Euro
10.1056
0%
Dolar
8.5573
0.06%
Altın
494.36
0.01%
Borsa
1.349
-0.18%
Bitcoin
319.100
6.68%
24ºC
İstanbul
Açık 24 C
    Selda Terek ile son romanı Karşı Penceredeki Kadın’ı konuştuk

    Selda Terek ile son romanı Karşı Penceredeki Kadın’ı konuştuk

    Yazar, editör, çevirmen Selda Terek ile Karşı Penceredeki Kadın felsefesinden yola çıktığı ve kadınlara yazdığı romanı Karşı Penceredeki Kadın’ı konunştuk…
    • Özel İçerik
    • 17.04.2020 - 14:51

    Selda Terek, sosyal mesafe röportajlarımda bugünkü konuğum. Son romanı Karşı Penceredeki Kadın’ı konuştuk. Karşı Penceredeki Kadın felsefesinden yola çıktığı romanında Selda Hanım hikayesini, “altı terkedilmiş ve acılarıyla baş edememiş kadının bir yaşam koçunun etrafında bir araya gelmeleri ve diğerlerinin huzurunda kendileriyle yüzleşmelerini anlatıyor” şeklinde özetliyor. Karşı Penceredeki Kadın felsefesi ise, 19 adet manifestosu olan bir felsefe. Hepsini sordum, samimi bir dille anlattı. Zaten romanın dili de böyle sıcak ve dostane akıyor…

    Kahveniz hazırsa, röportajımızı keyifle okumaya başlayabilirsiniz…

    #evdeyimokuyorum

    Selda Terek ile son romanı Karşı Penceredeki Kadın’ı konuştuk #1

    HER ZAMAN BENİ BEKLEYEN BİR YAZMA İŞİM VAR

     

    - Bu hep ilk sorum: Selda Terek kimdir? Kendi gözünden kendini nasıl anlatır?

    Anne, teyze, abla, evlat, dost, sevgili, yazar, çevirmen, editör, eğitmen, emekli, neşeli, yetenekli, çalışkan bir kadın : )

    - Yazmaya nasıl başladınız?

    Ortaokul sıralarında yazdığım kompozisyonların sınıfta ses bulması ve öğretmenimin gözlerindeki ışıltıyı hatırlıyorum. Sanırım ta o zamanlardan beri kendimi yazarak ifade etmeyi seviyorum. Ancak ilk kitabım 2008 senesinde basıldı. Yani hayatı boyunca yazmış biri bile olsam, ilk olarak 40 yaşındayken kitabımı elime aldım. Bu çok da garip değil çünkü yazmak, yetenek, çalışmak, araştırmak, okumak, biriktirmek ve ifade etmenin yanı sıra ciddi bir olgunluk seviyesi ve hayat tecrübesi de gerektiriyor.

    - Yazma rutininiz nedir?

    Her gün... Ben kendi kitaplarımı yazmanın yanı sıra çevirmenlik ve editörlük de yapan biriyim. Bu nedenle her zaman beni bekleyen bir yazma işim var. Severek yaptığım için hiç kaytarmam. Genelde her gün, özellikle sabah erken saatlerde yazarım, zihnim temiz ve dinlenmiş haldeyken.

    Selda Terek ile son romanı Karşı Penceredeki Kadın’ı konuştuk #2

    İÇİMDE BİR HİS VAR, BU VİRÜS GELDİĞİ GİBİ ANİDEN YOK OLACAK

    - Karşı Penceredeki Kadın son kitabınız. Konuşacağız; ancak önce sormak istiyorum: Pandemi sürecine denk gelmiş olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Biraz şanş, biraz da şanssızlık... Şans, çünkü tanıtım yapabileceğim sosyal medya var ve insanlar evlerindeki sıcacık köşelerde kitap okumanın tekrar keyfine vardılar bu dönemde. Gözlediğim bu. Pek çok kişi kitaplarını internetteki kitap sitelerinden indirimli olarak alabiliyorlar ve onlar kitaba gidemeseler de kitap onların kapısına gidiyor. Şanssızlık olan kısmı ise, TV ve radyo tanıtımları, imza günleri, kitap kulüplerinde sohbetler yapmak zor bu durumda. Fuarlar iptal oldu, bu da üzücü. Ayrıca kitabınızı kitabevlerinin raflarında görememek de tuhaf geliyor. Ama her şey bitecek ve eski günlere dönülecek. Sorunlar ortadan kalkacak, bunu hissediyorum.

    - Peki siz bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz? Üreticiliğiniz, yazarlığınız bu süreçten nasıl etkilendi?

