İstanbul’da iş insanlarını, işletmecileri, otel sahiplerini, galericileri ve esnafı hedef alan "şapkalılar" dosyasında iddianame hazırlandı. Savcılığın tespitine göre dosyada tam 43 ayrı eylem var.
İstanbul’da iş insanlarını, işletmecileri, otel sahiplerini, galericileri ve esnafı hedef alan "şapkalılar" dosyasında hazırlanan iddianamenin detayları belli oldu.
Dosyada en dikkat çeken ortaklık, eylemlerin birbirine benzemesi...
Savcılığa göre hedefteki kişi önce aranıyor.
Telefonun öbür ucundaki kişi bazen yurt dışı numarası, bazen GSM hattı kullanıyor. “Borç var”, “ceza kestim”, “ya para vereceksin ya hisseni”, “kapıyı bize bırakacaksın” diyor.
Ardından ya iş yeri kurşunlanıyor ya araç taranıyor ya da aile fertleri devreye sokuluyor.
İSİMLER AYNI, TEHDİT DİLİ AYNI
Ensonhaber muhabiri Rojda Altıntaş'ın özel haberine göre; Beyoğlu’ndaki Tonight Part Hotel, dosyanın dikkat çeken ilk halkalarından biri.
Savcılığa göre 26 Mayıs 2025’te, otel ve önündeki araç kurşunlandı.
Olay yerinden kalaşnikof ve tabancaya ait toplam 13 boş kovan çıktı.
İddiaya göre saldırı öncesinde Bülent Korkmaz aranmış, “Veli Sekreter’e borcun var, ödeyeceksin, ödemezsen görürsün” diye tehdit edilmişti.
Bu saldırıdan sadece birkaç gün sonra aynı dosyada, bu kez Bülent Korkmaz’ın kardeşi Mehmet Korkmaz’ın iş yerine yönelik kurşunlama yer aldı.
Savcılık, iki olay arasında açık bağ kuruyor.
Aynı isimler, aynı tehdit dili, aynı baskı yöntemi…
AİLELER DE HEDEFTE
Dosyada yalnızca doğrudan hedef alınan kişiler yok. Aile üyeleri, akrabalar, enişteler, kardeşler, arkadaş çevresi de bu zincire dahil edilmiş görünüyor. Şapkalılar iddianamesinin belki de en sarsıcı yanı burada başlıyor.
Para vermeyen ya da istenene boyun eğmeyen kişinin kendisi değilse, çevresi vuruluyor. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri Selim Vurgeç-Cem Demirçift hattı.
Savcılığa göre Selim Vurgeç’ten para isteniyor.
İddiaya göre “10 milyon euro ceza” kesiliyor. Selim’e ulaşılamayınca bu kez eniştesi Cem Demirçift’in Yeşilköy’de park halindeki lüks aracı kurşunlanıyor.
Üstelik saldırı anı videoya çekilip gönderiliyor. Aynı süreçte Vurgeç’in çevresindeki başka adreslerin de hedef alındığı, Bebek Ocakbaşı dahil çeşitli yerlere saldırı düzenlendiği anlatılıyor. Savcılığa göre bu, bir kişiyi yıldırmak için çevresini hedef alma yöntemi.
HİSSE, OTOPARK, KAPI GÜVENLİĞİ
İddianamede yalnızca nakit para isteme yok. Bazı olaylarda işletmenin bir parçası talep ediliyor. Mekanın “kapısı”, yani güvenlik hakimiyeti isteniyor. Kimi yerde ortaklık, kimi yerde hisse devri, kimi yerde otopark işletmesi…
Bunun en dikkat çekici örneklerinden biri Woy’s Club dosyası. İddiaya göre mağdur Yusuf Durmuş’a “1 milyon TL ya da şirketin yüzde 20 hissesi ile kapıyı bize vereceksin” deniliyor.
Yetmiyor, “İşin büyümesini istemiyorsan, kendini ve aileni yakmak istemiyorsan istediklerimizi vereceksin” sözleri kullanılıyor.
Savcılık, bu olayı açıkça mekan üzerinde hakimiyet kurma ve haraç düzeni olarak değerlendiriyor. Benzer bir tablo oto yıkama, galeri ve başka işletmeler için de geçiyor.
