- Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın bıçaklanarak öldürülmesine dair katilin mutlaka gereken cezayı alacağını belirtti.
- Adalet ve İçişleri Bakanlıkları başta olmak üzere ilgili kurumların olay üzerinde titizlikle çalışacağını vurguladı.
- Atlas’ın vahşice öldürülmesinin kabul edilemez olduğunu ifade ederek, gerekenin yapılacağını söyledi.
Beştepe'de gerçekleştirilen Kabine toplantısı sona erdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, toplantının ardından kameraların karşısına geçerek açıklamalara bulundu.
17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın bıçaklanarak öldürüldüğü cinayete değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Özellikle de Atlas yavrumuzun katleden canilerin burada özellikle yargıda gereken dersi almasını istiyoruz. Ve bu konuyla ilgili olarak da üzerimize düşen görev neyse bunu sonuna kadar yerine getirmenin azmi ve kararlılığı içerisinde olduğumuzu da söylemek istiyorum. Minguzzi olayı neyse Atlas yavrumuzun olayı da en az onun kadar bizi acılara boğulmuştur." dedi.
"BUNUN ÜZERİNE GİTMEK BİZİM GÖREVİMİZDİR"
Soruşturma ile ilgili üzerlerine düşen ne varsa yapacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı, "Bunlar kabul edilebilir şeyler değil.
Ne gerekiyorsa, başta Adalet Bakanımız olmak üzere, yargının tüm kurumları olmak üzere, İçişleri Bakanlığı olmak üzere, bütün bunların üzerine üzerine gitmek suretiyle gereğini yapmak bizim görevimizdir, bizim vazifemizdir.
O pırlanta gibi yavru, o pırlanta gibi o kadar güzelimsi yavru nasıl acımasızca katledilir? Bunun hesabını sormak görevimizdir." ifadelerini kullandı.
Konuşmasında Suriye ve Türkiye'de yaşanan gelişmelere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan satırbaşları şu şekilde:
"2025 YILINA AİT HİZMET DÖKÜMÜMÜZÜ PAYLAŞTIK"
Dış politikadan ticarete, ekonomiden güvenliğe ülkemizin ve bölgemizdin konularını değerlendiğimiz toplantımızın hayırlara vesile olmasını niyaz ediyorum.
Dünden kaçanların, milletten hesap vermekten imtina edenlerin aksine; biz, hesabını millete vermeyi şiar edinmiş bir kadroyuz. Bunun en somut göstergesi olarak 2025 yılına ait hizmet dökümümüzün özetini geçtiğimiz günlerde kamuoyumuzla paylaştık.
Çocuklarımızın yarıyıl tatiline girip karne heyecanı yaşadığı bu günlerde, biz de geçtiğimiz senenin karnesini aziz milletimizin takdirine sunduk. Zaman zaman zorluklarla karşılaşsak da milletimize hizmet yolculuğumuzu emin, kararlı ve istikrarlı adımlarla sürdürüyoruz.
Türkiye’yi her alanda şahlandırmak, çağ atlatmak ve kutlu hedeflerine bir adım daha yaklaştırmak için tüm imkânlarımızı seferber etmiş durumdayız.

"BİZE OY VERSİN YA DA VERMESİN HER KARDEŞİMİZ HİZMETE LAYIKTIR"
Bu aziz vatanın her köşesini ihya etmek, Türkiye Cumhuriyeti’nin imkânlarını bu ülkenin her bir ferdine adil şekilde ulaştırmakta kararlıyız. Buradan özellikle şunun altını çizmek istiyorum: Bize oy vermiş olsun ya da olmasın, bu ülkede yaşayan her bir kardeşimiz bizim nazarımızda aynı derecede hizmete ve hürmete layıktır. Bölgecilik yapmak, insanlarımızı siyasi görüşlerine, kökenlerine veya oy tercihlerine göre ayırmak bizim kitabımızda hiçbir zaman yer almamıştır.
Her zaman sözlerimizle değil, eserlerimizle konuşuyoruz. Değerli kardeşlerim, bugün başkentimiz Ankara’ya, Yeni Türkiye vizyonunu simgeleyen bir yatırımı daha kazandırmanın gururunu yaşıyoruz.
Kabine toplantımızdan önce hizmete açtığımız Esenboğa Havalimanı’nın üçüncü pisti ve yeni hava trafik kontrol kulesinin hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum.
