Ankara'da düzenlenen 24 Kasım Öğretmenler Günü ve Öğretmen Atama Programı'na konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, özveri ve sabırla görevlerini yerine getiren öğretmenleri bir mücevher ustasına benzeterek, "Öğretmen, öğrencisini büyük bir sabırla, şefkatle ve merhametle işler." ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Beştepe'de düzenlenen 24 Kasım Öğretmenler Günü ve Öğretmen Atama Programı'na katıldı.
Burada Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, günün anlam ve önemine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Akabinde kürsüye çıkan Cumhurbaşkanı Erdoğan, önemli açıklamalarda bulundu.
23 yılda eğitimde yapılan çalışmalara ve gelişmelere ilişkin konuşan Erdoğan, öğretmen atamalarına dikkat çekti.
Resmi kurumlarda çalışan öğretmen sayısının 1 milyon 34 bini aştığını belirterek, "2002'den bu yana 823 bin 360 öğretmenin atamasını yaptık." ifadelerini kullandı.
15 BİN ÖĞRETMEN ATAMASI YAPILDI
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşması sonrasında yanına öğrencileri alarak atama butonuna bastı.
Konuşmasının ardından yapılan 15 bin öğretmen atamasıyla ilgili, öğretmen adaylarına seslenen Erdoğan, "Görevlerinin kendilerine öğrencilerine ülkemize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum." ifadeleriyle iyi dileklerde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerçekleştirilen atamayla, genç öğretmenlerin heyecanını paylaştı.
"ÖĞRETMENLİK, ADANMIŞLIK GEREKTİREN SAYGIN BİR MESLEKTİR"
Tabii burada şu gerçeği de vurgulamak istiyorum; ilk atamadan emekliliğe kadar öğretmenlik, her aşamasında tahammül isteyen, sabır isteyen, özveri isteyen ve bunlarla birlikte adanmışlık gerektiren saygın bir meslektir.
Birazdan kurasını çekeceğimiz genç öğretmenlerimiz, yeni bir kariyere başlamanın yanında emekliliğe kadar sürecek, zorlu olduğu kadar ulvi bir mesleğe de adım atıyorlar.
"ÖĞRETMEN, ÖĞRENCİSİNİ SABIRLA İŞLEYEN BİR MÜCEVHER USTASIDIR"
Öğretmenlik mesleğini diğer kamu görevlerinden ayıran en önemli vasfı, malzemesinin de meyvesinin de insan olmasıdır. Öğretmen, kendisine emanet edilen cevher olan öğrencisini büyük bir sabırla, şefkatle ve merhametle işleyen bir mücevher ustasıdır.
Öğretmen, öğrencisine sadece bilgi aktarmaz; aynı zamanda onun fikrini değiştirir, ufkunu genişletir, hayata ve kendisine yönelik bakış açısını tıpkı bir kuyumcu titizliğiyle ilmek ilmek dokur, işler; tekemmül ve inkişaf ettirir.
"ÖĞRETMEN RUHUN BAYRAKTARIDIR"
Hayatta öyle meslekler vardır ki insan maaşını alır, ücretini alır; karşılığında bir işi, bir görevi yerine getirir ve böylece sorumluluktan kurtulur. Fakat öğretmenlik böyle bir meslek değildir.
Öğretmen, öğrencisine kimi zaman annelik yapar, kimi zaman babalık, kimi zaman da arkadaşlık eder. Öğretmen, bu yönüyle öğrencisinin geniş ailesinin bir üyesidir. Nasıl ki millet kültürünün, millet ruhunun bayrağı ise öğretmen de bu ruhun bayraktarıdır.
Buradaki ve ülkemizin dört bir yanındaki tüm öğretmenlerimizin görevlerini bu yüksek şuurla, bu yüksek mesuliyet bilinciyle yerine getirdiklerine ve getireceklerine yürekten inanıyorum.
Şunu bilmenizi isterim, öğretmenlerimiz ilim, irfan, hikmet ve ahlak meşalesini ellerinde gururla taşıdıkça, Allah’ın izniyle Türkiye’nin yolu da ufku da sonuna kadar açıktır. Siz bu ruha sahip çıkarsanız önümüzdeki yarınlar inşallah aydınlık olacaktır.