Şükrü Tekir’e “Ya 2 milyon vereceksin ya otoparkı vereceksin” denildiği, başka mağdurlara para karşılığı “uzlaşma” teklif edildiği anlatılıyor.
KURŞUNLAMA ZİNCİRİ İSTANBUL'UN DÖRT BİR YANINA YAYILDI
Dosyada yer alan adresler, olayların tek bir semtle sınırlı olmadığını gösteriyor.
Beyoğlu, Beşiktaş, Şişli, Kadıköy, Fatih, Bakırköy, Ataşehir, Kağıthane, Ümraniye, Sultangazi, Küçükçekmece… İstanbul’un bir ucundan öteki ucuna uzanan bir saldırı zinciri anlatılıyor.
Kurşunlanan yerler arasında oteller, kuyumcu bağlantılı adresler, galeriler, oto yıkamalar, hastane, butik, işletmeler ve konutlar var.
Bazı olaylarda tabanca, bazılarında kalaşnikof kullanıldığı belirtiliyor.
Hatta bir dosyada el bombalı saldırıdan söz ediliyor.
Savcılığın anlatımına göre yöntem profesyonelleşmiş: kiralık araçlar, sahte ya da sökülmüş plakalar, olay öncesi gönderilen konum bilgileri, saldırı sonrası mağdurlara yollanan videolar…

BİR CİNAYET ÇOK SAYIDA KURŞUNLAMA
Bu dosyayı yalnızca “kurşunlama” dosyası yapan şey yok.
İddianamenin en ağır başlıklarından biri, İsmet Göksal’ın öldürülmesi.
Savcılık bu cinayeti de örgütlü yapı içinde ele alıyor.
Tetikçinin suç tarihinde 18 yaşından küçük olduğuna dikkat çekiliyor. Cinayeti işleyen ve olay yerinden kaçıran şüphelilerin telefonlarında, örgüt yöneticileri olarak anılan isimlerle bağlantılar bulunduğu anlatılıyor.
Yani savcılığın çizdiği tablo şu. Bu yapı sadece tehdit etmiyor, sadece kurşunlamıyor; gerektiğinde öldürmeye kadar giden bir şiddet kapasitesi sergiliyor.
YÖNETİCİLERİ KİM
İddianamede, örgütün lideri olarak Volkan Ramazan Ayhan gösteriliyor. Yönetici kadroda ise Emre Kılıçkaya, Ataberk Taşkıran ve Diyar Altunkaynak isimleri öne çıkıyor.
Savcılığa göre bu isimler yalnızca uzaktan yöneten kişiler değil; bazı olaylarda bizzat mağdurlarla temasa geçiyor, bazı eylemlerde tetikçilere talimat veriyor, bazılarında araç ve lojistik ayarlanıyor, bazılarında da tehdidin dili doğrudan onlar tarafından kuruluyor.
Özellikle Emre Kılıçkaya ve Ataberk Taşkıran için, geçmişte başka suç örgütleriyle bağlantılı oldukları, sonra bu yeni yapıda faaliyet yürüttükleri değerlendirmesi yapılıyor. Diyar Altunkaynak için de bazı eylemleri organize ettiği, yurt dışına çıktıktan sonra da örgütle sıkı irtibatını sürdürdüğü ileri sürülüyor.
SAVCILĞIN ANLATTIĞI RESİM
Dosyanın bütünü bir araya getirildiğinde ortaya çıkan tablo ürkütücü. Savcılığa göre İstanbul’da bazı kişi ve işletmeler, “borç”, “ceza”, “sokak hakkı”, “kapı”, “hisse” gibi gerekçelerle baskı altına alındı. Talepler reddedilince kurşunlamalar başladı. Yalnız mağdurlar değil, aileleri ve yakın çevreleri de hedefe kondu.
Bazı saldırılar videoya alındı. Bazı adresler tekrar tekrar vuruldu. Bir noktada dosya öldürmeye kadar vardı. Kısacası iddianame, birkaç münferit silahlı saldırı anlatmıyor. Savcılığın iddiasına göre burada söz konusu olan şey, korku salarak para ve nüfuz devşiren, İstanbul’un farklı noktalarında aynı yöntemle hareket eden organize bir yapı.