Cumhurbaşkanı Erdoğan'ndan Özgür Özel'e: Böyle bir şuursuzluk olamaz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ana muhalefeti partisi lideri Özgür Özel'e hedef alarak CHP'yi polemik yaratmakla eleştirirken "Batılı ülkelere sizin çıkarlarınızı en iyi biz koruruz diyerek selam çakan bir kifayetsizlikten başka türlü hareket etmesini beklemiyoruz" dedi.

Beştepe'de gerçekleştirilen kabine toplantısı sona erdi.

Toplantıya başkanlık eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, toplantının ardından kameraların karşısına geçti.

Erdoğan, burada gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. 

ÖZGÜR ÖZEL'İN SÖZLERİNE SERT TEPKİ

Konuşmasında CHP'ye yönelik eleştirilerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Fakat ana muhalefetin başındaki zat çıkıyor, gün aşırı yaptığı açıklamalarla Türkiye Cumhuriyeti hükümetini içler acısı bir durumda olmakla suçluyor.

Açık söylüyorum: Böyle bir sorumsuzluk, böyle bir şuursuzluk olamaz." dedi. 

"BATIYA SELAM ÇAKAN BİR KİFAYETSİZLİKTEN BAŞKA TÜRLÜ HAREKET ETMESİNİ BEKLEMİYORUZ"

Bölgede yaşanan gerilim ve ateş çemberine rağmen boş polemikler yarattığını belirten Erdoğan, "Daha düne kadar beş dakikalık bir görüşme için muhataplarına yalvaran, batılı ülkelere sizin çıkarlarınızı en iyi biz koruruz diyerek selam çakan bir kifayetsizlikten başka türlü hareket etmesini beklemiyoruz." ifadelerini kullandı. 

Konuşmasında ana muhalefete yönelik eleştirilerinin yanı sıra bölgede yaşanan son gelimelere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan satırbaşları şu şekilde:

"BU ŞAHSI AZİZ MİLLETİMİZİN FERASETİNE HAVALE EDİYORUM"

Değerli vatandaşlarım, tüm bu mücadelenin ortasında ana muhalefetin başındaki zatın, kimsenin önemsemediği ve artık kendi seçmeni dahil pek çok kişinin umursamadığı söylemlerini ibretle takip ediyoruz.

Etrafımızın ateş çemberiyle kuşatıldığı, füzelerin gökyüzünde uçuştuğu ve en küçük bir hatanın büyük sorunlara yol açabileceği böyle bir dönemde hâlâ polemik peşinde koşan, bize sataşarak prim kazanma hesabı yapan bu şahsı bir kez daha aziz milletimizin ferasetine havale ediyorum.

Fakat öyle şeyler söylüyor, öyle asılsız ithamlarda bulunuyor ki milletimize olan saygımız gereği bazen cevap vermek zorunda kalıyoruz. Bir defa şunun herkes tarafından görüldüğüne inanıyorum: Ana muhalefetin ne yazık ki elle tutulur bir dış politika vizyonu yok. Diplomasi birikimi ve kriz yönetim tecrübesi deseniz zaten yok.

"NE DEVLETİMİZ NE HÜKÜMETİMİZ ACİZİYET İÇERİSİNDE DEĞİLDİR"

Peki bunun yerine ne var? Dış politika konusunda sadece kalıplaşmış cümleleri var. Orta Doğu ve İslam dünyasıyla ilgili önyargıları var. Bilinçaltında gizledikleri kompleksleri var.Bugün de dış politikada ortaya bir vizyon koyamıyor. Türkiye’nin çıkarlarını merkeze alan sağlıklı bir dış politika çizgisi geliştiremiyor. Bunların dış politikası yalnızca eleştiri ve karalama üzerine kurulu.

Bu bakış açısı tehlikeli olduğu kadar hastalıklı bir yaklaşımdır. Aziz milletim, şunu hem ülkemize yan gözle bakanlar hem de herkes çok iyi bilmelidir: Ne devletimiz ne de hükümetimiz asla bir aciziyet içinde değildir.

