ABD, Venezuela olayı ve Türkiye’nin tutumu
ABD’nin Venezuela’yı işgali hakikaten enternasyonel sistem içinde dönüm noktası.
Maduro’yu Karakas’tan Trump’ın askeri taarruzla kaçırması, uluslararası kuralları ve Birleşmiş Milletler kuruluş beyannamesini ile Amerikan anayasasını çiğneyen manyakça bir olay.
ABD ve İngiltere bir olup, daha sonra fabrikasyon olduğu ispat edilen “Saddam Hüseyin’in elinde kitle imha silahları var” iddiası bahanesiyle Irak’ı işgal ederek enternasyonel yasaları paramparça etmişti.
Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması bir başka rezalet. Yine enternasyonel kurallar paramparça edilmişti o işgalde de.
Trump’ın Venezuela operasyonu ise artık olayın zirvesidir.
ABD’nin diplomatik ilişki içinde olduğu bir devleti işgal edebilmesi, uluslararası kuralların, teamüllerin zaten yerle bir edilmesi manasına gelirken bir de bakıyorsunuz ABD Delta güçleri, Karakas’ta Cumhurbaşkanlığı sarayından Maduro ve eşini tutuklayıp Amerika’da bilinmeyen bir yere götürüyor.
Artık tam anlamıyla orman kanunları geçerli günümüz dünyasında.
Artık gücü olan şu veya bu gerekçeyle beğenmediği başka ülkeye saldırıp, o ülkenin devlet başkanını kaçırıp tutuklamaya kalkabilir!
Trump önce açıkca istihbarat teşkilatı CIA için Venezuela da operasyon yapma izni verdiği açıkladı.
Sonra Venezuela’ya abluka uyguladı. Daha sonra Venezuela’yı terör devleti ilan etti, Maduro’yu da “narko-terörist” olarak nitelendirdi. Maduro bana göre de rezil bir adam. Her zaman Maduro denen adamın ülkesini mahveden bir adam olduğunu savundum, herkes Türk medyasında bu adamı överken bile, ama tüm bunlar işin bahanesi.
ABD kanunları Başkan’ın Kongre izni olmadan başka bir ülkeyi işgal etmesini engelliyor ama işin içine terör ve narkotik ile mücadele girince Kongre’nin eli kolu bağlandı.
ABD, Venezuela’nın uyuşturucu santrali olduğunu, bu coğrafyadan gelen uyuşturucuların Amerikalıları zehirlediğini söylüyordu.
Gençlere sık sık tarih bilmezseniz bugünü anlayamazsınız öğüdünü veriyorum. İşte tarihten bugünkü Venezuela güncelliğine bir örnek…
ABD, 1970 ve 1971 yılları arasında, Süleyman Demirel’in adeta tepesine binerek Türkiye’nin afyon üretimini yasaklamasını açık açık istemişti.
Süleyman Bey böyle bir yasaklama yapamayacağını, afyonun çiftçinin ana gelirlerinden biri olduğunu söyledi.
ABD idaresi ise Amerikan gençlerini Türk afyonunun zehirlediğini iddia etti.
Demirel, ABD’de bir toplantıda bu iddiaların doğru olmadığını, bizim Türkiye’de üretilen afyonun Amerikalı gençlerin 1 haftalık uyuşturucu ihtiyacını ancak karşılayabildiğini, rakamlarla Amerikalılara kanıtladı.
Rahmetli Demirel, bu hadiseden Mehmet Ali Birand’ın 12 Mart belgeseli kapsamında verdiği söyleşide de bahseder. O belgeselin tüm bölümlerini de gençler muhakkak izlemeli.
12 Mart 1971 askeri darbesiyle Demirel iktidardan indirildi.
Darbeden sonra generaller, askerin kuklası olan Nihat Erim hükümetini kurdurdu ve Erim de ilk iş olarak Türkiye’de afyon ekimini yasakladı. Özellikle Afyonkarahisar şehri bu yasaktan inanılmaz mağdur oldu, Afyonkarahisarlı çiftçiler aç kaldı resmen.
1974’de Ecevit ile Erbakan koalisyon kurdu ve CHP-MSP hükümeti afyon üretimini yasaklama kararını kaldırdı.
CHP-MSP hükümeti afyon ekimine yeniden izin verdi.
1974 Kıbrıs Barış Harekatı sonrası ABD Kongresi Kıbrıs’ı ve afyon ekimlerini bahane ederek Türkiye’ye geniş çaplı silah ambargosu uyguladı.
Bu da artık enternasyonel orman yasalarının geçerli olduğu 2026 dünyasını biz yaşarken 70’lerin tarihinden bir yaprak…
Kaos ve kargaşa dolu 70’ler soğuk savaş dünyası bile bugünkünden daha kurallı ve kanunlu bir dönemdi. Ya da belki mukayeseli güç analizi açısından daha dengeli bir dünyaydı. Şu an tamamen gücü gücüne yeten bir dünya var.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak çok çok güçlü, akıllı ve gerçekçi olmak zorundayız 2026 dünyasında…
O bakımdan Türk Devleti, Venezuela konusunda son derece doğru, isabetli ve realist bir tutum almıştır.
Zaloğlu Rüstem hikayeleri Orta Çağ dünyasında kaldı. Köroğlu’nun Bolu Beyi’ne haybeden kılıç salladığı zamanlar artık yok.
Bu tür hikayeler zaten masallarda anlatılan efsanevi ve hurafevi olaylardır. Tarihsel gerçekliği yoktur.
Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Türk milletinin menfaatlerini muhafaza ve müdafaa etmek bakımından Venezuela hadisesinde mükemmel tutum almıştır diyebilirim.