Ensonhaber Ensonhaber
Ara Canlı TV
Üyelik
  • SON DAKİKA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • EKONOMİ
  • ESH SPOR
  • DÜNYA
  • MAGAZİN
  • TEKNOLOJİ
  • RESMİ İLANLAR
  • 2026 Dünya Kupası 2026 Dünya Kupası
Ensonhaber Ensonhaber
Son Dakika Arama
Kategoriler
  • Dünya Kupası 2026
  • Gündem
  • Yazarlar
  • Dünya
  • Ekonomi
  • ESH Spor
  • Magazin
  • Teknoloji
  • Sağlık
  • Otomobil
  • Emlak
  • Politika
  • 3. Sayfa
  • Eğitim
  • İç Haber
  • Kültür Sanat
  • Medya
  • Yaşam
  • Tarih
Servisler
  • Canlı TV
  • Namaz Vakitleri
  • Son Depremler
  • Foto Galeri
  • Oyunlar
  • Biyografiler
Kurumsal
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
Uygulama
App Store Google Play
© 2026 Ensonhaber A.Ş. Tüm Hakları Saklıdır
Anasayfa Yazarlar Adem Metan
01.07.2026 07:00

Dünya Kupası sadece futbol değildir

Adem Metan
Adem Metan @AdemMetan

2026 Dünya Kupası, daha turnuva devam ederken birçok açıdan tarihe geçmeye başladı. 

Seyirci rekorları kırılıyor, statlar dolup taşıyor… 

Ancak beni en çok etkileyen, ne atılan goller ne de tribünlerdeki rakamlar oldu. 

Asıl dikkatimi çeken, Amerika'nın futbolu sadece sahada oynanan bir oyun olarak görmemesi. 

Bugün Dünya Kupası'nda herhangi bir stadyuma gittiğinizde, maçın başlamasını beklemiyorsunuz. 

Çünkü eğlence, düdükten çok önce başlıyor. 

Her ev sahibi şehir, kendi kültürünü yansıtan farklı gösteriler hazırlıyor. 

Işık şovları, canlı performanslar, dev ekranlarda taraftarlarla kurulan etkileşimler, tribün yarışmaları... 

Taraftarlar, organizasyonun doğrudan bir parçası haline geliyor. 

Aslında İngiltere, bunu yıllardır yapıyor. 

Kameraların tribünlerde dolaşıp taraftarları dev ekranlara taşıması, çocukların ve ailelerin maç öncesi etkinliklere dahil edilmesi, stadyum atmosferini sürekli canlı tutan uygulamalar artık futbolun vazgeçilmez parçaları arasında. 

Amerika ise bunu Dünya Kupası organizasyonunda bir üst seviyeye taşımış. 

Her şehir farklı bir hikaye anlatıyor, her maç kendi şovunu oluşturuyor. 

Keşke biz de bu şölenin içinde olabilseydik… 

Böyle bir atmosferin parçası olmayı elbette isterdik. 

Ancak bazen olmayınca olmuyor. 

Futbolda başarısızlığı kabul etmek de bir olgunluk göstergesi. 

Şimdi önemli olan, geleceği doğru planlayabilmek. 

Toplumun önemli bir bölümü, teknik direktör konusunda değişim bekliyor. 

Bu ses artık görmezden gelinecek noktayı çoktan geçti. 

Türkiye Futbol Federasyonu'nun bu eleştirileri dikkatle değerlendirmesi gerekiyor. 

Çünkü önümüzde EURO 2028 var ve kolay bir eleme süreci bizi beklemiyor. 

Bir başka konu ise Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Sayın İbrahim Hacıosmanoğlu'nun futbolculara villa sözü... 

Kendisini tanıyanlar bilir ki İbrahim Bey, verdiği sözün arkasında duran bir isim. 

Bundan şüphem yok. 

Ancak tam da bu nedenle bu konuyu yeniden değerlendirmesinde fayda görüyorum. 

Bugün yerine getirilecek böyle bir vaat, yarın milli formayı giyen her futbolcu için benzer taleplerin önünü açabilir. 

Milli takım forması, karşılığı maddi ödüllerle ölçülen bir sorumluluk olmamalı. 

Son olarak… 

Çoğu kişinin belki de dikkatinden kaçan bir görüntü vardı. 

Amerika'daki kritik karşılaşmada Hatice Hacıosmanoğlu da tribündeydi. 

O maçın nasıl sonuçlanacağını kimse bilmiyordu. 

Çok farklı senaryolar yaşanabilirdi. 

Ağır bir mağlubiyet de olabilirdi ve bunun oluşturacağı baskıyı tahmin etmek zor değildi. 

Böylesine stresli bir gecede eşinin yanında yer alması, onu yalnız bırakmaması bence önemliydi. 

Bana kalırsa zor günlerde kimin yanınızda durduğu da en az kazanılan maçlar kadar anlam taşır. 

Dünya Kupası bize bir kez daha gösteriyor ki modern futbol, yalnızca saha içinde oynanmıyor. 

Organizasyon kalitesi, taraftara yaşatılan deneyim, yönetsel vizyon ve geleceğe dair doğru planlama artık başarının ayrılmaz parçaları. 