Türkiye Cumhuriyeti; diplomasi, savunma ve istihbarat başta olmak üzere her alanda güçlüdür, muktedirdir. Her türlü saldırıyı püskürtecek ve kendisine uzanan kirli elleri kıracak kapasiteye ve kudrete hamdolsun sahiptir. Ortada durumu içler acısı olan tek kişi vardır bu da ana muhalefet partisinin başındaki zattır.

"BU ZATIN ARTIK KENDİ SEÇMENİNİN BİLE ÖNEMSEMEDİĞİ SÖZLERİNİ İBRETLE TAKİP EDİYORUZ"

İnanıyorum ki sizler de takip ediyorsunuz. Avrupa’dan Asya’ya pek çok ülke Türkiye’nin izlediği dengeli, mutedil ve diplomasiyi önceleyen politikasından övgüyle bahsediyor. Milletimiz bize oy versin veya vermesin, kabinemizin nasıl ince bir siyaset izlediğini anlıyor ve bunun için bizlere dua ediyor.

Değerli vatandaşlarım, tüm bu mücadelenin ortasında ana muhalefetin başındaki zatın, kimsenin önemsemediği ve artık kendi seçmeni dahil pek çok kişinin umursamadığı söylemlerini ibretle takip ediyoruz.

Etrafımızın ateş çemberiyle kuşatıldığı, füzelerin gökyüzünde uçuştuğu ve en küçük bir hatanın büyük sorunlara yol açabileceği böyle bir dönemde hâlâ polemik peşinde koşan, bize sataşarak prim kazanma hesabı yapan bu şahsı bir kez daha aziz milletimizin ferasetine havale ediyorum.

"DESTEK OLMUYORSANIZ, KÖSTEK OLMAYIN"

Ancak yine de 86 milyonun emanetini taşıyan bir Cumhurbaşkanı olarak, tüm kötü sicililerine rağmen kendilerine şu çağrıyı yapmak istiyorum: Kendi siyasi ikbalini mensubu olduğu milletin istikbalinin önünde tutanlar, ne bizim ne de milletimizin nezdinde asla itibar göremezler.

Bugün abuk sabuk söylemlerle siyasette yelkenleri şişirme, polemik yapma ve ona buna sataşma günü değildir. Bugün sorumluluk bilinciyle hareket etme, en azından bölgemiz bu tehlikeyi atlatana kadar daha sağduyulu davranma günüdür. Gelin, siyasi fırsatçılığı bir kenara bırakın.

Selden kütük kapma hesabını terk edin. Bari bu hassas dönemde Ankara merkezli siyaset yapmayı deneyin. Hükümetimizin Türkiye’yi etrafını kuşatan bu ateşten koruma çabalarına destek olmuyorsanız, en azından köstek olmayın.

"TEK BİR İNSANIMIZIN DAHİ KILINA ZARAR GELMESİNİ İSTEMİYORUZ"

Senaryoları çok boyutlu bir şekilde analiz ettik. Şunu konuşmamın hemen başında açıkça ifade etmek isterim: Hükümet olarak 28 Şubat’tan beri tüm birimlerimizle teyakkuz halindeyiz.

Devletimizin bütün kurumlarını seferber etmiş durumdayız. Kriz yönetiminde deneyim sahibi kadrolarımızla gelişmeleri anbean takip ediyor, hiçbir ihtimali göz ardı etmiyoruz. Tedbiri ve temkini bir an olsun elden bırakmıyoruz.

Hedefimiz öncelikle ülkemizi bu yangından uzak tutmaktır. Türkiye’nin güvenliğini ve 86 milyon vatandaşımızın huzurunu temin etmek bu süreçte en büyük hassasiyetimizdir. Tek bir insanımızın dahi kılına zarar gelmesini istemiyoruz.

Bölgemizin istikrarsızlığa sürüklenmesi amacıyla ateşe benzin dökenlere rağmen biz ateşe su taşıyor, yangını daha fazla büyümeden kontrol altına almanın ve mümkünse tamamen söndürmenin samimi mücadelesini veriyoruz.

