Mehmet Şimşek, yatırımcılara Türkiye'deki fırsatları anlattı
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 3. Küresel İslami Ekonomi Zirvesi'nde konuşarak Türkiye'nin yatırımcılara sunduğu fırsatları vurguladı ve kurumsal vergi oranlarının düşürülmesinin rekabetçiliği artırdığını belirtti.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanlığı himayesinde ve AlBaraka Zirve Serisi kapsamında İstanbul Finans Merkezi Halkbank Genel Müdürlüğü'nde düzenlenen 3. Küresel İslami Ekonomi Zirvesi'ne katılarak konuşma yaptı.
Mehmet Şimşek, konuşmasında, dünyanın şoklar içinde bulunduğunu belirterek, ekonomilerin şoklara dayanıklı ve donanımlı olması gerektiğini altını çizdi.
“Sadece gerçek bir kriz dönüşüme yol açar” sözünü anımsatan Şimşek, kurumsal vergi oranının düşürülmesinin rekabetçi bir alan açtığını belirterek yatırımcılara “Türkiye’ye gelin” mesajı verdi.
Türkiye’nin oyun sektöründeki başarılarından söz eden Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, salondakilere “Bazılarınızın yüzünde gülümseme görüyorum ama bu rakamlar gerçek.” dedi.
"İSLAMİ FİNANS ÜZERİNE DAHA ÇOK EĞİLMELİYİZ"
Mehmet Şimşek, zirveye katılımcılarına hitaben, "Yatırımın veri merkezleri ve yapay zekâya yöneldiği ve bunların gelişmiş ülkelerde yaygınlaştığı görülüyor. İslami finans, reel ekonomiyle doğrudan ilişkilidir. İslami finansta her finansal işlem, gerçek bir varlıkla güvence altına alınmış şekilde karşımıza çıkıyor. Bizim de ihtiyacımız olan şey bu. İslami finansta risk ve kazanç paylaşılıyor. İslami finans üzerine daha çak eğilmeliyiz. Yatırımcıları çekebilmek için ürün çeşitliğinin artırmamız gerekiyor." dedi.

AÇIKLAMALARDAN ÖNE ÇIKANLAR
Mehmet Şimşek’in açıklamalarından öne çıkanlar:
-İslami finansta dünyada İran birinci, Türkiye dokuzuncu sırada.
-Türk bürokrasisini azaltarak sorunları çözüyoruz.
-Kişisel servetinizi Türkiye’ye getirir ve Türkiye’ye yerleşik olursanız 20 yıl boyunca vergi yüzde sıfır olacak. Sadece yüzde 1 miras vergisi olacak.
-Atatürk Havalimanı’nın terminal binasında bir kampüsümüz olacak. Orada da bir ofisiniz olacak.

"TÜRKİYE BÜYÜK EKONOMİ"
-Türkiye’nin büyük bir ekonomi olduğunu aklımızda tutalım.
-Türkiye'nin Satın Alma Gücü Paritesi'ne (SAGP) göre gayri safi yurtiçi hasılası 4 trilyon doları aşan bir gayri safi milli hasılası var.
-Türkiye 90 milyon nüfusuyla satın alma gücü açısından büyük bir güç.
-2022’den bugüne, ulusal ve küresel şoklara rağmen Türkiye ekonomisi yüzde 5’yi aşan bir ivmeyle büyüdü.
-Türkiye benzer ülkelerden daha iyi performans gösteriyor. Büyümekle birlikte büyümeye devam ediyor.
-Nitelikli iş gücümüz var.
-Biz Batı ile bağlantılıyız ama Doğu ile de ilişkilerimiz güçlü. Çok ciddi bir caydırıcılık gücümüz de var. Hava yollarımız (THY) çok iyi noktadayız. Türkiye’de faaliyet yürütürseniz işiniz ne olursa olsun bu yumuşak gücü kullanırsınız ve bu yumuşak güç size yardımcı olur.

"GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERİN KÜRESEL DOĞRUDAN YABANCI YATIRIMLARDAN ALDIĞI PAY GERİLEDİ"
Verimlilik ve üretim artışını destekleyen projelere yönelen sermaye akımlarında belirgin bir azalma yaşandığını aktaran Şimşek, Müslüman nüfusun da yoğun olarak yaşadığı gelişmekte olan ülkelerin küresel doğrudan yabancı yatırımlardan aldığı payın son üç yılda yüzde 67'den yüzde 54'e gerilediğini söyledi.