Türkiye de bu büyük futbol ailesinin yeniden güçlü bir üyesi olmak istiyorsa, geçmişin hayal kırıklıklarını geride bırakıp bugünden başlayarak geleceğini inşa etmek zorunda. 

DENİZ GÖKTAŞ'A DAİR… 

Bitirmeden… 

Birkaç cümle de Deniz Göktaş hakkında söylemek istiyorum. 

Açıkçası ortaya çıkan tablo, bana özellikle muhalif kesimin kendisine yeni bir umut figürü aradığını gösteriyor. 

Sosyal medyadaki ilgiye bakınca bunu hissetmemek mümkün değil. 

Ben, Deniz Göktaş'ı yakından tanıyan ya da uzun yıllardır takip eden biri değilim. 

Gündem olunca gösterisini izledim. 

Meğer uzun saçlı döneminden birkaç performansını daha önce görmüşüm ama o kişinin Deniz Göktaş olduğunu bilmiyordum. 

İzlediğim kadarıyla programın temel kurgusu oldukça net. 

Türkiye'nin en çok konuşulan 15-20 ismi seçiliyor ve her biri hakkında kendince espriler yapılıyor. 

Bana kalırsa gösteri, dozunu fazlasıyla aşıyor. 

Zaten bu formatın amacı da hangisinin sosyal medyada viral olacağını görmek gibi duruyor. 

Beni asıl şaşırtan gösteriden çok, gösteri sonrasında oluşan atmosfer oldu. 

Bir anda "yeni Cem Yılmaz bulundu", "kahraman", "tek cesur komedyen" gibi yorumlar yapılmaya başlandı. 

Ben bu kıyaslamaları doğru bulmuyorum. 

Cem Yılmaz, yıllardır bu işin en önemli isimlerinden biri. 

Hatta bu işin Vakko'su… 

Elbette onun da çok güldüren şakaları olduğu gibi beklentiyi karşılamayan performansları da olmuştur. 

Ama yılların getirdiği bir sahne disiplini ve en önemlisi seyirciye duyduğu saygı tartışılmaz. 

Bu nedenle iki ismi, bugün aynı cümlede yarıştırmanın doğru olmadığını düşünüyorum. 

Deniz Göktaş'ın mizahı ise daha çok yetiştiği sosyal çevrenin ve kuşağının dilini yansıtıyor. 

Bu da doğal… 

Seven olur, sevmeyen olur. 

Esprilerin bazıları iyi, bazıları bence vasat ve sıradan. 

Bu yüzden Deniz Göktaş'ı yere göğe sığdıramayan coşkuyu da anlamakta zorlanıyorum. 

Bir komedyeni beğenebilirsiniz, gösterisini başarılı bulabilirsiniz. 

Ama birkaç viral kesitle onu efsane ilan etmek ya da yılların ustalarıyla aynı kefeye koymak, bana biraz aceleci bir değerlendirme gibi geliyor. 

Yukarıda da vurguladığım gibi 15-20 yüksek etkileşimli isim üzerinden ana kurgusu vardı gösterinin. 

Bunlardan biri de Cüneyt Özdemir… 

Şakaya konu olan kişiler, elbette biraz iğnelenebilir. Bunda hiçbir sorun yok. Ancak kriminal bir zan altında bırakmak şaka değildir. 

Cüneyt Özdemir, kendi ismini kolay elde etmedi. 

Deniz Göktaş daha çocukken, hatta belki de dünyaya bile gelmeden önce savaş bölgelerinde görev yapan, kurşunların gölgesinde haber peşinde koşan bir gazeteciydi. 

Bir kişiyi sevebilirsiniz ya da eleştirebilirsiniz. Fakat o ismin mesleğine verdiği emeği, yılların çalışmasını kriminal bir şekilde zan altında bırakmak ve bunu da "şaka" deyip "mizah" deyip kabul ettirmek doğru mu?

Karar, siz değerli okuyucuların, izleyicilerin…

Adem Metan - Tüm Yazıları

Diğer Yazarlar

Sevda Türküsev Sevda Türküsev Başörtü ile yapılanlar, başörtüsüne yapılanlar Aslı Didari Aslı Didari Maaşlarda kritik eşik Fatih Yıldırım Fatih Yıldırım Gelir arttıkça uyku süresi azalıyor Cüneyt İnay Cüneyt İnay Avrupa'nın Siyasi Çıkmazı
Ensonhaber
Uygulama
App Store Google Play
Sosyal Medya
Haberler
  • Güncel Haberler
  • Spor Haberleri
  • Ekonomi Haberleri
  • Yaşam Haberleri
  • Dünya Haberleri
  • Tüm Haberler
  • Dünya Kupası 2026
Servisler
  • Canlı TV
  • Foto Galeri
  • Oyunlar
  • Namaz Vakitleri
  • Son Depremler
  • RSS Servisleri
Kurumsal
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Yayın İlkeleri
  • KVKK Politikası
  • Gizlilik Politikası

ensonhaber.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Ensonhaber Medya A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

© 2026 Ensonhaber Medya A.Ş. Tüm hakları saklıdır.