Nostaljinin izinde bir trafik polisi: İbrahim Varol’un klasik otomobil tutkusu

Klasik otomobiliyle nostalji rüzgarı estiren İbrahim Varol, 1970’lerin trafik polislerini andıran üniformasıyla etkinliklerde boy gösteriyor; dönemin ruhunu yaşatırken, sembolik cezalarıyla da yüzlerde tebessüm bırakıyor.

Nostaljinin izinde bir trafik polisi: İbrahim Varol’un klasik otomobil tutkusu

İstanbul’da özel bir firmada denetim şefi olarak çalışan 44 yaşındaki İbrahim Varol’un kalbi, modern zamanlara değil, geçmişin zarif izlerine ait. Gençlik yıllarından bu yana nostaljik objelere, kıyafetlere ve özellikle de klasik otomobillere derin bir ilgi duyan Varol, bu tutkusunu yaşam biçimine dönüştürmüş durumda.

Yaklaşık 10 yıl önce hayalini kurduğu 1973 model klasik otomobili satın alan Varol, zamanla sadece aracını değil, yaşam tarzını da bu nostaljik dünyanın estetiğine göre şekillendirdi. Gardırobunu dönemin kıyafetleriyle zenginleştiren Varol, koleksiyonuna bir de 1970’li yılların trafik polisi üniformasını ekledi. Beyaz eldivenleri, şapkası, telsizi ve klasik otomobiliyle artık festival ve etkinliklerin en dikkat çeken figürlerinden biri haline geldi.

KENDİ TASARIMIYLA "NOSTALJİK CEZA" DAĞITIYOR

İstanbul’un tarih kokan semtlerinden Balat’ta Anadolu Ajansı ekibiyle buluşan Varol, nostaljiye olan ilgisini ve bu ilginin çevresinde nasıl bir etki oluşturduğunu anlattı. Nostaljiyi sadece yaşamak değil, yaşatmak istediğini vurgulayan Varol, katıldığı her etkinlikte klasik otomobilini dönemine uygun bir şıklıkla kullanmaya özen gösterdiğini belirtti.

Festival ve etkinliklerde trafik polisi üniformasıyla yer alan Varol, deneyimini şu sözlerle özetliyor:

Belki de dünyada bir ilk benimkisi. En eğlenceli cezayı ben kesiyorum diyebilirim. İnsanlar gelip ‘Memur Bey, aracıma ceza yazar mısınız? Birlikte fotoğraf çekilebilir miyiz?’ diye soruyor. Onlar mutlu oldukça ben de keyif alıyorum. Hatta kendi tasarladığım, tamamen sembolik ve nostaljik bir ceza kâğıdım var. Katılımcılara bunu veriyorum, yıllar sonra baktıklarında yüzlerinde bir tebessüm bırakıyorum.

"VOSVOSUN PENDEN KOŞAN ÇOCUKTUM"

Küçüklüğünden beri “vosvos” olarak bilinen Volkswagen Beetle araçlara büyük ilgi duyduğunu anlatan Varol, çocukken onların peşinden ağlayarak koştuğunu ifade ediyor. Yıllar geçse de içindeki bu nostalji sevgisinin daha da büyüdüğünü söylüyor:

Tarih kokan her objeye, eski İstanbul’u anımsatan her detayda kendimi buluyorum. Yeni nesil bu araçları hiç görmedi. Ben de elimden geldiğince onlara anlatıyorum, tanıtıyorum. Belki bir gün içlerinden biri de benim gibi bu tutkuyu yaşatır.

TRAFİK POLİSİ ÜNİFORMASIYLA DOĞAN BİR FİKİR

Varol’un trafik polisi gibi giyinme fikri ise zamanla, katıldığı etkinliklerde gözlemlediği bir eksiklikten doğmuş. “Neden bir dönem trafik polisini canlandırmayayım?” sorusuyla başlayan süreç, detaylı bir hazırlıkla ete kemiğe bürünmüş. Üniformanın parçalarını bir araya getirdikten sonra Alman otomobil etkinliklerinde Alman polisi, yerli etkinliklerde ise Türk polisi olarak rol almış.

ETKİNLİKLERİN "KOMİSERİ" OLDU

Klasik otomobil tutkusu Yeşilçam’a olan ilgisiyle de birleşen Varol, sosyal medya hesabında Yeşilçam müzikleri eşliğinde kısa videolar üretmeye başlamış. Bu içerikler, hem nostalji severlerin ilgisini çekmiş hem de Varol’un sosyal medyada bilinirliğini artırmış.

Trafikte de ilginç ve sıcak tepkiler aldığını anlatan Varol, “Korna çalanlar, camdan el sallayanlar, ışıklarda sohbet edenler… İnsanlar bir anda gülümsüyor. Bu kısa anlar bile bana büyük mutluluk veriyor” diyor. Katıldığı etkinliklerde artık ismiyle değil, “Komiserim” ya da “Amirim” hitaplarıyla karşılandığını da ekliyor:

Üniformayı giymediğim zaman hemen soruyorlar: ‘Neden kıyafetinizi giymediniz amirim?’ Bu hitap biçimi artık bir samimiyet ifadesine dönüştü, hoşuma gidiyor.