İddialara göre Avrupa'da satılan hurmaların gerçek menşei gizlenerek piyasaya sürüldüğü ifade ediliyor. İsrail'in Müslüman dünyasındaki boykotunu atlatmak için başvurduğu iddia edilen bu taktik, etiketleme konusunda tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Avrupa pazarında satışa sunulan hurmaların önemli bir bölümünün, İsrail'in ürünü olduğu belirtiliyor.
Müslüman camiası almayacağı için İsrail hurmalarının, gerçek menşei gizlenerek farklı ülkeler üzerinden pazara sokulduğu iddia ediliyor.
Küresel hurma ticaretindeki hızlı büyüme ve tedarik zincirinin karmaşık yapısı, ürünlerin izlenebilirliği ve etiket şeffaflığına ilişkin tartışmaları da beraberinde getiriyor.
İsrail'in, özellikle Müslüman dünyasında boykota maruz kaldığı bugünlerde Avrupa'daki Müslüman nüfusun boykotunu aşmak için etiket oyununa başvurduğu belirtiliyor.
BARKODA DİKKAT
İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'da gasbedilen Filistin topraklarında ürettiği hurmalar, Filistin ürünü olarak pazarlara sürülüyor.
Hurma satın alırken barkodlarının dikkatlice incelenmesi gerekiyor.
FİLİSTİN HURMASINDA BAYRAK VAR
Filistinli üreticiler, üzerinde hem 'Filistin ürünü' ibaresi hem de Filistin bayrağı taşıyan 625 numaralı Ürdün barkodunu kullanarak ihraç ediyor.
İsrail ürünleri ise 729 ile başlayan ve bazen de 871 ile devam eden bir barkod kullanılarak pazarlanıyor.
FİLİSTİN'E Mİ AİT İSRAİL'E Mİ ANLAŞILMIYOR
Filistin Hurma İhracatçıları Birliği Temsilcisi Muhammed Savafita, yaptığı açıklamada, Ölü Deniz bölgesinde üretilen hurma çeşitlerinin şekil ve boyut olarak birbirine yakın olduğundan tarihi Filistin topraklarında üretilen hurma türlerinin birbirinden ayırt edilemediğini belirtti.

HURMA PAZARININ LİDERLERİ
Bu hakimiyette Tunus, İran, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Irak, İsrail ve Mısır gibi hem üretim hem tüketimde öne çıkan ülkelerin payı belirleyici rol oynuyor.
Mısır, 1,7 milyon tonu aşan üretimiyle dünya lideri konumundayken Suudi Arabistan, 1,5 milyon tonun üzerindeki üretimiyle ikinci sırada yer alıyor. İran 1,3 milyon tonun üzerindeki üretimle üçüncü, Cezayir ise 1,1 milyon tonu aşan hacimle dördüncü sırada bulunuyor.
Bu tablo, küresel arzın büyük bölümünün bölge üreticileri tarafından karşılandığını gösteriyor.
İSRAİL HURMASI
Toplam üretim hacmi bakımından Mısır ve Suudi Arabistan’ın gerisinde kalan İsrail, buna karşın yüksek katma değerli hurma kategorisinde küresel ticarette kritik bir aktör olarak öne çıkıyor.
Özellikle premium sınıfta yer alan Medjool hurması ihracatı, ülkenin uluslararası pazardaki etkisini artırıyor. Ancak üretim hacmi ile ihracat verileri arasındaki fark, tedarik zincirinin izlenebilirliği konusunda soru işaretlerine yol açıyor.
Avrupa’da çeşitli sektör raporları, medya raporları ve tüketici izleme kuruluşları, İsrail ve Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimlerde üretilen hurmaların, uluslararası boykot ve yaptırımları aşmak amacıyla menşe gizleme yöntemleriyle pazarlanabildiğini öne sürüyor.

TEDARİK ZİNCİRİNDE ŞEFFAFLIK TARTIŞMASI
İddiaların odağında, yasa dışı yerleşimlerde üretilen hurmaların doğrudan ihracat yerine üçüncü ülkeler veya dolaylı lojistik hatlar üzerinden Avrupa’ya sevk edilmesi bulunuyor.
Batı Şeria kaynaklı ürünlerin “İsrail ürünü” olarak veya komşu ülke menşeli gösterilerek Avrupa Birliği pazarına sunulduğu iddia ediliyor.
Bazı ihracatçıların ürünleri serbest ticaret bölgelerinde yeniden paketlediği veya aracı ülkeler kullandığı, bu yolla üretim kaynağının gizlendiği öne sürülüyor.
Avrupa’da yükselen etik ve adil ticaret hassasiyeti nedeniyle menşei gizlenen ürünlerin tüketiciyi yanıltma ve ticaret hukukunu ihlal etme riski taşıdığı vurgulanıyor.
Uzmanlara göre, bu yöntem, özellikle talebin zirve yaptığı ramazan dönemlerinde daha yoğun kullanılıyor. Artan talep karşısında denetimlerin yetersiz kalabildiği, bunun da haksız rekabet oluşturduğu ifade ediliyor.
Dünya Bankası verilerine göre, Hollanda’daki hurmaların yaklaşık yarısı ve Fransa’dakilerin üçte birinden fazlası İsrail menşeli ürünlerden oluşuyor. Hollanda ve Fransa, 2024'te toplamda yaklaşık 150 milyon dolar değerinde hurma ihracatı gerçekleştirdi.
Uzmanlar, bu iki ülkenin Avrupa içi paketleme ve yeniden ihracat merkezleri olarak faaliyet gösterdiğini, ürünlerin buradan Almanya dahil diğer AB ülkelerine dağıldığını belirtiyor. Buna göre Avrupa'nın en büyük ekonomisine sahip olan Almanya'da toplam hurma arzında İsrail bağlantılı ürünlerin payının yaklaşık yüzde 25’e ulaşabileceği tahmin ediliyor.