Şimşek, bu noktada "geçici bir eğilimden ziyade yapısal bir değişim" görüldüğüne dikkati çekerek, sermayenin Batı ülkelerinde yoğunlaştığını ve dünyada jeo-ekonomik bir parçalanma yaşandığını belirtti.
Sermayenin yeniden kalkınma öncelikleriyle buluşturulması gerektiğini vurgulayan Şimşek, yatırımlara yönelen küresel sermayenin büyük ölçüde veri merkezleri ve yapay zeka gibi alanlarda, ağırlıklı olarak da gelişmiş ekonomilerde yoğunlaştığını dile getirdi.
Şimşek, bu tablonun özellikle gelişmekte olan ve Müslüman ülkeler açısından önemli zorluklar doğurduğunu belirterek, dünyanın, Türkiye'nin ve İslam dünyasının da İslami finansa her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğunu vurguladı.
"İSLAMİ FİNANS VARLIKLARI AÇISINDAN TÜRKİYE DAHİL BİRÇOK ÜLKEDE HENÜZ KULLANILMAMIŞ FIRSATLAR VAR"
Şimşek, İslami finans varlıkları açısından Türkiye dahil birçok ülkede henüz kullanılmamış fırsatlar bulunduğunu söyledi.
Türkiye'nin İslami finansta piyasa büyüklüğü açısından 9. sırada yer aldığını ancak ilk 5 ülke arasına girme hedefi için yapılması gereken birçok ödev olduğunu ifade eden Şimşek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Şoklara açık bir dünyada yaşıyoruz. Bu nedenle dayanıklılığa yatırım yapmamız ve güçlü tamponlar oluşturmamız gerekiyor. Bu da İslami finans ürünlerine daha fazla ağırlık vermeyi gerekli kılıyor. Daha fazla yatırımcı çekmek için daha çeşitlendirilmiş bir ürün yelpazesine ihtiyacımız var. Geleneksel finansla rekabet edebilmek için daha fazla ürün sunmamız gerekiyor. Bu da kurumlarımızın daha yenilikçi olmasını gerektiriyor. Bu sistemde likiditeyi artırmamız gerekiyor, Merkez Bankası bu alanda çalışıyor. Aynı zamanda İstanbul Finans Merkezi'ni küresel İslami finans ekosisteminde çok daha güçlü ve etkili bir konuma taşımayı hedefliyoruz.”
Şimşek, bu yıl Türkiye'nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı'na (COP31) ev sahipliği yapacağını anımsatarak, Türkiye için sürdürülebilir yeşil dönüşümün bir gereklilik olduğunu belirtti.
Türkiye'nin son 23 yılda enerji ve doğal gaz için 1,1 trilyon dolardan fazla ithalat faturası ödediği bilgisini paylaşan Şimşek, bu nedenle Türkiye'nin yeşil dönüşümünü kararlılıkla sürdürmesi gerektiğini vurguladı.
“EKONOMİ PROGRAMIMIZA KARARLILIKLA ODAKLANMAYA VE ENFLASYONU DÜŞÜRMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Bakan Şimşek, yaklaşık 3 yıldır uygulanan ekonomi programının temel hedeflerini anlattı, programın önceliklerinin fiyat istikrarını sağlamak, mali disiplini sürdürmek ve Türkiye'yi uzun vadede sürdürülebilir cari fazla verebilen bir ekonomik yapıya kavuşturmak olduğunu vurguladı.
Dezenflasyon sürecinin devam ettiğini vurgulayan Şimşek, enflasyonun öngördüklerinden biraz daha yavaş gerilediğini, bu süreçte çeşitli şoklarla karşılaştıklarını belirtti.
Karşılaşılan zorluklardan ziyade bu zorluklara verilen tepkinin önemli olduğunu ifade eden Şimşek, "Bu nedenle ekonomi programımıza kararlılıkla odaklanmaya ve enflasyonu düşürmeye devam edeceğiz. Çünkü fiyat istikrarı; daha adil bir gelir dağılımı ve sürdürülebilir yüksek büyümenin ön koşuludur." dedi.
