, ye Nuri ye Nuri, sütlü Nuri ye’ derken ‘Sütlü Nuriye’ olmuş diye bir hikâye uydurduk.

Ondan sonra Sütlü Nuriye satmaya başladık. Tabii buna bir şey demediler. Yüzde 25 fındıktan, yüzde 20'de sütten derken maliyet fiyatı yüzde 45 düştü.”

“BİR DAHA ASLA”

NATO Zirvesi’nde liderlere “12 Eylül karşıtı” Sütlü Nuriye ikramı, 15 Temmuz’un 10’uncu yıldönümüne günler kala “bir daha asla” mesajı diye yorumlanmaya müsait bir tablo...