MALUMUN İLAMI

Serkan Kalemciler
Serkan Kalemciler

Hiçbir şey anlaşılamaz değil,

Hiçbir şey nedensiz değil.

Hiçbir şey bir dengesizin savaş kararı alması veya bir fanatik devletin hezeyanları değil.

Her şeyin bir açıklaması, bir iç tutarlılığı var.

Mesele dünya dinamiklerini doğru algılamada.

Her şeyden önce şu “petrolsüz dünya” ve “yenilenebilir enerji” hayallerimizden bir uyanmamız gerekiyor.

Herkes petrol deyince arabasına koyduğu benzini, mazotu anlıyor.

Oysa o arabanın metal olmayan tüm diğer aksamı da petrol ürünü.

Diş fırçanız, saç kurutma makinanız da petrol ürünü.

Kullandığımız hemen hemen her şeyde bir petrol girdisi var.

Siz bakmayın o pervanelerle, güneş enerjisi ile elektrik üretme görsellerine. Orada üretilen enerji, dişimizin kovuğunu doldurmaz. Ayrıca o pervaneler ve paneller de petrol ürünü.

Yeni teknolojilere girmiyorum bile, onlar da petrol ürünlerine bağımlı

Bezos, Zückerberg, Musk emperyalizmi de petrole bağımlı

Fakat orada petrolden başka, nadir toprak elementleri de giriyor işin içine, konuyu dağıtmayalım.

Demem o ki, fosil yakıtsız bir dünyadan fersah fersah uzağız.

Şu anda en fazla kullanılan enerji kaynağı hala petrol, elektriği bile petrolden üretiyoruz.

Petrol hem ham madde hem de enerji kaynağı olarak endüstride hala bir numara,

Dolayısıyla uluslararası siyaset de hala petrol merkezli siyaset.

İşte bu merkezden bakınca ABD’nin neden Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu kaçırıp tüm Venezuela petrollerine el koyduğu,

Orta Doğu’yu neden tekrar ateşe verdiği,

Neden İran’ı 40 yıldır taciz edip, sonunda tepesine bomba yağdırdığı kolayca anlaşılıyor.

Peki bu ülkeler “ABD’ye petrol satmayız!” mı diyorlardı?

Demiyorlardı elbette ama şimdi önemli bir sorun var.

Bu ülkeler Çin’e de petrol satıyorlar.

Çin, bugün ABD’nin tek kutuplu dünya hayalinin önündeki en büyük engel.

ABD’nin en büyük rakibi Çin.

Rusya tali kalıyor, zaten onun kendi enerji kaynakları var ayrıca onu, Ukrayna ile kapıştırdılar.

Halihazırda Çin ve müttefiklerinin ekonomik gücü, ABD ve müttefiklerini geçmiş durumda.

Yani onlar daha fazla para çevirebiliyorlar.

Çin’in elinde ABD’den daha fazla dolar var.

Dahası dolar, dünyanın ortak değişim aracı olmaktan çıkmak üzere.

Bu trilyonlarca dolarlık rekabet; ABD için hoş görülebilir, ertelenebilir, katlanılabilir bir durum değil.

Kan çıkar!

Ve çıkıyor da, çıkacak da…

Peki, sıra bize gelecek mi?
Bir kere onlar bizi bizden iyi biliyorlar. Yürekleri yetmez farkındalar.
Prof. Ersan Şen, YouTube kanalımızdaki en son videoda bu konuyu çok iyi anlatıyor.
Mutlaka izlemenizi öneriyorum.

Ayrıca o sıra bize 100 yıl önce geldi.

Farkındaysanız bugün Orta Doğu petrollerinin bulunduğu bütün ülkeler, Osmanlı'nın birer vilayeti idi.

Elimizden Kuzey Afrika’yı, Orta Doğu’yu aldılar.

Misak-ı Milli sınırlarımız ne acıdır ki petrolün bittiği yerden başlar.

Musul ve Kerkük’ü bile kurtaramadık.

Eğer topraklarımızda dişe dokunur petrol ve doğalgaz olsaydı, sıra bizden hiç gitmezdi.

Onun için komplo teorilerine o kadar da vakit harcamayın derim.

Bu arada, İran’da yıkılmış devlet binalarını, okulları göstererek utanmadan “İşte kendi halkını katleden rejimin müstahakkı” diyerek ABD’nin haydutluğuna kılıf bulmaya çalışan yerli mallarımız hala uyanabilmiş değil.

Daha önce de İran’a düşen İsrail bombalarının yaptığı yıkımı “İşte bilimin dine karşı zaferi” diye sunmaya çalışmışlardı.

Hayır, ABD için İran veya Venezuela halklarının ne çektiğinin hiçbir önemi yok. Olsaydı yıllardır sadece İran ve Venezuela halkını vuran yaptırımlara bir son verirdi.

Onun için fazla bel bağlamayın ABD’ye.

Karın ağrınız varsa seçimlerde gidermeye çalışın.

Zira Cumhurbaşkanı Erdoğan arayı epey açmaya başladı, haberiniz olsun…

@kalemciler