"ÖĞRETMENLİK KADAR HAYATIMIZDA İZ BIRAKAN PEK AZ MESLEK BULUNMAKTADIR"
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar şunlar:
Değerli öğretmenlerimiz, sevgili öğretmen adaylarımız, eğitim-öğretim ailemizin çok kıymetli mensupları, hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum. Sizleri Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, bu güzel mekânda misafir etmekten büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Milletin evine ve milletin kütüphanesine hepiniz hoş geldiniz, şeref verdiniz.
24 Kasım Öğretmenler Günü'nün şahsım, ülkem ve aziz milletim adına sizlere ve tüm eğitim camiamıza hayırlı olmasını temenni ediyorum. Sizlerin vasıtasıyla marif davamızın tüm neferlerine selam ve saygılarımı gönderiyorum.
Şurası bir gerçek ki öğretmenlik kadar hayatımızda iz bırakan, karakterimizin şekillenmesine tesir eden pek az meslek bulunmaktadır.
"81 İLİMİZDEKİ TÜM ÖĞRETMENLERE ÜLKEM VE MİLLETİM ADINA TEŞEKKÜR EDİYORUM"
Bugün burada olan öğretmenlerimizin tebessümle hatırladığı, kendisine kattıkları için hep şükranla yad ettiği, belki de örnek alarak bu mesleği seçtiği bir öğretmeni mutlaka vardır. Her birimiz, üzerimizde hakkı olan öğretmenlerimizi yıllardır olduğu gibi bugün bir kez daha minnetle, özlemle yad ediyoruz.
Sizlerin şahsında 81 ilimizdeki tüm öğretmenlere ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Ben de emeği ve göz nuru bulunan öğretmenlerime şükranlarımı sunuyor, hayatta olan hocalarımın her birinin tek tek ellerinden öpüyorum.
"ŞEHİT ÖĞRETMENLERİMİZE RABBİMDEN RAHMET NİYAZ EDİYORUM"
Vazife başında şehit olan öğretmenlerimizle birlikte afetlerde, kazalarda kaybettiğimiz öğretmenlerimize Rabbimden rahmet niyaz ediyorum.
Bilhassa kendilerini her Öğretmenler Günü’nde milletçe hüzünle, hasretle ve minnetle andığımız şehit öğretmenlerimiz Şenay Aybüke Yalçın’a ve Necmettin Yılmaz’a Cenab-ı Allah’tan rahmet ve mağfiret diliyorum.
Öğrencilerini yetiştirdikten sonra artık emekli olmuş öğretmenlerimize de sağlıklı, hayırlı ömürler diliyor; onlara da ayrıca şükranlarımızı iletiyorum.
Bugün, biliyorsunuz, sadece ülkemizde değil, dünyanın birçok yerinde Türk öğretmenler görev yapıyor. Gerek Bakanlığımız bünyesinde gerek Türkiye Maarif Vakfı’na bağlı eğitim kurumlarımızda görev yapan eğitimci kardeşlerime de teşekkür ediyorum.
"15 BİN ÖĞRETMEN ADAYIMIZIN ATAMA HEYECANINI PAYLAŞACAĞIZ"
Çok değerli misafirler, değerli öğretmenlerimiz; bugün aynı zamanda bir başka mutluluğu da hep birlikte yaşıyor ve tanıklık ediyoruz. Birazdan 15 bin öğretmen adayımızın atama heyecanını paylaşacağız.
Kura ile görev yerleri belli olacak genç öğretmenlerimiz; birikimleriyle, geniş vizyonlarıyla, güçlü karakterleri ve sağlam duruşlarıyla evlatlarımızı geleceğin dünyasına en güzel şekilde hazırlayacaklardır. Bir ömür boyu aşkla, şevkle, tutkuyla ve samimiyetle mesleklerini icra edeceklerine inandığım genç öğretmenlerimizi tebrik ediyorum. Görevlerinin kendilerine, öğrencilerine ve ülkemize hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum.

