Türkiye Cumhuriyeti’nin bakış açısıyla Suriye’nin istikbal meselesi

Rasim Ozan Kütahyalı
Rasim Ozan Kütahyalı

Suriye’de devrimin birinci yılında yeni bir tarihi dönemeç yaşanıyor.

Suriye Hükümeti ve SDG arasında 18 Ocak 2026’da “Ateşkes ve Tam Entegrasyon” konulu anlaşmaya varılmıştır.

Suriye Yönetimi ve PYD/YPG-SDG arasında imzalanan mutabakatın uygulanması ülkenin bütünlüğü, istikrarı ve ekonomik yönden gelişimi açısından elzemdir.

Bu süreçte Milli İstihbarat Teşkilatı, sahada tam bir koordinasyon sağlamış, MSB ve Dışişleri Bakanlığı ile eşgüdüm halinde Türkiye’ye yönelik mevcut risklerin bertaraf edilmesi yeni tehditlerin ortaya çıkmaması ve göç dalgası olmaması amacıyla hassas bir süreç yürütülmüştür.

Başkan Recep Tayyip Erdoğan’a sahadaki gelişmeler düzenli olarak bilgi verilmiş ve talimatları alınmıştır. Talimatlar çerçevesinde gerekli koordinasyon sağlanmıştır.

Anlaşmanın bütünüyle uygulanması ile ülkenin üniter yapısının sağlamlaşacağı, ekonomik kaynakların tüm Suriyelilerin eşit bir şekilde hizmetine sunulacağı, daha da önemlisi ülkenin iç meselelerini hallederek, güçlü ve müreffeh bir Suriye’nin adımlarını atmaya başlayacağı değerlendirilmektedir.

Devlet içinde devlet olmayacağı gibi egemen bir ülkede meşru silahlı kuvvetler dışında da bir silahlı yapı teşkil edilmesi kabul edilemez niteliktedir. Nitekim bu durum her daim çatışma ve bölünme riskini beraberinde taşıyacak ve ülkeyi dış müdahalelere ve yönlendirmelere açık hale getirecektir.

Suriye’nin tüm devlet dışı yapılardan ve aktörlerden arındırılması, bu yapıların Suriye Devlet sistemine entegre olması, ülkenin tüm unsurlarının da katılımıyla meşru Suriye Hükümeti tarafından yönetilmesi gerekmektedir.

Bu doğrultuda, ülkedeki tüm etnik grupların haklarının güvence altına alınması ve Yönetimde temsil edilmelerine yönelik Suriye Yönetimince atılan adımlar memnuniyetle karşılanmaktadır.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet El ŞARA’nın 17/01/2026’da ülkedeki Kürt vatandaşlarının eşit yurttaşlık temelinde tüm haklarının yasal güvence altına alındığına dair kararnamesinin önemli ilerleme olduğu aşikardır. Söz konusu kararname Suriye’deki Kürtlerin yasal güvencesi olarak görülebileceği gibi Esad Rejiminde ikinci sınıf vatandaş muamelesi gören Kürtler için tarihi bir kazanımdır.

Türk Milli İstihbarat Teşkilatı sivillerin zarar görmemesi için Suriye yönetimi ile çok yoğun bir temas yürütmüştür. Ayrıca hak ihlalleri yapılmaması, bulundukları bölgelerden çekilmek ve teslim olmak isteyen örgüt unsurları ve ailelerin sağlıklı bir biçimde tahliyeleri için gerekli koordinasyonlar sağlanmış ve sahadaki durum yakından takip edilmiştir.

Diğer yandan çatışmada sivilleri kalkan olarak kullandığı tespit edilen örgütle mücadele eden Suriye Yönetiminin, sivillerin zarar görmemesi adına operasyonu daha hassas sürdürmeleri sağlanmıştır.

Bu çabalar kapsamında, Suriye Yönetimi’nin yanı sıra ABD başta olmak üzere DMUK(DEAŞ ile Mücadele Uluslararası Koalisyonu) bileşenleri ve bölge ülkeleri ile diyalog içerisinde olunmuştur.

Suriye’de DMUK çerçevesinde DEAŞ terör örgütü ile mücadelesi hız kesmeden devam edecek olup, anlaşma kapsamında DEAŞ’lı tutukluların bulunduğu kampların güvenliği ve yasal sorumluluğu Suriye hükümeti tarafından üstlenilecektir.

Suriye’de çatışmalar devam ederken Teşkilatımız, taraflarca itidalli olunması, kritik altyapı/tesislerinin zarar görmemesi, hedef alınmaması ve daha da önemlisi sivillerin zarar görmemesi ve yer değiştirmek zorunda kalmamaları adına yoğun temas ve girişimlerde bulunmuştur.

Bu kapsamda 18 Ocak 2026’da imzalanan anlaşma, Suriye’nin birliğini ve bütünlüğünü esas alan ve Suriye’nin bütün bileşenlerinin barış içerisinde yaşamasının garantisi olacaktır. Ayrıca Suriye’nin istikrarı için temel taşlardan biri olma niteliğini taşımaktadır. Suriye’de kaos oluşması ve anlaşma zeminine varılmasına karşı duruş sergileyen tüm kesimlere rağmen varılan bu anlaşmanın hayata geçmesi yönünde cesaret ve feraset gösteren tüm tarafların ve entegrasyon sürecini destekleyen ülke ve şahısların sürece verdikleri katkı takdire şayandır.

Öncelikle Suriye’nin ve bölgenin istikrarı için hayati önem arz eden bu anlaşmanın uygulamaya geçirilmesine ilişkin aşamalarının takip edilmesi gerek Suriye gerekse de uluslararası toplumun yükümlülüğüdür.

Bu anlaşmanın uygulanması ile ülkenin üniter yapısının sağlamlaşacağı, ekonomik kaynakların tüm Suriyelilerin eşit bir şekilde hizmetine sunulacağı, daha da önemlisi ülkenin iç meselelerini hallederek, güçlü ve müreffeh bir Suriye’nin adımlarını atmaya başlayacağı değerlendirilmektedir.

Bölgemizin sorunlarının bölgenin kendi gerçekleri ve dinamikleri temelinde çözümü esastır. Bu anlayış sürdürülebilir barışın ve istikrarın en etkili yoludur.

Suriye’de istikrar ve güvenliğin tesisi, hem ülkemizin hem de bölgemizin güven liğini esas alan Terörsüz Türkiye hedefimizin tam anlamıyla başarıya ulaşması için de kritik önemi haizdir.