"İktidarınızda Allah demek yasaktı" deyince kızıyorlar
"Kâbe'de Hacılar Hû Der Allah" ilahisiyle müzik listelerini sallayan Celal Karatüre ve ekibi Ramazan-ı Şerifin Milli Eğitim Bakanlığı’nın başlattığı coşkulu havasını renklendirdi.
İlahinin estirdiği rüzgâr elbette birilerini rahatsız edecekti. Nitekim CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın grup toplantısında söz konusu ilahinin sözlerini okumasından rahatsız oldu. Ne var ki kendi partisinin bir zamanlar Bektaşilerin dahi "Yetiş ya Hazret-i Ali" demesinden ve ilahi okumasından rahatsız olduğunu unuttu.
İşte 29 Aralık 1936 tarihli Akşam gazetesinden o haber:
"İzmir'in Bulgurca çiftliğinde tarikat âyini yapan 21 kişi yakalanmıştır. (…) Âyinciler suçlarını inkâr ederek, içkili bir saz âlemi yaptıklarını iddia etmektedirler. Fakat dinlenen şahidler tamamen aksini söylemektedirler. Odada toplanan 21 âyincinin “Yetiş ya Hazreti Ali!...” diye bağırdıkları ve ilâhiler okudukları şahidlerin ifadeleri ile tesbit edilmiştir. Tahkikat devam ediyor."

Keza Maraş’ta ay tutulması üzerine havaya silah sıkanlar haricinde minareden Arapça salâ ve kaside okuyan 3 kişinin yakalanıp adliyeye sevk edildiklerine dair bir belge var elimizde.
Ezan-ı Muhammedî’nin yasaklanması ve 'Türkçe ezan' uygulamasının başlatılması üzerine yanılıp da "Tanrı uludur" yerine "Allahu ekber" diyenler hem para hem de hapis cezası almışlardı ki mazlumların sayısı binlercedir.
Bu yüzden "Tek parti devrinde Allah demek yasaktı" diyoruz işte. On binlerce gazete haberi ve arşiv belgesi sunmak işten bile değil. Aşağıda bunlardan bir kaçını paylaşacağım.
⦁ 28 Ocak 1935 tarihli Milliyet gazetesinde "Bir cenaze alayında mezarlığa giderlerken Arapça tekbir aldıkları için 3 kişinin adliyeye verildiği" yazar.

⦁ Bayram ve Teravih namazlarında polis ve zabıtaya sıkı sıkıya tembih edilmiş, camilerde kamet okunurken "Allahu ekber" diyenler adliyeye sevk edilmişti. (Devlet Arşivleri: 70 - 91 - 11, s. 1)
⦁ 1938 tarihli belgede ezan ve tekbirlerin Türkçe okutturulması, aykırı harekette bulunanların yani "Allahu ekber" diyenlerin mahalli zabıtasına ihbarı emredilir (26 - 151 - 10, s. 3).
⦁ 1936 tarihli bir belgede Trabzon Çarşı Camii müezzini Hamdi'nin bayram namazı sırasında "Allahu ekber" dediği, bunun inkılaplara aykırı olduğu, zaten aynı müezzinin daha önce de "caiz değildir" diye Türkçe ezan okumadığı bildirilir ve vaizlikten atıldığı yazar. (103 - 671 - 37, s. 2 – 3)
⦁ 1935 tarihli bir belgede hatim duası sırasında "Allahu ekber" diyen 3 hafız hakkında işlem yapıldığı, bir kişinin Arapça ezan okuyup namazda Arapça tekbir getirdiği, köyünde sarıkla dolaştığı için arkadaşıyla birlikte haklarında işlem yapıldığı yazar. (590 - 38 - 1, s. 4,5)
⦁ 1935 tarihli belgede Yusuf oğlu Hüseyin'in bayram namazında "Allahu ekber" dediği, bir başka camide bayram namazında Arapça tekbir alındığı için yasal işlem yapıldığı yazmakta.
⦁ 1936 tarihli belgede Antep'de sabah ve bayram namazlarında Arapça kamet ve tekbir getirildiği için Mehmet Hoca hakkında işlem yapıldığı, mahkeme sonuçlanana kadar görevinden uzaklaştırıldığı yazar ve hakkında polis araştırması istenir. (103 - 672 – 33)
⦁ 1935 tarihli bir belgede Cuma namazı esnasında Arapça kamet getiren Mehmet'in suç üstü yakalanıp savcılığa verildiği, Kadir gecesi teravih namazından sonra dua esnasında "Allah Allah ya Vedud" diyen Fatih Çivizade Camii imamı hakkında takibata girişildiği yazmakta. (590-38-1, s. 18)
⦁ 1938 tarihli Konya Emniyet Müdürü imzalı belgede Müftülükten, camilerde görev yapacak hatip, müezzin ve imamlara "Kemalist inkılaplara aykırı" Arapça tekbir getirmemeleri uyarısında bulunması istenmiş. (12 - 102 – 13)
⦁ 1938 tarihli bir başka belgede Nakşi tarikatına mensup Kurşunlu Camii müezzini Tahir'in Kadir gecesi Arapça tekbir getirdiği için hakkında işlem yapıldığı ve vaizlikten atıldığı yazmakta. (104 - 678 – 39)
⦁ 1938 tarihli bir belgede bayram münasebetiyle şehre giden İsmail'in namaz arasında "Allahu ekber" dediği için hakkında takibat yapıldığı yazar. (103 - 672 – 53)
⦁ Keza 1938 tarihli belgede Amasya Mehmet Paşa Camii’nde Teravih namazı esnasında müezzin vekili Veysel ile cemaatten iki kişinin Arapça tekbir getirdikleri için haklarında kanuni takibat yapıldığı yazmakta. (103 - 672 – 49)
⦁ Yine 1938 tarihli bir belgede ise Urfa'da imam ve müezzinin sabah namazında "Allahu ekber" dedikleri için haklarında işlem yapıldığı yazmakta. (103 - 672 – 45)
Durun, bitmedi.
Mehmetçiğin taarruzda hücuma geçerken "Allah Allah" denmesinden de rahatsız olmuşlardı. Asırlarca savaş meydanlarını olduğu kadar talimhaneleri de perde perde saran "Allah Allah" nidaları yerine İngilizlerin "Hurra"sından bozma "Vurha"yı dayatmışlar.
Burun kıvıracaklara hemen söyleyeyim ki aşağıda bu uygulamaya karşı çıkan gazete Cumhuriyet’tir (27 Mayıs 1937).
Neymiş? "Allah" demek yasak mıymış?