"TEKNOLOJİNİN ÜLKELERE, TOPLUMLARA VE BİREYLERE İSTİKAMET ÇİZDİĞİ BİR ÇAĞDA YAŞIYORUZ"
Değerli öğretmenlerimiz, kıymetli misafirler, teknolojinin hayatımızı çepeçevre kuşattığı, ülkelere, toplumlara ve bireylere istikamet çizdiği bir çağda yaşıyoruz.
Teknoloji ve dijitalleşmenin hayatımıza getirdiği kolaylıkları kimse inkâr edemez. Daha önce saatler, günler süren pek çok işi bugün, elimizdeki telefona yüklediğimiz bir uygulama sayesinde saniyeler içinde yapabiliyoruz.
Dünyanın en ücra köşesindeki hadiseleri anbean takip edebiliyor; fiziken bir araya gelmemizin mümkün olmadığı farklı kültürden insanlarla diyalog kurabiliyor, hatta dostluk, arkadaşlık, iş ortaklığı geliştirebiliyoruz.
"SONUNU KİMSENİN ÖNGÖREMEDİĞİ BİR BELİRSİZLİĞE DOĞRU HIZLA YOL ALIYORUZ"
Yapay zeka devrimiyle birlikte teknolojideki değişim artık baş döndürücü boyutlara ulaştı. Sonunu kimsenin öngöremediği bir belirsizliğe doğru insanlık olarak hızla yol alıyoruz. Buna karşı direnmek, bunun dışında kalmak sizin de bildiğiniz gibi mümkün değil.
Peki, ne yapabiliriz? Akıntıya karşı kürek çekemeyeceğimize göre, bunu doğru yönetebiliriz. Ülkemiz ve milletimizin menfaatleri istikametinde doğru yönlendirebiliriz. Teknolojinin sağladığı imkanlardan azami derecede istifade ederken, aynı zamanda zararlı yönlerini minimalize etmek bizim elimizdedir. Bunun yolu ise çocuklarımıza dijital okuryazarlık ve farkındalık eğitimi vermekten geçiyor. Sadece yasaklayarak bir netice alınamayacağını hepimiz biliyoruz.
"ÇOCUKLARIMIZLA SAĞLIKLI BİR İLETİŞİM KURMAK İÇİN BU GERÇEKLERLE BARIŞMALIYIZ"
Kabul edelim ki çocuklarımızın oyun alanı artık sadece parklar, bahçeler, sokaklar değil; çocuklarımızın kurduğu iletişim sadece yüz yüze iletişimle de sınırlı değil.
Bugün evlatlarımız, dijital teknolojinin büyülü atmosferinde daha fazla vakit geçirecek ve sayısız imkana kolayca ulaşabiliyor.
Bizlere çok sentetik ve yapay gelse de arkadaşlarıyla orada sosyalleşiyor, orada eğleniyor, orada kendine ayrı bir çevre ediniyor; tabiri caizse sanal evrende ayrı bir gezegen kuruyor.
Çocuklarımızla sağlıklı bir iletişim kurmak ve onlara nitelikli bir eğitim sunabilmek için bu gerçeklerle barışmamız gerektiği kanaatindeyim.
"ÇOCUKLARIMIZA BİZİM YAŞADIĞIMIZ DÜNYAYI EMPOZE EDEREK BİR YERE VARAMAYIZ"
Altını özellikle çizmek durumundayım; nesiller arasındaki kavrayışta öyle bir fark var ki, büyürken çocuklarımıza ve gençlerimize bizim yaşadığımız dünyayı empoze ederek bir yere varamayız.
Onları geçmişe çekmek, bizim zamanımıza sürüklemeye çalışmak yerine geleceği hazırlamak mecburiyetindeyiz. Hz. Ali Efendimiz'e göre atfedilen şu söz tam olarak buna işaret etmektedir. Çocuk yetiştirenlere Hz. Ali bakınız hangi tavsiyede bulunuyor: Çocuklarınızı kendi zamanınıza göre değil, onların yaşayacakları zamana göre yetiştirin.

"ÖĞRETİMİN ÜSLUBU, RUHUNUN KALIBIDIR"
Bunun en doğru usul ve üslubunu ise merhum Nurettin Topçu üstadımız şöyle ifade ediyor "Öğretimin üslubu, onun sade şekli ve kıyafeti değil, ruhunun kalıbıdır. İyi üslupla iyi öğretim, fena üslupla fena öğretim yapılır. Güzel bir sözümüz var: Evet, usul esasa mukaddemdir." ilkesiyle hem meseleye doğru açıdan bakacağız hem de çocuklarımızın eğitimine sağlıklı yöntemlerle yaklaşacağız.