"TÜRKİYE'NİN BAŞKENTİNİ VATANDAŞLARIMIZI HAFTALARCA SUSUZ BIRAKAN ZİHİYETE BIRAKAMAYIZ"
Türkiye’nin başkentini; vatandaşlarımızı haftalarca huzursuzluğa, susuzluğa ve kuyruklara mahkûm eden bir zihniyetin insafına bırakamayız. Enerjilerini sorunlara çözüm üretmek yerine bahane üretmeye, kendi dışındaki herkesi suçlamaya, görevini yapan basın mensuplarını tehdit etmeye harcayanlar; bizim şehirlerimize hizmet sevdamızı asla kıramazlar.
Bu ülkede kutuplaştırma denince, kriz fırsatçılığı denince, felaket tellallığı ve iş bilmezlik denince kimin akla geldiği herkesin malumudur. Yine bu ülkede kimin hizmet karnesinin “pekiyi”lerle dolu olduğu, kimin sicilinin ise çürüklerle, zayıflarla ve kara lekelerle anıldığı gayet iyi bilinmektedir.

"MİLLETİMİZ GENE SEÇİMLERDE DERİN BİR HUZURUN KIYISINDAN SON ANDA DÖNMÜŞ"
Burada şunu da ifade etmekte fayda görüyorum. Özellikle yerel yönetim düzeyinde patlak veren skandallar, Türkiye'nin son genel seçimlerde ne kadar isabetli bir tercih yaptığını ortaya koyuyor. 14-28 Mayıs seçimlerinde milletimiz derin bir huzurun kıyısından son anda dönmüş, Türkiye gerçekten büyük bir vakayı atlatmıştır. Milletimizin iktidarımıza ve ittifakımıza güvenerek birilerinin yanlış anladığı Anadolu irfanının ne demek olduğunu sandıkta bir kez daha göstermiştir.
Kritik bir dönemde yapılan bu doğru tercihin değeri gerek bölgemizde, gerekse ülkemizde yaşanan her hadise ile daha net anlaşılıyor. Tercihini bizden yana kullanan yaklaşık 28 milyon kardeşimizin yanı sıra sandığa iradesini farklı şekilde yansıtan vatandaşlarımızla Türkiye'nin kaptan köşkünde bizlerin olmasından dolayı hamd ediyor, coğrafyamızı kuşatan krizlere baktığında kendini güvende hissediyor.
"RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI 5'İNCİ YILINA GİRECEK"
Türkiye'nin dünyadaki bu fırtınalı dönemi kazasız atlatması için alınması gereken tedbirleri görüştük. Mevcut sorunlar giderek büyürken bunlara yenileri de ekleniyor. Hukukun gücü yerine güçlünün hukukunun egemen olduğu çarpık bir düzene doğru sürükleniyoruz.
Rusya-Ukrayna savaşı gelecek ay 5'inci yılına girecek. Binlerce insan öldü. Yürütülen temaslara rağmen halen bir barış yolu bulunamadı. Komşumuz İran yeni bir sınamayla karşı karşıya. Sokaklar üzerinden yazılmak istenen senaryoyu hepimiz takip ediyoruz. İnanıyoruz ki komşumuz İran bugünleri geride bırakacaktır. Türkiye olarak en başından itibaren ilkeli duruşumuzu korumaya devam ediyoruz. Bize göre sorunların çözüm adresi müzakere masasıdır. İlgili tüm tarafları diplomasiye davet ediyoruz.

"SURİYE'DE HİÇBİR TEŞEBBÜSE MÜSADE ETMEYİZ"
Suriye'deki her gelişmeyle çok yakından ilgileniyoruz. 8 Aralık devrimiyle kavuştuğu özgürlük ortamının kalıcı olması için çaba harcıyoruz. Suriye, Suriyelilerindir. Suriye tüm kesimleriyle kardeş Suriye halkınındır. Yüz binlerce insanın hayatına mal olan 13,5 yıllık zulmün ardından tarihi bir fırsat yakalandı. Suriye halkının kardeşi, komşusu, dostu bir ülke olarak hiçbir teşebbüse müsade etmeyiz.
Tek devlet, tek ordu ilkesi bir ülkede olmazsa olmazdır. Halep'te başlayan askeri hareket dün ateşkes ile sonuçlandı. Suriye ordusunun bu hassas operasyonu büyük bir hassasiyetle yönetmesi her türlü takdire şayandır. Silahlı unsurların provokasyonlarına rağmen Suriye ordusu başarılı bir sınav vermiş, haksız duruma düşecek eylemlerden kaçınmıştır. Suriye ordusu en az hasarla durumu çözüme kavuşturmuştur. Tüm bunlar Suriye'de kalıcı barış için önemli kazanımlardır.
