Dayatmacılık Tarihi
Avrupa’nın sömürgecilik tarihi kadar bir de dayatmacılık tarihi var. Avrupa üstün demokrasileri, medeniyetleri ve hümanizmleriyle övünürken bir yandan da kauçuk toplamayan Ruandalı, Kongolu küçük çocukların ellerini bileklerinden kesip dağlıyordu... Birden içiniz ürperdi dimi, büyük bir özgüvenle açılan gazozun patlaması gibi bir açılış oldu, ama bunlar gerçekten de oldu. Hem de çok uzak bir tarihte değil.
Netice kadar bir Avrupa ülkesi olan Belçika bile sömürgecilik faaliyetlerinde bulundu ve Kralları 2. Leopold’un özel talimatlarıyla yukarda bahsettiğim vahşetler gerçekleştirildi. Yine bu netice kadar olan Belçika, Sabancı suikastı zanlısı terör örgütü militanı Fehriye Erdal’ı bağrına basan ülke…
Peki Avrupa’nın teröristleri bağrına basmasına neden olan motivasyon ne? Bu iki olayın bağlantısı ne? Avrupa teröristleri bağrına basarken bunu rastgele yapmıyor. Sadece Türkiye’ye karşı cürüm işlemiş teröristleri bağrına basıyor. Gidip de Arjantin’de uçak kaçıran teröriste kucak açmıyor. Artı onlar için ideoloji fraksiyon da fark etmiyor; Asala, Pkk, Fetö, Dhkp-C, Daeş gönder gelsin, yeter ki Türkiye’ye karşı bir cürüm işlenmiş olsun.
Avrupa’nın bu tutumunu tamamen anlamak için bir kahveye gitmeniz lazım. Evet kahve geyiği, kıraathane geyiği, tavla oynayarak ülke kurtarmak gibi terimler var ve bunlar boş siyasi söylemler için kullanılır. Ama bazıları çok doğru. Avrupa’nın bunları yapmasındaki temel motivasyon Türk korkusu.
Birçok kişi diyecek ki, bırakalım efendim bu işleri, bilimde sanatta yarışalım... İşte yarışma orada adil değil. Türk korkusunun kökeni Osmanlı’dan da eski. Attila’nın 20 yılda Avrupa’ya yaşattıkları ile başlayan korku serisi Osmanlı ile tamamen travmaya dönüştü…
Avrupalılar bu yüzden Türklerin sosyolojisini çok yakından izler ve çözmeye çalışır. Bazı söylemler üretir ve onları Türkiye içinde yayar. Bu söylemlere bir tane örnek vereyim: Milliyetçilik aptallıktır. Bu söylem tamamen Avrupa’nın ürettiği ve ne hikmetse sadece bizim ülkemizde sloganlaşan bir söylemdir. Avrupa bunu söyleyerek popüler kültür üzerinden yayar. Çünkü Türklerin vatansever duygularının yükselmesi Avrupa’yı korkutan bir şeydir. Bu söylemi üreten Avrupa hala ari ırkın üstün olduğu bir devlet politikası sürdürür.
Yine küçük ama tam bir Avrupa ülkesi üzerinden örnek verelim. Norveç’te vatandaşlık almak isteyen sığınmacılar 6 ila 1 yıl süren eğitime tabi tutulurlar. Konuşma seviyesinde Norveççe, Norveç milli marşı ve Norveç’in temel tarihini öğrenmek zorundasın, öğrenmeyen vatandaş aday adayı bile olamaz. Bunu yapan ülke sana milliyetçilik aptallıktır, anti demokratiktir propagandası yapıyor.
İngiltere’nin ve dünyanın en ünlü yönetmenlerinden biri olan Christopher Nolan bir sosyal liberal. Ama Dunkirk adında, İngiliz vatansever propagandası olan bir film çekti. Hiç tarzı da değil, artı en kötü filmi. Adamların sosyal liberal figürü bile belli bir çıtanın üstünde milliyetçi. Ama bizim milliyetçilik yapmamamız için milyar Eurolar, Sterlinler harcıyorlar. Tabi başaramıyorlar, Anadolu’nun vatanseverlik sosyolojisini çözemiyorlar, ülkelerine milyonlarca Türk’ü alsalar da çözemiyorlar.
Avrupa’da yerleşik bir Türk korkusu var. Bu da onlarda bir dayatmacılık tarihi oluşturdu. Şimdi diyeceksiniz ki madem korkuyorlar bazen de istediğimizi veriyorlar. Neden? Yine korkudan. Örneğin hem kulüp bazında, hem de ulusal takım olarak Avrupa futbol turnuvalarına katılıyoruz, artı Türki Cumhuriyetlerin katılmasının da önünü açıyoruz. Eğer bunu bize vermezlerse yani bizi turnuvalara almazlarsa ne düşünürüz? “Ya şu Yunanistan’ı Serez’e kadar alsak da Avrupa topraklarını mı genişletsek acaba” diye düşünürüz. İşte bunu düşünmeyelim diye istediğimizi veriyorlar. Çünkü Yunanistan, Avrupa ile aramızda tampon, son duvar.
Türk korkusunun Avrupa’nın gelişimine katkısı vardır. Bu korku ekonomik, sosyal, siyasal ve askeri anlamda gelişmelerine katkı sağlamıştır. Fakat sık sık belirttiğim gibi son 75-80 yılda askeri anlamda ABD’ye çok yaslandılar, ABD bir çekildi geri geri düşüp neticelerinin üstüne oturdular. Şu an askeri ve askeri teknoloji anlamında yine bir Türk korkusu var üstlerinde… Batı’dan ABD korkusu, Doğu’dan Rus korkusu derken Güney’den Türk korkusu Avrupa’yı orta vadede paranoyak edecektir ve Avrupa’da garip siyasi akımlar ve de garip olaylar cereyan edecektir. Belki de bu; elleri bilekten kesilen Ruandalı, Kongolu mazlum çocukların ahıdır…