Prof. Dr. Ersan Öz, verimli tarım arazilerinin korunması için "Tarımsal sit alanı" statüsü verilmesini önerdi. Ersan Öz, Ensonhaber'e verdiği demeçte toprağın gıda güvenliği açısından milli öneme sahip olduğunu vurguladı.
Türkiye’de tarım arazilerinin korunmasına yönelik tartışmalar yeniden gündeme gelirken, uzmanlardan dikkat çeken bir öneri geldi.
Pamukkale Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ersan Öz, verimli tarım alanları ve meraların “Tarımsal sit alanı” ilan edilmesi gerektiğini belirterek, gıda güvenliğinin milli güvenlik meselesi haline geldiğine vurgu yaptı.
"BİR TERCİH YAPILMALI"
Türkiye’nin kritik bir yol ayrımında olduğunu ifade eden Öz, bir yanda tarım arazilerinin imara açılması ve “hobi bahçesi” adı altında artan yapılaşma, diğer yanda ise gıda üretiminin sürdürülebilirliği arasında tercih yapılması gerektiğini söyledi.
“TOPRAK ARTIK SADECE GAYRİMENKUL DEĞİL”
Toprağın yalnızca ekonomik bir değer olarak görülmemesi gerektiğini belirten Öz, “Bizi besleyen toprak, en az tarihi eserler kadar korunmalı." diyerek şu ifadeleri aktardı:
Türkiye bir yol ayrımında. Bir yanda verimli ovalarımıza, meralarımıza göz dikmiş 'villa' projeleri ve hobi bahçesi adı altındaki betonlaşma; diğer yanda ise sofralarımızın geleceği olan tarım ve hayvancılık. Bugün geldiğimiz noktada, toprağı sadece bir 'gayrimenkul' olarak görme lüksümüz kalmadı.
“MEVCUT KORUMA”
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamındaki “Büyük Ova” koruma statüsünün yeterince etkili olmadığını savunan Öz, imar baskısı ve yerel uygulamalar nedeniyle bu alanların zarar gördüğünü dile getirdi.
Prof. Dr. Ersan Öz, sorunun çözümü olarak ise stratejik öneme sahip tarım arazilerinin “Mutlak Koruma Kuşağı” ilan edilmesini önerdi.

"YENİ YERLEŞİMLER HAYVANCILIK ÜRETİMİNİ TEHDİT EDİYOR"
Hayvancılıkla uğraşan üreticilerin, çevresinde gelişen konut projeleri nedeniyle zor durumda kaldığını belirten Öz, yeni yerleşimlerin üretimi tehdit ettiğini söyledi.
Öz, bu konuda, “Hayvancılık sit alanı ilan edilen bölgelerde, sonradan gelenler üretim koşullarını kabul etmeli. Üretici, şikayetler nedeniyle faaliyetinden vazgeçmek zorunda bırakılmamalı.” ifadelerini kullandı.
“KARARLAR, BAĞIMSIZ KURULLARA BIRAKILMALI”
Tarım arazilerinin kullanımına ilişkin kararların yerel yönetimlerin inisiyatifine bırakılmaması gerektiğini vurgulayan Öz, bilim insanları ve uzmanlardan oluşacak “Özerk Tarım Koruma Kurulları” kurulmasını önerdi. Bu kurulların onayı olmadan tarım arazilerinde yapılaşmaya izin verilmemesi gerektiğini belirtti.

“TOPRAK GELECEK NESİLLERİN MİRASI”
Toprağın kısa vadeli kazanç uğruna tüketilmemesi gerektiğini söyleyen Öz, tarım arazilerinin korunmasının anayasal bir zorunluluk haline getirilmesi çağrısında bulundu.
Öz, açıklamasının sonunda, “Bugün betonlaşmaya izin verirsek, yarın soframızdaki ekmeği bulmakta zorlanabiliriz.” diyerek şu uyarıda bulundu:
Betonun soğuk yüzünü değil, toprağın sıcak bereketini seçmek zorundayız. Aksi takdirde, bugün lüks villaların balkonundan izlediğimiz o manzaralarda, yarın yiyecek bir lokma ekmek bile bulamayabiliriz. Gelin, vakit varken toprağımıza 'sit' diyelim, geleceğimizi mühürleyelim.