Foto Galeri
Ensonhaber.com
TÜM FOTO GALERİLER

İstanbul’dan uzaklaşmanın en yakın yolu: Burgazada’da bir gün

Eminönü, Karaköy, Kabataş, Kadıköy ve Bostancı’dan kalkan, İstanbul Şehir Hatları vapuru, deniz otobüsü ya da motorla Burgazada’ya geçmek mümkün. Tabii araçların yaz-kış tarifelerine dikkat ederek ve adadan son kalkan vapurun saatini de mutlaka not alarak.

1/31

Ada, vapurun ilk duraklarından olduğu için, yolculuk süresi diğerlerine oranla daha kısa.

2/31

Vapura bindiğinizde, İstanbul’un keşmekeşinden uzaklaştıkça havanızın birden değiştiğini göreceksiniz. İskeleye vardığınızda temiz hava ve başka yolcularla hep birlikte adaya ayak basmanın coşkusu birleşecek.

3/31

İskeleden inince sizi hikaye yazarı Saik Faik Abasıyanık’ın heykeli selamlayacak.

4/31

İşte şimdi hem şehirdesiniz hem de dışında. Burası Prens adalarının büyüklük açısından üçüncüsü.

5/31

Solunuzda çay bahçesi, meşhur dondurmacı ve lokantaların sıra sıra dizildiği liman, ucunda ise fener bulunan bir burun var. Tam karşınızda talaş börekleri ve kruvasanları ile meşhur nefis tatların şahı tarihi pastane duruyor. Sağınızda ise eskiden faytonların şimdi ise küçük elektrikli araçların bulunduğu geniş alan yer alıyor.

6/31

Peki biz ne yapacağız. Önce çay bahçesinde oturup, bir limonata içeceğiz. Sonra soldaki lokantaların önünden geçip, teknelerin bağlı olduğu, itfaiye binasının bulunduğu alandan geçeceğiz. Atatürk’ün heykelinin karşısındaki sokağa sapacağız. Oradaki küçük plajda durup derin bir nefes alacağız.

7/31

Eğer hava sıcak olsaydı buradan denize girmek mümkün olabilirdi. Evet plaj kısmındaki şezlonglar paralı ama biraz daha ilerlediğinizde denize hiç para vermeden girilebilecek alanlar da var.

8/31

Üstelik oradan denize girmek çok daha keyifli. Çünkü karşıdaki ağaçlarla kaplı Heybeliada ve Kaşık Adası size o kadar yakın ki kendinizi Ege’nin bir koyunda bile hissedebilirsiniz.

9/31

Açıklarda demirli irili ufaklı tekneler de adanın havasını değiştiren etmenlerden. Bu yol sizi kıvrılarak Abasıyanık’ın müzesine götürecek.

10/31

Abasıyanık, hayatının önemli bir bölümünü burada geçirdi. Burgazada ve diğer İstanbul adaları, hikayelerinde sıkça yer aldı. Sonra da evi "Sait Faik Müzesi" adıyla müze haline getirildi.

11/31

Müzede yazarın eşyaları, yaşadığı alanlar, aldığı notlar ve kendisine gönderilen mektuplar var.

12/31

Adres olarak da zarflarının üzerine sadece kendisinin ve adanın adının yazılması yeterli görülmesine şahit oluyorsunuz.

13/31

İki katlı, şirin ahşap yapıların önünden, çiçeklerin ve ağaçların altından yürünerek geçilen sokaklar, tepelere kadar çıkıyor. Kuzeybatı tarafında Aya Yorgi Manastırı var.

14/31

Eğer bu noktadan geri dönerseniz, tekrar merkeze gelip, elektrikli araçlara binip, adanın batısındaki, Kalpazankaya’ya yani son durağa kadar gitmenizi öneririz. Bu noktaya yürüyerek ya da bisikletle de gidebilirsiniz ve hatta daha da keyifli olabilir ama geri dönüş yolunu da hesaba katarsanız, seçim yaparken bunu yapabilmek için iyi bir kondisyona sahip olmanız gerektiğini unutmayın.

15/31

Adada karşınıza çıkan kurabiyecinin, kurabiyelerinden almadan geçmeyin. Çünkü bu lezzet, bu tazelik ve bu özeni başka hiçbir yerde bulamazsınız. Kendisi ile sohbet ederseniz, size bu mesleğin nesilden nesile geçtiğini kendisine de babasından kaldığını söyleyecektir.

