ABD’yi esir almış İsrail gerçeği ve İran’ın geleceği
İran’a yapılan ABD-İsrail müşterek taarruzu İsrail Başbakanı Netanyahu’nun ne derece Beyaz Saray üzerinde etkin olduğunu hatta Amerikan hükümetini yani diğer bir deyimle Amerika Birleşik Devletlerini rehin haline getirdiğini gösteriyor.
*
Umman Dışişleri Bakanı, bu taarruzdan birkaç saat önce yapılan arabuluculuk faaliyetinin çok güzel şekilde devam ettiğini söylemişti.
*
İran-ABD arasında görüşmelerin olumlu bir noktaya gelindiğinin açıklandığı bir ortamda bu taarruzun olabilmesi aslında herkesin kandırıldığını ispatlıyor.
*
Haftalardır görünen manzara şuydu: Netanyahu’nun İran’a topyekûn taarruz yapılması için ABD’ye bastırdığı ve buna karşılık İran’ı çevreleyen bölgede Amerikalıların askeri yığınak yapmasına rağmen diplomasiye ve barışçı çabalara fırsat verdiği görüntüsü vardı.
*
Hem diplomasiye fırsat verilecek ama bu askeri hazırlıkların da dev boyutlara gelmesine de mani değil imajı verilmişti. Fakat durum kesinlikle bunun aksineydi.
*
Bilhassa İsrail, diplomasiyi suyu bulandırmak için istismar etmişti.
*
Netice olarak Trump’ın Netanyahu’nun baskısına ve ısrarlarına daha fazla dayanamadığı çok açık ortada.
*
Şu an görünen manzara, hem Orta Doğu barışı için hem de Türkiye için çok kaygı verici bir fotoğraf veriyor.
*
Netanyahu her ne pahasına olursa olsun İran’ın askeri yapısının yok edilmesini istiyordu ve istediğini bu sefer gerçekleştirmeyi başaracak gibi gözüküyor.
*
Tam bir Siyonist olan Netanyahu ise bu son İran’a yapılan saldırı ile Orta Doğu’yu yeniden şekillendireceklerini söylüyor.
*
Buna karşılık Trump, olaylara kendi kibirli ama bir o kadar mübalağalı tutumuyla yaklaşıyor.
*
İran halkına “Biz İran rejimini askeri hava harekatımızla felç edeceğiz, siz de elinizi taşın altına koyup bu rejimi ortadan kaldırın” diyor.
*
Cesaretli ama silah gücü olmayan İran muhalifleri, Pasdaran ile nasıl mücadele edecek?
*
Hem İran için hem de Orta Doğu için çok zor bir dönemece girdik. Bana göre bu savaş uzun sürecek.