Der Spiegel soruyor: Almanya Milli Takımı’nda neden Türk kökenli futbolcu kalmadı?
Alman dergisi Der Spiegel, Dünya Kupası kadrosunda göçmen kökenli oyuncuların yoğunluğuna rağmen Türk kökenli futbolcuların yokluğunu mercek altına aldı. Haberde, bu durumun arkasında kimlik, aidiyet, ayrımcılık ve siyasetin etkilerine dair analizlere yer verildi.
Alman haber dergisi Der Spiegel'in yazarı Katrin Elger, Almanya Milli Takımı’nın güncel kadrosuna ilişkin bir analiz yayımladı.
Elger, Dünya Kupası’nda mücadele eden Alman kadrosunun yarısının göçmen kökenli futbolculardan oluşmasına rağmen Türk kökenli oyuncuların bulunmamasını önemli bir sosyolojik ve sportif tartışma başlığı olarak değerlendiriyor.
KADRODAKİ GÖÇMEN ETKİSİ GÖZ ARDI EDİLEMEYECEK DÜZEYDE
Haberde, Almanya’nın turnuvadaki ilk maçında Curaçao karşısında aldığı 7-1’lik galibiyete dikkat çekildi. Bu karşılaşmada atılan gollerin dördünün göçmen kökenli futbolculardan gelmesi, ülkenin çok kültürlü yapısının sahaya yansıması olarak yorumlandı.
Felix Nmecha, Jamal Musiala, Nathaniel Brown ve Deniz Undav gibi isimlerin farklı etnik kökenlerden gelmesine rağmen Almanya formasını giymesi, ülkenin göç ülkesi kimliğinin futbol üzerinden görünür hale geldiği şeklinde yorumlandı.

ÜLKEDEKİ TÜRK YOĞUNLUĞU KADROYA YANSIMADI
Ancak Der Spiegel, tüm bu çeşitliliğe rağmen Türk kökenli futbolcuların kadroda yer almamasının dikkat çekici olduğuna işaret etti. Almanya’da yaşayan en büyük göçmen topluluğunun Türkler olduğu hatırlatılırken, buna rağmen Almanya Milli Takımı’nda Türk kökenli bir futbolcunun bulunmamasının tesadüf olmadığı vurgulandı.
Haberde, Almanya’da yaşayan Türk kökenli toplumun artık üçüncü ve dördüncü kuşağa ulaştığı, buna rağmen milli takım tercihlerinde Türkiye’nin öne çıktığı ifade edildi. Bu durumun arkasında yalnızca sportif gerekçelerin değil, kültürel ve duygusal aidiyetlerin de etkili olduğu belirtildi.
Örnek olarak Deniz Undav gösterildi. Türk pasaportuna sahip olan Undav’ın etnik olarak Türk değil, Ezidi-Kürt kökenli olduğu ve bu nedenle Türkiye’de oynanan bir hazırlık maçında ciddi tepkilere maruz kaldığı aktarıldı.
Dergi, bu örneği Türkiye’de etnik kimlik tartışmalarının futbol üzerindeki etkisine işaret eden bir vaka olarak sundu.
ÇİFTE VATANDAŞLARIN TÜRK MİLLİ TAKIMINA DUYDUKLARI "AİDİYET" DUYGUSU
Buna karşılık, Türkiye Milli Takımı kaptanı Hakan Çalhanoğlu gibi Almanya doğumlu oyuncuların Türkiye’yi seçmesi, aidiyet duygusunun belirleyici olduğunun altını çizdi.
Haberde, çift vatandaşlığa sahip sporcuların milli takım tercihlerini aile bağları, arkadaş çevresi, kültürel yakınlık, kariyer fırsatları ve yaşadıkları toplumsal deneyimlerin şekillendirdiği ifade edildi.
Analizde, Almanya’daki Türk diasporasının güçlü vatan bağlarına sahip olduğu ve bu bağların spor alanında da etkisini sürdürdüğü kaydedildi. Bunun yanı sıra Müslüman sporcuların Almanya’da zaman zaman ayrımcılık ve dışlanma ile karşılaşmasının, genç yeteneklerin Türkiye’ye yönelmesine neden olabileceği savunuldu.

ÖZİL'İN ERDOĞAN FOTOĞRAFI SONRASI GÖRDÜĞÜ BASKI
Haberde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Almanya’daki Türk toplumu üzerindeki etkisine de değinildi. Erdoğan’ın yıllardır camiler, dernekler ve sivil toplum yapıları üzerinden diaspora ile güçlü bağ kurduğu ve bunun genç nesiller üzerinde etkili olduğu ileri sürülüyor.
Eski Alman milli futbolcu Mesut Özil de bu bağlamda önemli örneklerden biri olarak gösterilirken Özil’in, Erdoğan ile verdiği fotoğraf sonrası Almanya’da yoğun eleştirilere ve ırkçı söylemlere maruz kalmasının, ülkedeki entegrasyon tartışmalarını daha da görünür hale getirdiği belirtildi.
Dergi, Özil’in yaşadıklarının Almanya’daki Türk kökenli gençler için sembolik bir kırılma noktası olduğuna dikkat çekti.
AŞIRI SAĞIN ALMANYA'DA YÜKSELİŞİ
Haberde ayrıca Almanya’da yükselen aşırı sağ ve göç karşıtı siyasetin de bu tabloyu derinleştirdiği vurgulandı. Özellikle Alternative für Deutschland (AfD) partisinin son dönemde artan oy oranlarının, göçmen kökenli gençlerin Alman kimliğiyle bağ kurmasını zorlaştırabileceği ifade edildi.
Dergi, son olarak Almanya Futbol Federasyonu’nun (German Football Association) genç yetenekler üzerindeki rekabetinin her geçen gün zorlaştığını ve sosyal medyada milli takım tercihi yapan genç oyuncuların ciddi baskı ve hakaretlerle karşı karşıya kaldığını belirtti. Analizde, bu durumun yalnızca sporla ilgili değil, Almanya’nın toplumsal bütünleşme kapasitesiyle de doğrudan bağlantılı olduğu vurgulandı.