MEDJOOL HURMASI TARTIŞMANIN MERKEZİNDE
Üst ürün kategorisinde yer alan Medjool hurması, menşe tartışmalarının odağındaki başlıca ürün konumunda.
Avrupa Birliği (AB) ülkeleri pazarına giriş koşulları ve sektörel raporların yayımlandığı veri tabanı CBI’ye göre, Avrupa’ya ihraç edilen Medjool hurmalarının yaklaşık yüzde 50’si İsrail kaynaklı. Uluslararası gıda ticareti yayınları ise bu oranın yüzde 75’e kadar çıkabileceğini öne sürüyor.
Eleştiriler, bu ihracatın bir bölümünün Batı Şeria’daki yerleşim üretiminden geldiği ve menşeinin açık şekilde belirtilmediği iddiasına dayanıyor.
İsrail’in yılda yaklaşık 35 bin ton hurma ihraç ettiği ancak bunun yalnızca sınırlı bölümünün ülke sınırları içinde üretildiği belirtiliyor. Geri kalan kısmın Batı Şeria’daki yerleşim plantasyonlarından geldiği iddia ediliyor.
İsrail’in tarım dergisi Lahaklai tarafından yayımlanan verilere göre, İsrail’in kendi sınırları içerisindeki Arava Vadisi’nde bulunan plantasyonlarda yılda yalnızca 8 bin 800 ton hurma üretiliyor.
Bu durum, ihraç edilen toplam 35 bin tonluk hacmin yaklaşık yüzde 75’inin uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul edilen Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerinden elde edildiğini gösteriyor.
İsrail menşeli şirketlerin bu hurmaları ihraç ederken gerçek üretim yerini (işgal altındaki topraklar) gizlediği iddia ediliyor.

"HURMA AKLAMA"
Sektörde "hurma aklama" olarak adlandırılan uygulamayla, yerleşimlerde üretilen hurmaların farklı menşe etiketleriyle pazara sunulduğu öne sürülüyor.
Bu ürünlerin zaman zaman Hollanda, Fas, Birleşik Arap Emirlikleri ve Filistin menşeli gösterilebildiği iddia ediliyor.
Sahadaki bazı üreticiler, yerleşim hurmalarının Filistin tedarik zincirine aracılar üzerinden karıştırıldığını öne sürüyor.
İddiaya göre bazı tüccarlar, resmi beyan miktarının üzerinde ürün kaydı yaparak aradaki farkı yerleşimlerden temin ediyor ve bu ürünler daha sonra Filistin menşeli paketlerle ihracata giriyor.
2014’TE “FİLİSTİN ÜRÜNÜ” ETİKETİYLE SATILMAK İSTENEN 20 TON İSRAİL HURMASINA EL KOYULMUŞTU
Filistin makamlarının geçmiş yıllarda bu yönde operasyonlar yaptığı biliniyor. 2014’te Filistin Ekonomi Bakanlığının, “Filistin ürünü” etiketiyle satılmak istenen 20 ton İsrail hurmasına el koyduğu bildirilmişti. Daha sonraki yıllarda da benzer soruşturmalar ve gözaltılar kamuoyuna yansıdı.
AB ETİKETLEME DÜZENLEMESİ
AB, yerleşim ürünlerinin etiketlenmesine ilişkin özel kurallar uyguluyor. 2019 tarihli AB Adalet Divanı kararına göre, İsrail yerleşimlerinde üretilen ürünlerin yalnızca “İsrail ürünü” olarak etiketlenmesi yeterli görülmüyor, tüketicinin yanıltılmaması için yerleşim menşeinin açık şekilde belirtilmesi gerekiyor.
Uzmanlar, Avrupa’daki tüketicilere hurma satın alırken menşe bilgisini dikkatle incelemeleri çağrısında bulunuyor. Özellikle menşei belirtilmeyen ürünler, aracı ülkeler üzerinden gelen sevkiyatlar veya muğlak bölgesel etiketler konusunda şeffaflık talep edilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Öte yandan İsrail tarım sektörünün, Gazze’deki soykırımın tetiklediği uluslararası boykot dalgası ve lojistik engeller nedeniyle tarihinin en ağır krizlerinden birini yaşadığı da iddia ediliyor.
İsrail basınına yansıyan haberlere göre, üreticiler sektörün bir “çöküşün eşiğinde” olduğu konusunda hükümeti uyarıyor.