Değilse yavrularımızla doğru iletişim kurup onları doğru yönlendiremeyiz; özellikle de sanal dünyanın dehlizlerinde evlatlarımızın ve gençlerimizin kaybolmalarına engel olamayız. Bu konuda, ebeveynlerle birlikte siz öğretmenlerimize de önemli görevler düşüyor.
"AİLELERİMİZİN ÖĞRETMENE DESTEĞİ DE ÇOK KIYMETLİDİR"
Şu noktanın da üzerinde hassasiyetle durmamız gerekiyor, bir öğretmenin, evladı olarak gördüğü öğrencisini sevgiyle saran emeği ne kadar mühimse, ne kadar değerliyse, ailelerimizin öğretmene desteği de aynı derecede kıymetlidir, vazgeçilmezdir.
Ailelerimizin, çocuklarının eğitimleriyle yakından ilgilenmesi, öğrenme süreçlerinde özellikle de sanal dünyadan gelebilecek tehdit ve tehlikelerle mücadelede çok önemlidir. Hep beraber, el ele vererek, dikkatli, sabırlı, şefkatli ve kararlı bir şekilde sanal alemden yayılan tehlikelere karşı mücadele edeceğiz.
Türkiye Yüzyılı Maarif modeliyle eğitimde yaşanan paradigma değişiminin, bizlere bu çabalarımızda da önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.
"ÖĞRETMENLERİMİZE HAKLARINI TESLİM ETMEK BİZİM ASLİ VAZİFEMİZDİR"
Değerli misafirler, çok kıymetli öğretmenlerim; toplumda ve her birimizin hayatında özel bir konuma sahip olan öğretmenlerimize haklarını teslim etmek bizim asli vazifemizdir. Son 23 yılda hep böyle bir çabanın içinde olduk. Ülkemizin büyümesine, Türkiye ekonomisinin imkânlarının genişlemesine paralel olarak bunu en önce öğretmenlerimize, en önce eğitime yansıttık.
Eğitimin niteliğini artırmak, eğitimi yaygınlaştırmak, eğitimin önündeki engelleri ve yasakları kaldırmak, öğrencilerimiz arasında fırsat eşitliğini sağlamak için ilk günden beri çalışıyoruz. Burada bazı rakamları sizlerle paylaşmakta fayda görüyorum.

"MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞIMIZA 2026'DA 1 TRİLYON 944 MİLYAR LİRA KAYNAK AYRILDI"
2002’de Milli Eğitim Bakanlığımız, merkezi yönetim bütçesi içinde dördüncü sıradaydı. 2003’ten itibaren eğitime birinci sırayı tahsis ettik. 2026 bütçesinde de bu önceliği aynen koruduk. Milli Eğitim Bakanlığımıza 2026’da 1 trilyon 944 milyar lira kaynak ayrıldı. Az önce dinledik, "İlim, ilim bilmektir. İlim, kendini bilmektir. Sen kendini bilmezsen, sadece okumaktır." Öyleyse bu, öyle rastgele olmuyor. Gerekli desteği en üst seviyede ilme, eğitim-öğretime ayırmak durumundayız.
Ve bu dönemde derslik sayımız 343 bindi. Bugün 616 bine yükseldi. Özel okullar dahil edildiğinde bu rakam 754 bine yaklaşıyor. Yani bizden evvel yapılan derslik sayısının iki katını, sadece 23 senede ülkemize kazandırmanın kıvancını yaşıyoruz.
"2002’DEN BU YANA 821 BİN 360 ÖĞRETMENİN ATAMASINI YAPTIK"
Okullarımızda görev yapan öğretmen sayısında da ciddi artışlar oldu. 2002’den bu yana 821 bin 360 öğretmenin atamasını yaptık. Şu an resmi eğitim kurumlarında çalışan öğretmen sayımız 1 milyon 34 bini aşmıştır. Aktif görevdeki her 10 öğretmenden 8’i bizim dönemimizde atandı. Öğretmen olmazsa öğrenciyi kim yetiştirecek? Buna gereken ehemmiyeti, önemi vermemiz gerekiyordu. İşte bunu biz verdik.