16/31

Bu noktada, elektrikli araçları kullananların adalı gençler olduğunu ve yolculara çok iyi davranıp, yardımcı olmaya çalıştıklarını söylemekte yarar var. Adalıların kendi aralarında geliştirdikleri yaşam kültürü diyaloglarına da yansıyor tabii.

17/31

Kalpazankaya’ya çıktığınızda artık en tepe noktasındasınız demektir. Adanın yuvarlak ve çevresinin toplam 2 kilometre olduğunu düşünürsek, en ucundayız burada. Bölge adını söylentilere göre kalpazanların sahilindeki büyük kayanın üst kısmında bulunan kuyunun içinde kalp para basmalarından dolayı almış.

18/31

Oradaki kır kahvesini hatırlatan lokantanın yanındaki patikadan aşağıya doğru çam ağaçlarının arasından süzüldüğünüzde karşınıza küçük bir koy çıkıyor. Burası aynı zamanda bir plaj. Suyun kıyısı kayalıklarla dolu, denize girilirken çok dikkat edilmesi gerekli bir nokta ama suya girildiğinde de aynı zamanda bir havuz gibi dingin ve keyifli.

19/31

Kalpazankaya’dan aşağıya adanın meydanına doğru yürümeye başlıyoruz. Önce eskiden faytonları süren atların ve onlara bakan insanların yaşadığı alan önünüze çıkıyor. O alan şimdilerde boş.

20/31

Buradan aşağıda erik ve dut ağaçları ile dolu Marta Koyu var. Adanın en geniş kıyısı burası. Aynı zamanda kampçıların da çadırlarının bulunduğu noktası. Buranın da adını aldığı ayrı bir hikayesi var.

21/31

Marta Koyu’na inmek için birkaç patika yol seçeneği bulunuyor. İnişleri zor olduğundan hepsi için de antrenmanlı olmak gerekiyor.

22/31

Koy’dan tekrar çıktığınızda İstanbul’a karşıdan bakabileceğiniz bir tepe daha var. Burası aynı zamanda bir uçurumun kenarı, çok rüzgar alıyor ve bu yüzden de üzerindeyken ekstra dikkatli olmak gerekiyor. Burası motosikletleriyle adaya gelenlerin durduğu bir seyir noktası.

23/31

Adada gün batımı adanın her noktasından çok iyi gözleniyorsa da en iyi nokta bizce burası.

24/31

Devam edeceğiniz yolun üzerinde köşkler, geniş balkonlu evler, kol kenarındaki ağaçlar sizi dinlendirecek. Bu noktadan aşağıya doğru dik inen sokaklardan birine doğru yönelirseniz sahile inersiniz. Sahildeki plajın arkasından geçerek, iskeleye doğru ilerleyebilirsiniz.

25/31

Eğer sahile inmeyecekseniz de evlerin arasından, renkli çiçeklerin içinden ve caminin bulunduğu noktadan iskeleye inme sansınız var.

26/31

Hâlâ zamanınız varsa havanın kararmasını bekleyip, adanın evlerinin ve dükkanlarının ışıklarını seyredebilirsiniz.

27/31

Bu noktada meşhur dondurmacının, Yunanistan’dan geldiğini söylediği sakızdan yapılan sakızlı dondurmadan tadabilirsiniz. Lokantalarına oturma imkanınız varsa da orada mutlaka adanın kendisine özgü kuru üzümlü midyesini yemenizi öneririz.

28/31

Şimdi dönüş vakti. Bir rüyadan ayrılarak, İstanbul’a geri döneriz. Uzaklaşırken adanın çam ormanlarına, zarif ahşap evlerine ve kıyısındaki lokantalarına uzaktan son bir kez göz atarız.

29/31

Güzergahımızda olmadığı için hatırlatamadığımız, adanın güney kıyısından yükselen dik bir yamacın üstünde, 176 metre yükseklikte Bayrak Tepe’nin bulunduğunu, "Hristos Manastırı"nın bu tepede olduğu belirtmeliyiz.

30/31

Adanın sol yamacındaki Avusturya Lisesi'ne ait binalarda ise Avusturyalı rahip ve rahibelerin yaşadığını da.

31/31