Prof. Dr. Oytun Erbaş: Avokado mucize değil, incir ve ceviz de aynı işi görüyor

Profesör Doktor Oytun Erbaş, sosyal medyada öve öve bitirilemeyen avokadoyu ele aldı. Erbaş, avokadonun mucize bir besin olmadığını avokadonun gördüğü işin aynısını incir ve cevizin de yaptığını belirterek, avokadoya para dökmeye gerek olmadığını vurguladı.

Haber Merkezi Haber Merkezi
Ensonhaber'i Google'da haber kaynağınız olarak ekleyin

BİLİM PLUS PROGRAMININ TAMAMINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ...

Prof. Dr. Oytun Erbaş Ensonhaber'in Bilim Plus programına konut oldu.

Erbaş programda son dönemde sıkça “süper gıda” olarak öne çıkan avokadoya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Avokadonun değerli bir besin olduğunu ancak benzersiz olmadığını ifade eden Erbaş, içeriğindeki bitkisel yağ asitlerinin fındık, ceviz ve badem gibi gıdalarda da bulunduğunu belirtti.

Erbaş, avokado ile ilgili olarak "İçinde bitkisel yağ asitleri var, ama bitkisel yağ asitleri fındıkta da var. Bitkisel yağ asitleri olduğu için değerlidir avokado. Flora etkisi vardır, bunun için sadece avokado değil incir de aynı, incirle yenmiş ceviz de aynı şeyi yapar. Bence incir ve cevizin yaptığı işle avokado aynı şey. Çok para harcamak yerine daha ucuz bir yolu seçebilirsiniz. Burada şöyle bir şey var, yağlı tohumlar iyidir. Fındık da iyi, ceviz de iyi ama badem de iyi mesela yani yağlı tohumlar yemek iyi alışkanlıktır." değerlendirmesinde bulundu.

ALZHEIMER İLE BUNAMA ARASINDAKİ FARK NEDİR?

Programda gelen bir soru üzerine Alzheimer ve bunama konusunu değerlendiren Oytun Erbaş, iki durumun çoğu zaman karıştırıldığını ancak aralarında önemli farklar bulunduğunu ifade etti.

Erbaş, Alzheimer’ın bir bunama türü olduğunu ancak diğer bunama çeşitlerinden ayrılan en temel özelliğinin hızlı ilerlemesi olduğunu belirtti. Hastalığın genellikle kısa süreli hafıza kaybıyla başladığını söyleyen Erbaş, kişinin önce günlük yaşamındaki küçük detayları unuttuğunu, ardından bu unutkanlığın giderek ağırlaştığını anlattı.

YAŞA BAĞLI BUNAMA ALZHEIMER'A GÖRE DAHA YAVAŞ İLERLİYOR

“İlk başta anahtarını nereye koyduğunu, öğlen ne yediğini ya da gittiği yolu unutuyor. Ancak süreç ilerledikçe kahveden eve dönememek, torununun adını hatırlayamamak ya da kendi çocuğunu tanıyamamak gibi daha ciddi tablolar ortaya çıkabiliyor” diyen Erbaş, Alzheimer’ın bir ila iki yıl içinde belirgin şekilde ilerleyebileceğini vurguladı.

Yaşa bağlı bunamanın ise çok daha yavaş geliştiğini belirten Erbaş, bu süreçte hafıza kaybının yıllar içinde ağırlaştığını, ancak Alzheimer’daki kadar agresif bir tablo görülmediğini söyledi. “Yaşlılığa bağlı bunama 5-6 yıl içinde yavaş yavaş ilerler. Alzheimer ise çok daha hızlı şekilde kişiyi fonksiyon kaybına götürür” ifadelerini kullandı.

B12 VE FOLİK ASİTİN ÖNEMİ

Genetik faktörlerin de hastalığın seyrinde etkili olduğuna dikkat çeken Erbaş, özellikle ApoE4 genini taşıyan kişilerde Alzheimer riskinin daha yüksek olduğunu ve hastalığın daha sert ilerleyebildiğini belirtti. Ayrıca bu genin kafa travmaları sonrası unutkanlık, migren ve nörolojik etkilerle de ilişkili olabileceğini dile getirdi.

Unutkanlık şikayetlerinde tanı koymadan önce mutlaka vitamin eksikliklerinin araştırılması gerektiğini söyleyen Erbaş, özellikle B12 ve folik asit seviyelerinin kontrol edilmesinin önemli olduğunu vurguladı. Beyin MR’ı ile olası kitle ya da yapısal sorunların dışlanması gerektiğini belirten Erbaş, bazı vakalarda B12 desteğinin belirgin fayda sağlayabildiğini söyledi.

Erbaş ayrıca egzersiz, iltihap azaltıcı destekler ve sinir hücrelerini korumaya yönelik bazı tedavi yöntemlerinin hastalığın başlangıcını geciktirebileceğini ifade etti.

Kaynak: Ensonhaber Haber Merkezi