Euro
9.5547
0.4%
Dolar
7.8775
0.2%
Altın
466.15
0.87%
Borsa
1.322
-0.26%
Bitcoin
151.035
0.76%
8ºC
İstanbul
Açık 8 C

    Siz farkında olmasanız da Google'ın sizi ücretsiz çalıştırdığı 4 iş kolu

    Her ne kadar biz farkına varmasak da aslında Google için bazı işleri hiç para almadan yerine getiriyoruz. Peki Google bizi nasıl çalıştırıyor? Gelin bu sorunun yanıtını birlikte verelim.
    • Haber Merkezi
    • 23.10.2020 - 14:15
    • Güncelleme : 23.10.2020 - 17:16
    Siz farkında olmasanız da Google'ın sizi ücretsiz çalıştırdığı 4 iş kolu

    Piyasa değer 1 trilyon doları aşan ve dünyanın en büyük teknoloji devleri arasında yer alan Google'da kim çalışmak istemez ki!

    Aslına bakacak olursak, farkında olmadan zaten Google için çalışıyoruz ve bunun için şirketten hiçbir ödeme almıyoruz. Peki bu nasıl oluyor?

    Google, bazı projelerin gerçekleşmesi için milyonlarca dolar harcamak yerine, bu işleri hiç para vermeden internet kullanıcılarına yaptırıyor. İşte siz farkına varmasanız da aslında Google'ın sizi ücretsiz çalıştırdığı 4 iş kolu:

    1- CAPTCHA İLE KİTAP ÇEVİRİSİ YAPTIK

    GOOGLE

    Google'ın robot olmadığımızı kanıtlamak için bizden çözmemizi istediği, bulanık arka plan üzerinde bulunan sinir bozucu kıvrımlı harfleri hepimiz biliyoruz.

    Google'ın Captcha olarak adlandırdığı bu doğrulamayı siz de en az bir kere yaptıysanız, Google için ücretsiz çalışmışsınız demektir.

    Google, bu yöntem sayesinde, Google Kitaplar arşivindeki tüm kitapları dijital ortama aktardı. Peki bu nasıl oldu?

    İlk başlarda her Captcha'nın iki kelimesi vardı. Biri, robot olmadığınızı Google'a kanıtlamak için bir kontrol kelimesiydi, diğeri ise Google'ın metne dönüştürmek istediği kelimeydi.

    Ancak Google, hangi kelimenin ne olduğunu belirtmediğinden, kullanıcılar mecburen iki kelimeyi de çözerek Google için ücretsiz çalıştı.

    Google, tüm kitap arşivini ve 1851'den beri basılan tüm New York Times gazetelerini dijitalleştirmek için bu yöntemi kullandı. Hem de hiç kimseye tek bir kuruş bile ödemeden.

    2- ReCAPTCHA İLE OTOMOBİLLERİ EĞİTTİK

    GOOGLE

    Captcha yöntemi ile ücretsiz çalışmak hoşunuza gitmediyse, reCaptcha ile de aynı şeyi yaptığınızı söylememiz gerekiyor.

    Google'ın zaman zaman bir robot olmadığınızı kanıtlamak için etiketlemenizi istediği tabelaların, arabaların, otobüslerin ve trafik ışıklarının sinir bozucu resimlerini görmüşsünüzdür.

    Neden reCAPTCHA'nın yalnızca yolda giderken gördüğünüz şeyleri veya daha spesifik olmak gerekirse, sürücüsüz bir arabanın yolda giderken göreceği şeyleri içerdiğini hiç düşündünüz mü?

    Google, bu yöntem sayesinde yapay zekasını sürücüsüz otomobiller için eğitiyor. Siz de doğal olarak her resme tıkladığınızda, sürücüsüz arabalara nesneleri nasıl tanıyacağını öğretiyorsunuz.

    Google, 2012'de reCAPTCHA'yı tanıttığı sırada geliştirici blogunda zaten bu bilgiyi doğruladı.

    3- GOOGLE İÇİN TRAFİK SENSÖRÜ OLDUK

    GOOGLE

    Hepimiz zaman zaman Google Haritalar uygulamasını kullanarak trafik yoğunluğunu kontrol etmişizdir. Peki Google bu bilgiyi nerden alıyor?

    Android telefonu olan herkes, Google Haritalar için mobil trafik sensörü işevi görüyor ve bunu Google için tamamen ücretsiz yapıyor.

    Google, trafikteki telefonların konumlarından birbirilerine yakın olduklarını veya hareket etmediklerini algılayarak orada trafik yoğunluğu oluşturuyor.

    Alman sanatçı Simon Weckert, bu yılın başlarında 99 android telefonu Berlin sokaklarında bir el arabasına doldurdu ve yürümeye başladı. Google Haritalar ise Weckert'ın geçtiği tüm bölgelerdeki trafiği yoğun olarak gösterdi.

    99 telefonla Google'ı kandıran adam

    4- GOOGLE İÇİN DEPREM TAHMİNLERİ YAPTIK

    Sismometreler, depremleri tespit etmek için kullanılan araçlardır ve birçok ülke, yüksek maliyetler nedeniyle gelişmiş sismometrelerden uzak duruyor.

    Ancak Google, siz ve telefonunuz sayesinde dünyanın en büyük sismometresini tamamen ücretsiz bir şekilde oluşturuyor.

    Akıllı telefonlarda bulunan ivmeölçer sensörleri, aslında en iyi sismometrelerden bir tanesidir.

    Tek bir akıllı telefondaki ivmeölçer, bir depremi algılayacak kadar büyük olmasa da yüzlerce, binlerce ve hatta milyonlarca telefon bir araya geldiğinde bir depremi algılayabiliyor. Google'ın söz konusu programına ise ShakeAlert deniyor.

    Tıpkı yukarıda bahsettiğiniz trafik sensörleri gibi, Google'ın depremleri tespit etmesine yardımcı olmak için hiçbir şey yapmanıza gerek yok. Sadece android telefonunuzu cebinizde bulundurmanız yeterli.

    Instagram: @eshteknoloji

    İlginizi Çekebilir

    Görüş Bildir