"SURİYE'NİN BEREKETLİ TOPRAKLARI ARTIK GÖZYAŞI VE KANA DOYMUŞTUR"
Dün Şara ile görüştük, kendisini tebrik ettim. DEAŞ başta olmak üzere terörle mücadelede Türkiye'nin yanlarında olduğunu ifade ettim. Dün olduğu gibi yarın da Suriye'yi yalnız bırakmayacağız. Devlet içinde devlet kurma peşinde koşan bir avuç taşeron dışında Suriye halkı durumdan memnundur. 13,5 yıl boyunca büyük acılar çeken Suriye halkı umudu yeniden kuşanmakta, artık savaş istemediğini açıkça beyan etmektedir.
Kimsenin bunu görmezden gelme hakkı yoktur. Suriye'nin artık bereketli toprakları kana, acıya ve gözyaşına doymuştur. Bundan sonra ipe un sermenin zamana oynamanın kimseye faydası olmaz. Ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının gerekleri yerine getirilmeli artık kimse yanlış hesap yapmamalıdır.

"TERÖRLE BİR YERE VARILAMAYACAĞINI ANLAMAK İÇİN DAHA KAÇ ÇOCUĞUN ÖLMESİ GEREKİYOR"
Irkçılık bizim kadim kültürümüzün, bizim medeniyetimizin reddettiği bir hastalıktır. Bunların hiçbiri bizim kitabımızda yoktur. Tarih boyunca devletlerimizin tamamı ırkçılığı reddetmiştir. Selçuklu da Osmanlı da Türkiye Cumhuriyeti de bu zihniyetle bugünlere gelmiştir. Türkiye hiçbir mezhebin, hiçbir etnik kimliğin karşısında değildir. Türkiye ucuz ve vicdansız bir hesabın içinde değildir. Aksine artık kardeşlik zemininde olayların çözülmesini isteyen bir ülkeyiz.
Aralarında kimi siyasetçilerin, yazarların ve vekillerin de olduğu çevrelerde ırkçılık virüsünü kaptıklarını görüyoruz. Buradan içim kan ağlayarak soruyorum. Ellerine boylarından büyük silah tutuşturulan çocuklar, hem Kürt kardeşlerimizin hem Suriye'nin geleceği değil mi? Terörle, şiddetle, baskıyla bir yere varılamayacağını anlamak için daha kaç çocuğun ölmesi lazım? Kürt bizim kardeşimiz, Arap, Alevi, Şii, Sünni bizim kardeşimiz.
Bu nefret, bu hırs ve ihtiras niye? Türkiye Cumhuriyeti buradayken soruyorum; neden başka dostlar, yoldaşlar aranıyor? Neden elinde Müslüman kanı olanlardan medet umuluyor? Neden ayrışıyoruz? Neden aramıza duvarlar örülmesine müsaade ediyoruz? Bu bölgede ne zaman kardeşçe muamele ettiysek işte o zaman büyüdük.
"ÖLÜMLERİN VE KATLİAMLARIN DURMASINI İSTİYORUZ"
Biz Suriye başta olmak üzere artık savaş, çatışma, gerilim görmek istemiyoruz. Yer altı ve yer üstü zenginliklerimizin savaş baronlarının ceplerine akmasını istemiyoruz. Kardeşlerimiz açlıkla uğraşırken, materyalist zihniyetin daha fazla palazlanmasını istemiyoruz. Barışın ve istikrarın egemen olduğu bölgede huzur içinde yaşayalım istiyoruz. Etnik kökenine, mezhebine bakmaksızın akan kanın durmasını, ölümlerin ve katliamların son bulmasını istiyoruz.
Bir asır önce yaşanan acıların tekerrür etmemesi için önümüze kurulan tuzaklara düşmeyecek, provokasyonlara prim vermeyeceğiz. Bizi bölmek, parçalamak, bizi birbirimize düşman eylemek isteyenlere inat, kenetlenmiş şekilde müreffeh yarınlara omuz omuza yürüyeceğiz. Önce ülkemizi ardından da bölgemizi terörün kanlı pençesinden inşallah ebediyen kurtaracağız.