Bu büyük dönüşüm, sınıfların içinde de somut şekilde hissediliyor. Ben öğretmenlik ve öğrencilik yıllarımı hatırlıyorum; sınıflarımızda 70, 80, 90 öğrenci vardı. Ama şimdi öğrenci sayısı hamdolsun 15, 20, 25’lere kadar indi. Kaliteyi artırmak zorundaydık ve bunu başardık.

"OKULLAŞMA ORANLARINDA ÖRNEK BİR TABLOYA SAHİBİZ"
Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı da aynı şekilde değişti: İlköğretimde 28’den 15’e, orta öğretimde 18’den 11’e düştü. Söylediğim gibi, biz 70–80 kişilik kalabalık sınıflarda eğitim almıştık; şimdi evlatlarımız, ifade ettiğim gibi, 20–25 kişilik sınıflarda eğitim-öğretim görüyor.
Değerli arkadaşlar, okullaşma oranlarında da örnek bir tabloya sahibiz. Beş yaşta okul öncesi net okullaşma oranımız yüzde 11,7’den yüzde 82,53’e çıktı.
İlk öğretimde yüzde 91’den yüzde 96’ya, orta öğretimde yüzde 50,57’den yüzde 82,85’e geldik. 6–14 yaş grubunda yüzde 99’luk okullaşma oranı ile OECD ortalaması olan yüzde 98’in üzerine çıktık. 15–19 yaş grubunda okullaşma oranımızı 2023 itibariyle yüzde 79’a taşıyarak, OECD ortalaması olan yüzde 84’e yaklaştırmış bulunuyoruz.
Fatih Projesi kapsamında, 2025 sonu itibariyle etkileşimli tahta kurulmuş derslik sayımız 668 bine ulaşacaktır. Öğretmenlerimizin özlük ve mali haklarında da önemli iyileştirmelere gittik.
"ÖNÜMÜZE ÇIKARILAN SAYISIZ ENGELE RAĞMEN TARİHİ NİTELİKTE REFORMLARI HAYATA GEÇİRDİK"
Burada şu hususu özellikle ifade etmek istiyorum: Türkiye büyüdükçe, ekonomimiz büyüdükçe, inşallah bundan 86 milyonun her bir ferdi sizlerin de en üst düzeyde faydalanmasını temin edeceğim.
Bunları gururla söylerken, şu gerçeği de göz ardı etmiyoruz; hiç şüphesiz, 23 yılda çok ciddi mesafe aldık ve çok başarılı işlere imza attık. Önümüze çıkarılan sayısız engele rağmen tarihi nitelikte reformları hayata geçirdik. Ama eğitimle ilgili sorunların tamamını çözdük iddiasında da değiliz.
Bir yanda neredeyse yüz yıldır çözülemeyen meseleler var; bir yanda darbe dönemlerinin açığı kapanmayan yaraları var; diğer yanda ise çağımızın getirdiği güncel sınamalar ile değişen ve gelişen Türkiye’nin ihtiyaçları var. İnşallah bunlar arasında denge kurarak hedeflerimize doğru ilerleyeceğiz. Bunu da siz öğretmenlerimizle birlikte başaracağız.
Birkaç puan oy uğruna, her alanda olduğu gibi eğitimde de popülizmin sınırlarını zorlayan siyasi rakiplerimize rağmen bunu inşallah başaracağız.
"TÜM ÖĞRETMENLERE FEDAKARLIKLARI İÇİN ŞÜKRANLARIMI SUNUYORUM"
Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Her birinize emeğiniz, sabrınız ve fedakarlığınız için ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.
24 Kasım Öğretmenler Gününüzü bir kez daha tebrik ediyorum. Bu güzel buluşmayı organize eden Milli Eğitim Bakanımıza ve tüm ekibine teşekkür ediyorum.
Bugün aramıza katılacak genç arkadaşlarım başta olmak üzere tüm öğretmenlerimize başarılar diliyor, öğrencilerinize selamlarımı götürmenizi rica ediyorum. Her birinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.

