GAZZE, KUDÜS, MESCİD-İ AKSA ÖZGÜR OLANA KADAR
Bu yazıya başladığım dakikalarda İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, Galata Köprüsü'nde düzenlenen ve daha sabahın erken saatlerinde yüz binleri bulan eylemde konuşuyordu. Bilal Erdoğan, "Gazze, Kudüs, Mescid-i Aksa özgür olana kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz." diyordu. Savaş suçlusu katil İsrail’in büyük bir savaş tazminatı ödemesini ve Gazze’nin yeniden inşasının İsrail terör devletinin vereceği savaş tazminatıyla gerçekleşmesini de üstüne basa basa vurguladı Bilal Erdoğan.
TV kanallarını taradım, her gazeteci için haber değeri taşıyan, birçok kanalın canlı yayında verdiği bu olay sırasında bir de “Halkımın TV”sine bakayım dedim. Köprüden tek kare yok, türkü şarkı yıkılıyor… Halk köprüde, Halkımın TV’si cümbüşte… Akşamdan kaldılar desen… Haberci uyumaz, uyura yatar… (Bir de dikkat ettiniz mi, bu Halkımın TV’sinin görüntü kalitesi çok düşük, ne kadar kaliteli TV’de izlerseniz izleyin sanırsınız 80’lerin analog kanallarından birini 56 ekranda izliyorsunuz. Nedeni nedir bilmiyorum, artık o günlere bir özlem mi gideriyorlar, yoksa her şeye para yetiştiren Halkımın TV’si gariban görünmek için mi “çağ dışı” yayın tekniklerini kullanmayı sürdürüyor belli değil)
Daha önce de değinmiştim; Filistin direnişi 60’larda, özellikle de 70’lerde dünya solunun eksiksiz desteklediği, anti-emperyalist sol bir hareketti. Habbaş’lar, Arafatlar, yüzüğünü Keleş mermisinden yapan Leyla Khalid’ler dönemiydi. ODTÜ’de en yüksek yabancı öğrenci sayısı, Filistinli öğrencilere aitti.
İsrail süreç içinde bu sol anti-emperyalist cepheyi çökertti. Birçoğunu hapislerde, işkencelerde öldürdü, liderlerini itibarsızlaştı, özellikle Arafat üzerinde çok çalıştı. Arafat öldüğünde geride ikiye bölünmüş ve Gazze dışında teslim olmuş bir Filistin yönetimi kaldı. (Bugün Avrupa’nın “tanıyoruz” dediği bu yönetimdir) İşte bu noktada Hamas ön plana çıktı. Hamas, İslami kaygılara sahip bir örgüttü ve 2006’da Filistin halkının teveccühünü kazanıp, seçimle iktidara geldi.
Tam da bu noktada bizim solun sözde o anti-emperyalist boyası dökülüverdi. Madem Hamas İslami bir örgüttü, o zaman Filistin desteği hak etmiyordu. Hemen o meşhur, “İşte sen öyle gerici olursan İsrail de gelir kafana bombayı atar… Zaten siz Birinci Dünya Savaşı'nda da bizi arkadan vurmuştunuz… Vatanınızı zamanında İsrail’e parayla satmasaydınız” çirkefliği başladı.
Yani herkes anti-emperyalist olabilirdi ama Müslümanlar olamazdı.
Emperyalizm Kore’de, Vietnam’da, Kamboçya’da yüz binlerce insanı katletti, Latin Amerika’da darbeler düzenleyerek binlerce insanı yerli malı darbecilere stadyumlarda, işkencelerde öldürttü. Oysa Kore, Vietnam, Kamboçya Budist’ti, Latin Amerika da Katolik’ti. Onlar neden kafalarına bombayı hak ettiler acaba?
Bugün Türk Solu yok olmuştur. Dünya demokratik hareketi içerisinde bile “düşkündür”…
Çünkü bizim sol anti-emperyalist değil, İslamofobik ve Irkçıdır.
Bugün o köprüde bir tane sol örgüt görsem tebrik edeceğim…
(Muhalif gazetecilerden Özlem Gürses köprüdeydi; özel olarak tebrik etmek isterim, hangi saikle köprüye gelmiş olursa olsun..)
Peki, Hamas bir terör örgütü müdür?
ABD, AB ve aveneleri için öyle.
Fakat basit bir soru sorayım, 3 yılda 100 bin insan öldüren bir soykırımcı ile siz olsanız nasıl mücadele edersiniz?
Hamas, diğer bütün alternatifleri tüketti mi?
Evet, hem uluslararası normlara hem de yerel koşullara göre tüm olasılıkları ve yasal süreçleri takip etti, hepsini kazandı ama pratikte İsrail saldırısı durmadı. Bugün Hamas’ın eylemlerini terörist bulanlar, o süreci unutuyorlar.
İsrail durdurulamıyor. Ama bu ilanihaye böyle sürmeyecek elbette.
Hz Ali'ye (r.a.) ithaf olunan bir deyiş vardır:
“Mazlumun zalimden öcünü alacağı gün, şüphesiz zalimin zulmettiği günden daha çetin olacaktır.”
Herkes de biliyor ki, bütün o “zaferlerine” karşın İsrail ordusu bir çapulcu sürüsüdür ve ABD bölgeden çekildiği anda bölge halkları tarafından tükürükle boğulur…
Bunu kavrayan Yahudiler de var elbet ama sesleri duyulmuyor.
Bu sırada tekrar Halkımın TV’sine göz atıyorum, Çanakkale Savaşı kıyafetleri giymiş bir grup, sahnede zeybek oynuyor…
Bu nasıl bir bilinç sürçmesidir Allah’ım?
Halkımın TV’si nedir? Bir haber kanalı mıdır?
7/24 stüdyo polemiği sürdüren bir laikçi vaaz kanalı mıdır?
İsrail, Ekim 2023'ten bu yana en az 197 gazeteci ve medya çalışanı öldürüldü. Bunların 189'u Gazze'deydi. Bu sayı, son üç yılda dünyada toplam gazeteci kayıplarından fazladır.
Eğer Halkımın TV’si bir haber kanalı ise neden bu zalimlere karşı yapılan gösteriyi görmezden gelir.
Yoksa Müslüman gazetecileri katletmek mübah mıdır?
Kaldı ki ölenlerin bir kısmı Müslüman değildir. Bu bir medya katliamıdır.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, asrın felaketinden üç yıldan daha az bir zaman sonra 450 binden fazla yerleşim birimini halkına teslim etmeye çalışırken bütçe görüşmelerinin sürdürüldüğü Meclis'te iktidara “Siz Atatürk düşmanlarısınız!” diye saldıran zihniyetten fazla da bir şey beklememek lazım.
Halkımın TV’sinde şimdi de “Sensiz dünya malı neyleyim dostum…” türküsü çalıyor.
Herhalde dünya malına minnet etmeyen CHP’li belediye başkanları için olmalı.