    Ben aynı hızla çalışmalarıma devam ediyorum. Hatta bu günleri fırsata çevirmek gerektiğine inanıyorum. Yaratıcılığım garip bir şekilde arttı. Aslında çoğumuz gibi ben de bir farkındalık ve sorgulama dönemine girdim; ama endişe ve karamsarlıkla vaktimi harcamıyorum. Maksimum dikkati gösteriyor, doktorların yapmamızı söylediklerine itaat ediyor; ancak dünyamı da karartmıyorum. Evet, gelecek belirsiz, evet hepimizde endişe kaçınılmaz, evet ekonomi etkilenecek; ama bugün ayakta ve sağlıklıyız. Umut edip iyiyi hayal etmekten ve üzerimize düşeni yapmaktan başka çare yok. Ha bir de ihtiyacı olana yardım etmek... Paylaşmak... Yapmamız gerekenler bunlar bence. İçimde bir his var (neden bilmiyorum) hayatı allak bullak eden bu virüs geldiği gibi aniden yok olacak... Sadece bir his; ama çok güçlü...

    Selda Terek ile son romanı Karşı Penceredeki Kadın’ı konuştuk #3

    KARŞI PENCEREDEKİ KADIN FELSEFESİ, 19 ADET MANİFESTOSU OLAN BİR FELSEFE

    - Gerçek yaşamdan uyarlanmış altı kadının hikâyesini anlatıyorsunuz. Siz bu romanda ne kadar varsınız?

    Her yazar romanının epeyce bölümünde vardır, ben de varım şüphesiz. Anlattığım altı kadının 5,5’unun hikâyesi gerçek (isimler ve meslekler değiştirildi), Meyra’nın hikâyesinin önemli bir kısmı kurgu; ama o kadının karakterinde olduğumu söyleyebilirim. Yani kendi acısıyla dalga geçebilen, kapılıp gitmeye bile kendi karar veren, hayatının iplerini elinde tutan Karşı Penceredeki Kadın... Sıcak, şefkatli; ama müdanası olmayan...

    - Konusundan bahsedelim mi?

    Kitap, altı terkedilmiş ve acılarıyla baş edememiş kadının bir yaşam koçunun etrafında bir araya gelmeleri ve diğerlerinin huzurunda kendileriyle yüzleşmelerini anlatıyor. Bu yüzleşmeden kişisel hayat devrimleri doğuyor. Başta terkedilmenin travmasını atlatamamışken, Karşı Penceredeki Kadın felsefesi ile tanışıyorlar. Onları bu felsefe ile tanıştıran yaşam koçunu da ayrı bir karakter olarak işliyoruz. Belki bilinmedik şeyler söylemiyor; ama söylediklerini o kadar farklı söylüyor ki kadınlara tokat etkisi yaratıyor. Hep yüzleşmekten kaçtığımız ve başarısızlıklarımızda suçu başkasına attığımız durumlardan çekip çıkarıyor ve adeta birer ayna oluyor bu karakter.

    - Bu kitabı kime yazdınız?

    Bu bir kadın kitabı, kadınlarımıza yazdım. Pozitif de olsa ayrımcılığı, hele hele cinsel ayrımcılığı sevmem; ama bu kitapta böyle, hedef kitle kadınlar. Devamı erkekler için gelecek.

    - Peki Karşı Penceredeki Kadın felsefesi nedir, anlatır mısınız?

    19 adet manifestosu olan bir felsefe bu. Kadınların giyinmesi gereken ve izdüşümünün erkeklere mutlak olarak yansıyacağı ve belki de kadın böyle olduğu takdirde toplumu bile olumlu etkileyecek bir vasıflı duruş. Aslında kadın ve pencere ile sembolize edilmiş; ama mesafe ile ilgili bir kavram. Ve bu mesafe bir uzunluk ölçüsü ile hesaplanmıyor. Diyorum ki belirli mesafede durmazsanız görünürlüğünüzü yitirirsiniz. Aynı evde, yan yana koltuklarda bile otursanız sevdiğiniz için Karşı Penceredeki Kadın olmalısınız, yoksa görünürlüğünüzü yitirirsiniz. Bu nasıl olacak? İşte onun için kitabın içindeki manifestolara göz gezdirmek gerekecek.

    Selda Terek ile son romanı Karşı Penceredeki Kadın’ı konuştuk #4

    BENCE HERKES DÖNÜP KENDİNE ‘BEN BİR KARŞI PENCEREDEKİ KADIN MIYIM?’ DİYE SORACAK

    - Romanınızın hikâyesi yazarken sizi ne kadar etkiledi? Aslında en çok hangi kadın etkiledi?

    En fazla ana karakter (kendimi de benzettiğim) Meyra, ikinci olarak yaşam koçu Sevinç Sıkar, üçüncü sırada da Cem ve Bora Çağdan karakterleri... Onların yaşadığı bir dünya oldukça renkli olur...

    - İlişkilerimiz açısından baktığımızda romanınız okura neyi çağrıştıracak sizce? En çok hangi noktadan yakalayacak?

    Kadın-erkek ilişkisi işteş bir yönelim eylemidir, tek taraflı bir kovalamaca değil. Ya da öyle olması gerekir, sağlıklısı budur diyelim. Zira bugün adına ilişki denen pek çok örneği var ki, maddi çıkar hesaplarına dayanıyor. Bizim işimiz bunlarla değil. Burada gerçek duygular, sevgi, aşk, cinsellik, hayat arkadaşlığı, yarenlik, dostluk konuşuyoruz. Okur pek çok yönden kendini kitabın içinde bulacak. En başta terk edilme travması yaşayanlar...

