İNKITALAR
Eskiden inkıta denirdi. Maçtaki duraksamalarda kaybedilen zamanın maçın sonuna eklenmesi.
Yani uzatmalar.
Kendine YPG - PYD - SDG gibi isimler veren PKK, şu anda Haseke’de inkıtaları oynuyor.
Maç çoktan bitti.
Her ne kadar ABD ve AB maçın çoktan bittiğini söylese de PKK illa uzatacak.
Yabancı medyada özellikle İtalyan ve Fransız basınında hala SDG dedikleri PKK’ya destek var.
Bana en ilginç gelen de İtalyan ve Fransız medyasının “Kürt sevgisidir”
Bir zamanlar Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterrand'ın eşi Isabelle Mitterrand, Türkiye’ye her gelişinde yanına birkaç yakışıklı Kürt delikanlısı alır giderdi. Bir kere bile bir Memed Emmi götürdüğünü görmedim.
Asıl ilginç olan İtalyan ve Fransız basınının “Kürtlerle olan güçlü tarihsel bağlarından” söz etmesi…
Yahu, tarihte sizin Kürtlere fiziki olarak en yaklaştığınız zaman Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Anadolu’yu işgal ederken Antep’e saldırmanızdır. Onda da püskürtüldünüz.
Başka hangi tarihsel bağınız var acaba?
Güncel bağları anlayabiliyorum, PKK’nın Avrupa’da başta Almanya olmak üzere İtalya ve Fransa gibi ülkeleri ayak yolu yaptıklarını biliyoruz.
Memleketinde anadilde konuşamadığı için ağlaşanlar oralarda İtalyancayı, Fransızcayı ana dilleri gibi konuşuyorlar.
Sözde bir Kürt diasporası oluşturuyorlar ve oralarda PKK için haraç topluyorlar.
Son zamanlarda listeye bir de Japonya eklendi.
Aşağıdaki başlık, Japon Sankei Shimbun gazetesinde 15 Ocak 2026 tarihinde neşredildi.
“Saitama Valisi Ohno, Türk Vatandaşları İçin Vize Muafiyetlerinin Geçici Olarak Askıya Alınmasını Tekrar İstedi”
Haber şöyle devam ediyor:
“Saitama Valisi Motohiro Ohno 14 Ocak’ta, Dışişleri Bakanlığı'nı ziyaret ederek Türk vatandaşlarının kısa süreli ziyaretleri için vize muafiyetlerinin geçici olarak askıya alınması talebiyle bir dilekçe daha sundu. Ohno, geçen yıl ağustos ayında da dönemin Dışişleri Bakanı Takeshi Iwaya'ya benzer bir dilekçe sunmuştu. Valilik, özellikle güney kesiminde yaşayanlardan, çalışma amacıyla mülteci statüsü için tekrar tekrar başvuran yabancıların varlığı nedeniyle kamu güvenliğinin kötüleştiğine dair şikayetler almaya devam ediyor. Valilik, Dışişleri Bakanlığından bir kez daha harekete geçmesini talep ederek, Bakanlığın yanıtının yeterli olmadığını belirtti.”
Bu ilk haber değil, uzun süredir devam eden bir sorun.
Anladınız tabii, haberlerde hiç yer almayan bir şey var, o da bunların hepsinin “Kürt” olması. Japon yetkililer henüz bunun ayırımına varamadılar, onun için Japonya ile aramızda uluslararası bir sorun başlamak üzere, Japonlar vize muafiyetimizi askıya bile alabilirler.
Yabancıların Kürt sevgisini elbette kıskanırım, dünyada kimse Kürtleri bizim kadar sevemez, bizim kadar yakın olamaz. Bilinmeyen bir tarihten beri biz birlikte yaşıyoruz. Hatırı sayılır Kürt nüfusu bulunan komşularımızla karşılaştırınca da Kürtlerin en geniş haklara sahip olduğu ülke Türkiye. Aslında “haklar” sözcüğü bile yanlış, Türkler ve Kürtler eşit vatandaşlar.
Bazı Kürtler “azınlık olarak” sayılmak istiyorlar. Oysa Türkiye’de Kürtler azınlık statüsünde değil, hepimiz bu ülkenin eşit vatandaşlarıyız.
Terörsüz Türkiye sürecinin de ruhu bundan ibaret, Kürtlerin azınlık veya ayrılıkçı olarak görülmelerine engel olmak.
PKK’nın Suriye’deki inkıtaları ne zaman bitecek?
İlla kahraman Mehmetçik'in bitiş düdüğünü çalması mı lazım?