Orta Doğu'da yaşanan çatışmaların maliyet baskılarını artırdığını ve enerji fiyatlarını yukarı çektiğini belirten Şimşek, bölgedeki son gerilim öncesinde yıl sonu enflasyonunun yüzde 10'lu seviyelerde gerçekleşmesini öngördüklerini hatırlattı. Ancak yükselen petrol fiyatlarının görünümü değiştirdiğine dikkati çeken Şimşek, "Petrol fiyatının varil başına 90 dolar seviyesinde kalması halinde, yıl sonu enflasyonunun yüzde 20'lerin ortalarında ya da bir miktar üzerinde gerçekleşmesini bekliyoruz." dedi.
Şimşek, Türkiye’nin borçluluk oranlarının ve bütçe açığının gelişmekte olan ülkeler ortalamasının altında olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Geçen yıl bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 2,9 iken, gelişmekte olan ülkeler ortalaması yaklaşık yüzde 6 idi. Kamu borcunun GSYH'ye oranı ise yüzde 24 iken, yine gelişmekte olan ülkeler ortalaması yüzde 74'tür. Dolayısıyla, kamu borcu ve bütçe açığı konusunda durumumuz iyi. Bu durum da bize bir miktar mali alan sağlıyor. Bu hareket kabiliyetimizin bir kısmını ham petrol fiyatlarındaki artışın benzin ve motorin gibi ürünlere yansımasını azaltmak için kullandık."
"TÜRKİYE'NİN UZUN VADEDE HALA GÜÇLÜ BİR BÜYÜME POTANSİYELİ VAR"
Bakan Şimşek, petrol ve gaz fiyatlarındaki yükselişin etkisiyle cari açığın artacağını öngördüklerini ancak bu durumun yönetilebilir seviyede kalacağını belirterek, "Milli gelirin yaklaşık yüzde 3'ü oranındaki bir açık finanse edilebilir ve uzun vadeli ortalamalarla karşılaştırıldığında yine nispeten düşük bir seviyede. Rezervlerimiz yeterli. Dış borcun milli gelire oranı yüzde 30'ların düşük seviyelerine doğru azalma eğiliminde." dedi.

Bu nedenle savaşın yol açtığı olumsuz etkileri yönetebileceklerini düşündüklerini aktaran Şimşek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Büyüme, son birkaç yıldır uzun vadeli ortalamanın altında seyrediyor. Bu durum kısmen Avrupa Birliği başta olmak üzere ana ticaret ortaklarımızdaki zayıf büyüme ile ilgili. Küresel büyüme yüzde 3 civarında seyrederken, ticaret ortaklarımız yüzde 2 civarında büyüyor. Bu durum ekonomik faaliyet üzerinde sınırlayıcı bir etki oluşturdu. Bununla birlikte yavaşlama yalnızca dış koşullardan kaynaklanmıyor. Bu tablo aynı zamanda ekonomiyi yeniden dengeleme sürecimizin de bir sonucu. Programın başlangıcında oldukça yüksek bir cari açıkla karşı karşıyaydık ve deprem sonrası yeniden inşa sürecini yönetiyorduk. Bu nedenle ekonomiyi daha sağlıklı bir zemine oturtmak için kısa vadeli bazı kısıtlamalar ve kontrollü bir yavaşlama kaçınılmazdı. Ancak bu durum geçici, çünkü Türkiye'nin uzun vadede hala güçlü bir büyüme potansiyeli var."
"İMALAT SANAYİ VE TARIM ÜRETİCİLERİ İÇİN YÜZDE 12,5 KURUMLAR VERGİSİ EN REKABETÇİ VERGİ ORANLARINDAN BİRİ"
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, sanayide yeşil ve dijital dönüşümü hızlandırdıklarını belirterek, karbon emisyonlarını azaltmak ve Türkiye'nin rekabet gücünü artırmak amacıyla demir yolu yatırımlarına öncelik verdiklerini söyledi. Şimşek ayrıca, küresel yetenekleri, girişimcileri ve doğrudan yabancı yatırımları desteklemek üzere yeni bir politika çerçevesi oluşturduklarını ifade etti.