    - Nasıl?

    Bunun bir son olmadığını görecekler. Okurlar, kişinin en başta kendisine duyması gereken saygıyı hatırlayacaklar. Kitapta bir iki etik sorgulama var; bunun üzerine düşünecekler ve hatta tartışacaklar. Aah ah! Kitap grupları içinde ne güzel fikir ayrılıkları çıkacak, pandemi bitse de izlesem, tartışmalar eğlenceli olacak. En çok hangi noktadan yakalayacak diye sordunuz ya, bence herkes dönüp kendine bakacak ve “Ben bir Karşı Penceredeki Kadın mıyım?” diye soracak. Zaten bu yeterli kendi devrimimize adım atmamız için.

    - Roman Meyra’nın hikâyesinden yola çıkarak ilerliyor. Meyra nasıl bir karakter?

    Tutkulu, sevebilen, dürüst, başarılı bir iş kadını ama hırslı değil. Acısı ne denli büyük olursa olsun kendiyle dalga geçebiliyor. Çarpıcı değil; ama güzel bir kadın. En önemlisi de aklını ve duygularını harmanlayabilen biri. Biraz saf... Bu akıllı olmasıyla çelişki gibi olsa da, değil. İnanmış ve güvenmiş vaktiyle ve gerçekleri göz ardı etmiş. Aslında sıradan biri; ama kendi sıra dışı özelliklerinin farkına varıyor ve adımlarını bu yönde atıyor.

    Selda Terek ile son romanı Karşı Penceredeki Kadın’ı konuştuk #5

    BİLMEM, ERKEĞİNE BAĞLI…

    - Kitabın dili eğlenceli, hep böyle midir üslubunuz?

    Diğer kitaplarımda da bu üslup var; ama burada biraz daha fazla galiba. Evet, böyle üslubum. Ajitasyon sevmiyorum, en büyük hüznün bile komik bir tarafı var. Trajikomik...

    - Doğru dediniz… Romanın hikâyesi de bir dost sohbeti tadında ilerliyor. Bununla birlikte dram ve mizah da bir arada. Yazma sürecinde anlatımınızı nasıl oluşturdunuz? Süreç nasıl ilerledi?

    Zaten hızlı okutan da bu dost sohbeti tadı. Evet kitabımda dram ve mizah zaten iç içe. Gerçek hayatta da öyle değil mi? Anlatımımı oluştururken karakterlerimi göz önünde bulunduruyorum. Oradaki Nermin karakteri nasıl düşünür ve konuşursa öyle konuşuyor. Anlatımı yönlendiren direkt karakter... Kurguyu baştan yaparım ama yazma sürecinde tali yollara girip çıktığım çok olur. Süreç böyledir.

    - Yazarken ilham bekleyenlerden misiniz? Örneğin Meyra karakteri ile nasıl tanıştınız? Bu romanı yazmaya nasıl karar verdiniz?

    Hayır, ilham beklemem. Bu artık geride kaldı. Dokuzuncu kitabım bu benim (kişisel 9, çeviri ve editörlükle beraber 20). Ancak sizi yazmaya iten bazı motivasyonlar olur hayatınızda ve işte o zaman tadından yenmez...

    - Romanınız, kadınları içindeki sağlam duruşu ile de karşılaştırıyor. Bir yandan da erkeklere de sanırım neleri yapmamaları gerektiğini mi aynalıyor?

    Hayır, erkeklere neler yapmamaları gerektiğini söylemiyorum kitapta. Hatta bu kitapta erkeklere hiçbir şey söylemiyorum. Okumasınlar bile diyorum. Güzel bir yorum aldım, diyordu ki “Beyler, siz de neden olmuyor diye düşünüyorsanız, sizin için bir ansiklopedi bu kitap...” Dedim ya bu kitap kadınlara yazıldı; ama erkekler okursa kopya çekmek gibi, kadınların özel çekmecelerini karıştırmak gibi olur. Mutlaka öğrenirler. Hatta anlatılan hikâyeden zevk bile alırlar. Ha kötü mü olur okumaları? Bilmem, erkeğine bağlı...

    - Karantina sürecinde siz neler okuyorsunuz?

    İtiraf edeyim bir süre çizgi romanlar okudum. Yeni keşfettiğim yazarlar var.  Ama bir yandan çalışıyorum, şu anda Cibran hakkında bir derleme yapıyorum ve onu okuyorum mecburen ve severek. Ayrıca Destek Yayınevinin felsefe serisi çıktı, hap gibi, onları okuyorum.

    Damla Karakuş: Teşekkür ederim.

    Selda Terek: Teşekkür ederim.

    Selda Terek ile son romanı Karşı Penceredeki Kadın’ı konuştuk #6

    Karşı Penceredeki Kadın

    Selda Terek

    Destek Yay.

    S.: 344

    Kitabı satın almak için tıklayınız: kitapyurdu

    *

    Damla Karakuş

    damla.karakus@ensonhaber.com

    Instagram: biyografivekitap

    İlginizi Çekebilir

    Görüş Bildir