AVRUPA’DA İSRAİL’E YÖNELİK TÜKETİCİ BOYKOTU PERAKENDE SEKTÖRÜNÜ ŞEKİLLENDİRİYOR
İsrail’in geleneksel olarak en büyük müşterisi konumundaki Avrupa pazarlarında, tüketici hassasiyetleri ve taban hareketleri meyvesini veriyor. Belçika ve İrlanda gibi ülkelerde boykotlar her geçen gün daha etkin hale gelirken bu toplumsal baskı perakende devlerini de somut adımlar atmaya zorluyor.
İNGİLİZ CO-OP GROUP ÜRÜN ALIMINI DURDURDU
Son olarak Birleşik Krallık merkezli Co-op Group, üyelerinden gelen yoğun talep üzerine aralarında İsrail'in de bulunduğu ve insan hakları ihlalleriyle anılan 17 ülkeden ürün tedarikini tamamen durdurma kararı aldı. Avrupa genelinde giderek güçlenen bu kolektif duruş, etik değerlerin küresel ticaret zincirindeki dönüştürücü gücünü bir kez daha kanıtlıyor.
Haklarında hurma aklama iddiası gündeme gelen bazı Filistinli ve uluslararası şirketler ise suçlamaları reddediyor. Firmalar, tedarik zincirlerinin denetlendiğini ve sertifikasyon süreçlerinden geçtiklerini savunuyor.
KÜRESEL PAZARIN BÜYÜKLÜĞÜ
Küresel hurma pazarının, 2026’da 34,5 milyar dolara yükselmesi ve yıllık bileşik büyüme oranının yüzde 6,14 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor.
Pazarın 2034’e kadar 55,58 milyar dolara ulaşması öngörülüyor.
Pazarın coğrafi dağılımına bakıldığında, yıllık 9 milyon tonun üzerindeki hasat kapasitesiyle Orta Doğu ve Afrika (MEA) bölgesi belirleyici konumunu koruyor.
Bölge, 2025’te küresel hurma pazarının yüzde 85,28’ini oluşturdu. 2025’te 27,89 milyar dolar olan bölgesel pazar büyüklüğünün, 2026’da 29,43 milyar dolara yükselmesi bekleniyor.
FİLİSTİN'DEKİ HURMA ÜRETİMİ HAKKINDA
Filistin Hurma Komisyonu Başkanı Duayk, Filistin'de hurma bahçeleri ve üretiminin merkezi olarak Ürdün Vadisi bölgesine dikkati çekti.
Ürdün Vadisi'nde yaklaşık 400 bin hurma ağacının bulunduğu ve bu sektörün yaklaşık 7 bin Filistinli genç erkek ve kadını istihdam ettiğini dile getiren Duayk, Ürdün Vadisi'nin hurma bahçeleriyle Filistin'deki tarımsal sektörde en büyük istihdam sağlayan bölge olduğunu ifade etti.
Duayk, Filistinlilere ait hurma bahçelerinin çoğunun işgal altındaki Batı Şeria'nın C Bölgesi'nde bulunduğunu kaydetti.
Ürdün Vadisi'nin deniz seviyesinden yaklaşık 350 metre aşağıda olduğunu ve bu iklim koşullarının Filistin hurmalarına kendine özgü özellikler kazandırdığını aktaran Duayk, "Medjool hurması, küresel pazarlarda en çok rağbet gören hurma çeşidi olarak öne çıkıyor. Özellikle ramazan ayında yüksek kalitesi ve talebi nedeniyle 'hurmaların kralı' olarak nitelendiriliyor. Bu da Filistin menşeli hurma ürünlerinin uluslararası tüketiciler tarafından kabulünü yansıtıyor." diye konuştu.
Ürdün Vadisi, Batı Şeria’nın yaklaşık yüzde 61’ini oluşturan ve tamamen İsrail’in sivil, idari ve güvenlik kontrolü altında bulunan C Bölgesi içerisinde yer alıyor.
1995 tarihli Oslo II Anlaşması ile Batı Şeria; tamamen Filistin yönetiminin kontrolündeki A Bölgesi, İsrail’in güvenlik kontrolü ile Filistin’in sivil ve idari kontrolündeki B Bölgesi ve tamamen İsrail kontrolündeki C Bölgesi olmak üzere üçe ayrılmıştı.
İsrail, Ürdün Vadisi’nin geniş alanlarını askeri eğitim sahası ilan ederek sivil girişleri yasaklıyor ve bölgede yaşayan Filistinlilere çeşitli kısıtlamalar uyguluyor.
Filistinliler ise bu uygulamaların topraklarına erişimlerini ciddi şekilde sınırlandırdığını aktarıyor.