Bugün Resmi Gazete'de yayımlanan, vergiye yönelik düzenlemeleri de içeren Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'a işaret eden Şimşek, sanayi ve tarım sektöründeki üreticiler için kurumlar vergisi oranını düşürdüklerini anımsatarak, "Kurumlar vergisi oranını imalat sanayi ve tarım üreticileri için yüzde 12,5'e çektik. Bu, gelişmekte olan ülkeler arasında en rekabetçi kurumlar vergisi oranlarından biridir. Bu büyük bir haber. Sizi Türkiye'ye gelip yatırım yapmaya davet ediyoruz. Hizmet ihracatında yüzde 100 vergi muafiyeti getirildi. Çünkü en güçlü alanımız hizmetler sektörüdür." şeklinde konuştu.
İstanbul Finans Merkezi'ndeki vergi muafiyetlerine işaret eden Şimşek, burayı küresel şirketler için cazip bir merkez haline getirmeyi hedeflediklerini belirtti.
Şimşek, şöyle konuştu:
"Umarım çok yakında İstanbul Finans Merkezi tamamen dolacak. Transit ticarete sağladığımız yüzde 100 vergi muafiyetini zamanla ülkenin geneline yaymayı da değerlendiriyoruz. Bu son derece önemli bir adım. Transit ticaret yapan şirketlerin Türkiye'de bir varlık göstermesi gerektiğine inanıyoruz. Birden fazla ülkede faaliyet gösteren çok uluslu bir şirket, bölgesel veya küresel merkezini Türkiye'ye, İstanbul Finans Merkezi'ne taşırsa yüzde 100 kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabiliyor. Bunun yanında çalışanlarına yönelik olarak, asgari ücretin altı katına kadar olan gelir için gelir vergisi muafiyeti de sağlıyoruz. Oldukça iddialı bir teşvik paketi sunuyoruz. Çünkü Singapur, Hollanda ve Hong Kong gibi küresel merkezlerle rekabet etmek istiyoruz. Türkiye'yi uluslararası ticaretin, finansın ve yatırımın önde gelen merkezlerinden biri haline getirmeyi hedefliyoruz."
"YATIRIMCILAR İÇİN BÜROKRASİYİ AZALTIYORUZ"
Bakan Şimşek, yatırım ortamını iyileştirmek amacıyla bürokrasiyi azaltmaya devam ettiklerini belirterek, uluslararası yatırımcıların Türkiye'de daha kolay faaliyet göstermesini hedeflediklerini söyledi. Türkiye'yi küresel yetenekler, girişimciler ve yenilikçi şirketler için cazip bir merkez haline getirmek istediklerini ifade eden Şimşek, bu doğrultuda hayata geçirilen yeni program ve teşviklerden örnekler verdi.
Şimşek, Türkiye'nin bölgesel entegrasyona yatırım yaptığına ve bunun jeopolitik parçalanmanın panzehiri olduğuna değinerek, küreselleşmenin gerilemesinin kendilerini bölgesel entegrasyona daha fazla odaklanmaya ittiğini söyledi.
Bölgesel ve küresel ölçekte yaşanan krizlerin beraberinde önemli fırsatlar da getirdiğini vurgulayan Şimşek, Türkiye'nin enerji alanında stratejik bir merkez konumunda bulunduğunu, güçlü bir altyapıya sahip olduğunu ve nitelikli iş gücünün her geçen gün daha da güçlendiğini kaydetti.
Son 23 yılda kara ve demir yollarından, hava limanlarına, imalat ve hizmetler sektörüne kadar birçok alanda büyük ölçekli yatırımlar gerçekleştirdiklerini belirten Şimşek, Türkiye'nin jeostratejik konumunun sunduğu avantajlara da dikkati çekti.
Şimşek, "Türkiye, Batı ile güçlü bağlara sahip bir ülke. Bununla birlikte Doğu ile ilişkilerimizi de giderek daha fazla güçlendiriyoruz. Bu yaklaşımın önemli bir avantaj sağladığına inanıyoruz. Bölgesel sorunlarda çatışmayı değil diyaloğu ve arabuluculuğu destekliyor, daha barışçıl, müreffeh ve istikrarlı bir coğrafyanın oluşmasına katkı sunmaya çalışıyoruz. Aynı zamanda, belirsizliklerin arttığı bir dünyada hazırlıklı olmak için güçlü bir caydırıcılık kapasitesine de sahibiz." dedi.