taraftar değil haberciyiz
Son dakika haberleri Türkiye'nin haber sitesinde.
5.2957
6.058
1247.68
93118.2
212.813

Ece Erdoğuş Levi: Aşk mantığı maskeliyor, bence her türlü felaket mümkün!

Beşinci romanı “Her Şeyi Baştan Anlat” ile raflarda yerini alan Ece Erdoğuş Levi ile romanı ve aşk üzerine konuştuk…

Özel İçerik | 11.10.2018 - 15:22..
Whatsapp ile paylaş
Ece Erdoğuş Levi: Aşk mantığı maskeliyor, bence her türlü felaket mümkün!

her şeyi baştan anlat

Tiyatro Bölümü’nden mezun olan Levi, yüksek lisansını da Karşılaştırmalı Edebiyat üzerine yaptı. Sonrasında romanlarını yazmaya da başladı. 2009’da ilk romanı “Kolpa” ile yazarlık kariyerine giriş yapan Levi’nin şimdilerde beşinci romanı “Her Şeyi Baştan Anlat” raflarda.

Biz de sonra romanı ile keyifli bir sohbet ettik kendisiyle. Kadınlar, aşk ve toplumda psikiyatristlerin durumu üzerine her şeyden bahsettik “Her Şeyi Baştan Anlat” sayesinde…

Ece Erdoğuş Levi ile beşinci kitabı Her Şeyi Baştan Anlat röportajı

BEN KİTABIMI BİR ‘KADIN’ ROMANI OLARAK TANIMLAMAYI TERCİH EDİYORUM


Öncelikle birazcık öğrenelim mi; yazar olarak kimdir Ece Erdoğuş Levi?

Beşinci romanım Her Şeyi Baştan Anlat. Bir tanesi çocuklar için, Dünya İçin Bir Şans, geçen sene Hep Kitap’tan yayımlandı yine. Diğerleriyse Kolpa, Yok Olma Kılavuzu ve Tuhaf Hikâyeleri Sever misiniz? Bir de Masal Clara Levi’nin annesiyim.

Kitabınız için bir aşk romanı demek doğru olur mu?

Yanlış olmaz, çünkü her şey onunla başlıyor; nitekim Özlem’in, yani başkahramanın ruhu adeta ikiye bölünüyor. Ama ben bunu bir “kadın” romanı olarak tanımlamayı daha çok tercih ederim.

Neden ‘kadın’ romanı?

Çünkü Özlem otuz beş yaş bunalımı yaşarken aşka düşüyor ve bedelleri epey ağır oluyor. Sonra kadın olarak kendi yolunu çiziyor, kendi özgürlüğünü buluyor. Diğer sebepse kitaptaki otuzu aşkın karakterin çoğunun kadın olması. Hikâyeleriyse maalesef her gün yenilerine şahit olmak zorunda kaldıklarımız.

Peki kim bu kadınlar?

Ensest mağduru, kocasından şiddet gören, çocuklarını ya da kardeşlerini kaybeden kadınlar… Suriyeli Fatima var sonra… Aşk yüzünden her şeyini kaybedip deliren Melek var… Özlem’in aşk mevzusu da bir yandan gelgitlerle devam ediyor roman boyunca.

HATTA BENCE AŞK KÖTÜ HUYLU TÜMÖR GİBİ


“Her Şeyi Baştan Anlat” demişsiniz kitabınızın adına. Bir şeyleri anlamak ya da anlatmak istediğimizde çok sık kullanırız bu cümleyi. Sizin anlatmak istediğiniz nedir?

Bu hem kahramanımın yaşadığı dönüşümle alakalı hem de kurgusal bir şey. Özlem öncelikle kendi hikâyesi için söylüyor bunu. Ne yaşadığını sorgularken, anlamaya çalışırken, kendini yeniden tanırken, hatta aslında ne istediğini bulmaya, yolunu çizmeye çalışırken. Özlem, akıl hastanesinde çok insan tanıyor, hepsini bu akıl hastanesine sürükleyen bazı kırılma noktaları var. Kimini hastalardan öğreniyor kiminiyse başka hastalardan, hakkında hiçbir şey öğrenemedikleriniyse kendisi yazıyor. Yani her şey baştan anlatılmış oluyor.

“Her şey aşk denen o kanserli hücrenin ilkin kalbimde belirmesiyle başladı” diye başlıyor kitabınız. Aşk sizce neden kanserli bir hücre? Aslında tam olarak tanımı ne?

