KİM KİME YAKIN TEHLİKE?
Netanyahu, Sayın Cumhurbaşkanımızın “Şara gibi cihatçıları desteklediğini, İsrail’in yok olmasını istediğini, İsrail düşmanlığında İran’ı geçtiğini, İsrail için birinci tehlike haline geldiğini” söylüyor. İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs (Güney Kıbrıs Rum Yönetimi) arasındaki stratejik iş birliğinin, bu üç devletin işgalcilere karşı bir araya gelmesinin önemini anlatıyor.
Bilin bakalım işgalci kim?
Türkiye İsrail için yakın tehlike midir bilmem ama bu söylemler hangi ülke üzerine yapıldıysa o ülke için yakın ve açık tehlike vardır.
Ortada bir komplo teorisi yok, Netanyahu artık İsrail’in ne istediğini açıkça söylüyor.
Buraya kadar tamam da Türkiye’de muhalefet lideri neden Netanyahu’yu aratmıyor?
Özgür Özel, dünkü açıklamasında "Bu meseleye herkes dikkat etsin. IŞİD öyle herhangi bir siyasi unsur değildir. HTŞ'ye kravat giydirmekle, rejimin başına getirmekle dünyanın dört bir tarafında bu uğurda ölüp de cennete gideceğini düşünen, hepimizi düşman bilen, demokrasiyi düşman bilen… Orada kimseye huzur yok yani sandıktan nefret eden, demokrasiyi 'Allah’a şirk koşmak' olarak gören birtakım zihniyetteki kişilerin hareket alanı bulacakları bir rejim, bir düzen düzen değildir ve orada kimseye huzur yoktur" dedi.
Netanyahu ve Özel, Suriye’nin uluslararası kabul görmüş başkanını “kravatlı terörist” olarak görüyor.
Özel’in söylemi de ilginç. Başkalarına laf atarken insan kendi geçmişine de bir bakar.
Bu ülkede sandıktan nefret eden, alternatif partileri kapatıp tek parti diktatörlüğüne dönüştüren kimdi acaba? Sayın Özel’in yakın Türkiye tarihi bilgisi, buna cevap verecek kadar zengin değil midir? Sandıktan nefret edenlerin döneminde kimseye huzur olmadığını en iyi Türkler bilir.
Özel, Şara’nın Suriye’nin tamamını temsil etmediğini de iddia ediyor. Peki ülkede ikinci bir partiye bile izin vermeyenler hangi çoğunluğu temsil ediyorlardı acaba? Herhalde Özel’in gönlünde Orta Doğu’nun yarısını Sovyet uydusu yapan Baas Partisi yatıyor hala…
Öte yandan SDG etiketli PKK’nın Suriye’de başarısız olmasını “ABD Kürtleri sattı” olarak açıklayanlar var.
Hayır öyle olmadı. ABD, Türkiye’nin baskısı nedeniyle Kürt projesini bir süreliğine askıya almak zorunda kaldı.
ABD de, AB de, Suriye de biliyor ki, Suriye’nin kuzeyinde özerk Kürt bölgesi adı altında Irak’taki özerk yapıdan başlayıp Latakya’da denize açılan bir garnizon devleti kurulmasına ve Suriye petrollerinin bu yolla emilmesine, Türkiye’nin Suriye’deki operasyonları engel olmuştur. Bugün Suriye’nin toprak bütünlüğü korunmuşsa Türkiye sayesindedir. Ahmet Şara da Suriye’nin uluslararası platformda tanınan devlet başkanıdır. Onun başkanlığında Suriye, DEAŞ ile mücadele koalisyonunun 99. üyesi olmuş, SDG etiketiyle gezen PKK’nın Türkiye’de olduğu gibi Suriye’de de defteri dürülmüştür.
Evet, bunları dünya biliyor da bir tek bizde “Suriye’de ne işimiz var?” deyip, teskerelere hayır diyenler bilmiyor.
Türkiye içinde hükümete muhalefet etmek elbette bir görev de Türkiye dışında Türkiye’ye muhalefet edenlerle kol kola girmek, nasıl bir akıldır acaba?
Allah akıl, fikir versin…