"İLK GÜNDEN BERİ YOĞUN DİPLOMASİ TRAFİĞİ İÇİNDEYİZ"

Şu gerçeği de bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum: Türkiye; tıpkı beşinci yılına giren Rusya-Ukrayna savaşında olduğu gibi, 13,5 yıl boyunca devam eden Suriye iç ihtilafında olduğu gibi, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında olduğu gibi, İran krizinde de hakkın, adaletin, uluslararası hukukun, barışın ve istikrarın tarafındadır. Çatışmaların diyalog yoluyla çözülmesinden yanadır.

İlk günden itibaren yoğun bir diplomasi trafiği içindeyiz. Kriz daha fazla büyümeden bir çıkış yolu bulabilmek amacıyla şimdiye kadar 16 liderle görüşme gerçekleştirdik. Dışişleri Bakanımız aynı şekilde 50’nin üzerinde telefon görüşmesi yaptı. Milli Savunma Bakanımız, Genelkurmay Başkanımız, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanımız ve diğer yetkililerimiz muhataplarıyla sürekli temas halindeler.

Başta Hazine ve Maliye, Enerji, Ulaştırma ve Tarım olmak üzere ilgili bakanlarımız da kendi görev alanlarıyla ilgili gelişmeleri hassasiyetle takip ediyor. Konuşmamın başında da ifade ettiğim gibi hiçbir şeyi şansa bırakmıyoruz. Krizin özellikle ekonomik etkilerini asgari düzeyde tutmak için dinamik bir süreç yönetimiyle gerekli tedbirleri alıyoruz.

"EŞEL MOBİL SİSTEMİNİ DEVREYE ALDIK"

Attığımız adımlar sayesinde piyasalarımız sağlıklı bir şekilde işlemeye devam ediyor. 28 Şubat’tan bu yana Merkez Bankamız Türk lirası ve döviz likiditesini etkin biçimde yönetmek üzere gerekli tedbirleri aldı. Sermaye Piyasası Kurulu ve Borsa İstanbul, piyasaların güvenli işleyişini güvence altına alacak düzenlemeleri süratle hayata geçirdi.

Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki ani yükselişlere rağmen dezenflasyonun sürmesi için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Vatandaşlarımızı enerji fiyatlarındaki olası artışlardan korumak amacıyla eşel mobil sistemini geçici olarak devreye aldık.

İran sınırındaki üç gümrük kapımızda herhangi bir sorun ya da yoğunluk bulunmuyor. Savaştan etkilenen 15 ülkedeki ticari ve ekonomik faaliyetler ticaret müşavirliklerimiz ve ataşelerimiz tarafından dikkatlice takip ediliyor. İş insanlarımızın sağlık ve güvenlik durumlarında herhangi bir olumsuzluk şimdilik söz konusu değildir.

"İHTİYAÇ DUYULAN TÜM ADIMLARI ATIYORUZ"

Burada geleceğe dair umutlarımızı artıran bir haberi de paylaşmak istiyorum. Avrupa Birliği Komisyonu, yayımladığı son taslakla Avrupa Birliği menşe şartının Gümrük Birliği çerçevesinde Türkiye’de üretilen ürünleri de kapsaması gerektiğini belirtti. Bunu doğru yönde atılmış bir adım olarak görüyoruz. Aynı yapıcı yaklaşımın müteakip aşamalarda da sürdürülmesini temenni ediyoruz.

Kıymetli basın mensupları, 28 Şubat’tan beri savunma ve güvenlik tedbirlerimizin tahkimi noktasında da ihtiyaç duyulan tüm adımları atıyoruz. F-16’larımız, havadan erken ihbar ve tanker uçaklarımızla muhtemel tehditlere karşı hava sahamızı 7/24 gözlemliyoruz. Hava savunma harekât merkezlerimizin tamamı aynı esaslarla faaliyete geçmiş durumda.

Kaynak: Ensonhaber Haber Merkezi