Özlem’in yaşadığı aşk, vücudunda hızla ilerleyerek kanser etkisi yapıyor onda. Hatta bence kötü huylu tümör gibi. Tüm ruhunu ve kalbini hem saran hem de sarsan bir şey. Felakete de sürüklüyor onu, hayatı altüst oluyor; nitekim akıl hastanesinde buluyor Özlem kendini. Kanserli hücre aşkın tanımına çok uyuyor bence. Bir de Özlem’de olduğu gibi bu tanıma biraz delilik de koymak lazım.

Bir de kutsal aşktan bahsediyorsunuz; bunu nasıl tanımlarsınız?

Aslında ironi yapıyorum kutsal aşk derken. Özlem başta ciddi ciddi inanıyor “kutsal aşk” meselesine, onu terk etmesini kendince böyle doğruluyor sözde, kocasını terk etmeyi göze aldığında deliliği de çoktan başlamış durumda tabii. Sonra “gerçek”le dan diye çarpışıyor zaten. Yani ortada kutsallığını bırakın, “aşk”ın a’sı bile yok. Basit bir kaçamak heyecanı etrafında dönüyor aslında her şey. Sırf erkeğin egosunun okşanması için yaptığı şeyler var. Yani “kutsal aşk” derken aslında tam tersini söylüyorum.

Ece Erdoğuş Levi ile beşinci kitabı Her Şeyi Baştan Anlat röportajı

AŞK GELİR, SİZ NE YAPARSANIZ YAPIN


Sizce toplum olarak psikiyatristlerden – psikologlardan neden çekiniyor ya da kaçıyoruz?

Sesli düşünelim. Deliliğin sağlıkla ilgili bir durum olduğu yeterince bilinmediğinden mi acaba? Bu bir yafta gibi algılanıyor olabilir mi?

Aslında toplum olarak aşktan da kaçıyor olabiliriz. Tabii her seferinde yakalanıyoruz. Sizce tam olarak sorunumuz ne?

Benim romanımda koşullar çok farklı; ama aşktan kaçıldığını pek düşünmüyorum. Kaçanlar da belki bu durum içinde yaşamaktan, bunu taşımaktan korkuyor olabilir. Zaten kaçılarak kurtulacak bir şey değil bence. Aşk gelir, siz ne yaparsanız yapın.

BENCE HER TÜRLÜ FELAKET MÜMKÜN


Yanlış bir insanın aşkı bizi nerelere sürüklüyor?

Bunu romanda anlatıyorum. Özlem’i saymazsak iki kahramanım daha aşktan mustarip. Biri Melek, biri İlhan Abi, onların sonunu okumanızı dilerim romanda. Onları yazarken sizin sorunuz vardı aklımda. Daha ne olabilir, aşk insana ne yapar, nereye kadar sürükler… Aşk mantığı maskeliyor, bu sebeple de bence her tür felaket mümkün.

Peki sizce bunların temelindeki sebep gerçekten aşk mı?

Dediğim gibi mantığı maskeliyor aşk. Aslında ben obsesyona benzetiyorum aşkı. Bir tür takıntı; ama bunun da derecesi var tabii. Karşısındakine zarar vermeye kadar gidebiliyor bazen olay. Adama sorsanız, neden öldürdün diye, çok âşıktım diyor mesela. Tam delilik hali. Nefretle de ilişkisi çok tuhaf işte aşkın. Bazen “Dünya başına yıkılsın inşallah diye düşünebiliyor” mesela insan.

İnsan neden kendini kontrol edemiyor ki?

Kontrol edilebilen bir şey aşk olmaz bence. Bu durumdan insanın kendini kolayca çıkarması pek mümkün değil sanki. Çok güçlü bir duygu olduğu için zaten asırlardır yazıla yazıla tüketilemedi. Her zaman da yazılacak, konuşulacak.

Ece Erdoğuş Levi ile beşinci kitabı Her Şeyi Baştan Anlat röportajı

ÇOK İSTERİM…

Kendinizi edebiyat dünyasında nasıl bir yerde hayal ediyorsunuz?

Pek hayalim yok bu konuda. Ama günün birinde Ece Erdoğuş Levi denildiğinde bir edebiyatı, bir sesi, bir stili çağrıştırabilmeyi çok isterim.

Sizi etkileyen yazarlar kimler?

Onlardan yazar olarak etkilendiğimi söylemem çok büyük bir laf olur. Tezer Özlü, Yusuf Atılgan, Virginia Woolf, Georges Perec ve Bukowski çok severek, hayranlıkla okuduğum, zaman içinde de döndüğüm yazarlardır.

Damla Karakuş: Teşekkür ederim.

Ece Erdoğuş Levi: Ben teşekkür ederim.

*

Damla Karakuş

[email protected]

Instagram: biyografivekitap

Bu reklam google tarafından sağlanıyor?
YORUMLAR (üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
[+] Görüş bildir