Ersan Şen'den Özgür Özel çıkışı: Otobüsten inip sinir siyasetini bırakacak

Özgür Özel'in erken seçim çağrılarının doğru bir politika olmadığını ifade eden Ersan Şen, CHP'nin kavga odaklı siyasete son vererek sokağa inmesi gerektiğini söyledi.

ERSAN ŞEN'İN KONUK OLDUĞU PROGRAMIN TAMAMINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN...

Türkiye siyasetinin gündemi yoğun...

ABD ile İran arasındaki savaş dikkatle takip edilirken iç siyasette de sular durulmuyor. 

Savaşta bugün itibariyle ateşkes konusunda anlaşmaya varılırken CHP Genel Başkanı Özgür Özel'den gelen ara seçim ve erken seçim çağrıları da devam ediyor. 

Son olarak Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş ve Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan'ı ziyaret eden Özel, bu çağrısını yineledi. 

Ensonhaber YouTube kanalında yaptığı açıklamalar ile sık sık gündemi belirleyen Ceza Hukukçusu Prof. Ersan Şen, Özel'in çağrılarını değerlendirdi. 

Ensonhaber Yayın Koordinatörü Çağlar Cilara'nın sorularını yanıtlayan Şen, CHP'nin yanlış bir politika izlediğini savundu. 

Özgür Özel'in AK Parti odaklı bir kavga siyasetinden vazgeçmesi gerektiğini ifade eden Şen, açıklamalarında şunları kaydetti:

"ARA SEÇİM OLMAYACAĞINI BİLİYORSUN"

"CHP'nin kalıcı yapıcı bir muhalefet anlayışıyla işçinin ve emeklinin derdine derman olacak akıllı formülleri önerileri ortaya koyması lazım. Ara seçimin olmayacağını biliyorsun.Türkiye iki seçimi kaldıramaz. Sen tam şu anda Tam bağımsız Türkiye diyeceksin. Trump'tan dost olmaz diyeceksin. 

Ben birkaçını söyleyeyim ya... Garanti paradan, dövize endeksli ödemeden vazgeçmek gerekirdi. Özel okul, özel hastane sisteminden vazgeçmek gerekirdi. Kamuda gerçek anlamda tasarrufa gitmek gerekir de. 1 trilyon 600 milyar dolarlık milli geliri adaletli dağıtmak gerekir de.

Kimlik siyaseti yerine hakikaten sınıf mücadelesi vermek gerekir de. Kayırmacılığı bırakıp liyakate geçmek gerekir de. Nereden buldun kanununu çıkarmak gerekir de. Adrese teslim ihalelere, kredilere son vermek gerekir de. Enflasyonla gerçekten savaşmak gerekir de. Katılımcı, çoğulcu, şeffaf, hesap verebilir demokratik bir yönetim biçimine geçmek gerekir de. 

"KARIN DOYURMAYAN KAVGALAR ÜZERİNDEN SONUÇ ALMAYA ÇALIŞIYORSUNUZ"

Siz ne yapıyorsunuz? Çok kolay bir yöntemi seçiyorsunuz. İki yöntem; bir kimlik üzerinden siyaset yapıyorsunuz. Efendim bakıyorum şimdi açıklamalara... İkincisi ise sadece Sayın Erdoğan'a, Cumhurbaşkanı'na odaklı; onunla polemiğe giren, kısır döngü, karın doyurmayan kavgalar üzerinden sonuç almaya çalışıyorsunuz. Sokak da diyor ki, bak sokak şunu söylüyor: 'Ya otobüsün üzerinden hele bir in, gel, bizi bir dinle. Çözümler bizde var, biz sana söyleriz. Sen gel bizi bir tanı.

Ben olsam, bak tekrar söylüyorum, Sayın Erdoğan'ın, Sayın Cumhurbaşkanı'nın adını hiç anmam. Hiç polemiğe girmem. Yaptıklarından dolayı 'Allah razı olsun' derim. Hukuka aykırılıkları da, adaletin düzelmesini de, özellikle çarşı pazarla ilgili konuları da gündeme getirir, sokağı dinler, sokağın sesini alırım. Sokağın içine girerim, onlarla yürürüm. Bir koruma ordusuyla, dolu insanla değil.

Giderim kapalı çarşıda cumartesi günü sabah kahvaltımı onlarla yaparım, cuma namazına giderim, başka yerlere giderim. Gaziantep'te çarşıya giderim, Kars'a giderim, oraya giderim ama otobüsün üzerine çıkıp bir saat, iki saat konuşarak değil. Onları dinleyerek, aralarında yürüyerek. Onlar da zaten halkta, sokakta dertler, sorunlar belli. Çözüm önerileri de belli, onları sen ikna edici... Ekibin bu diyeceksin. Bu tek başına yapacağımız bir şey değil.

"OTOBÜSÜN ÜZERİNDEN İNECEK VE SİNİR SİYASİYESİNİ BIRAKACAK"

Ve şunu söyleyeyim size bakın, net olarak... Bu bir sınıf mücadelesidir. Bu ülke zengin bir ülke. 2025 yılında Sayın Mehmet Şimşek'in açıkladığı gayrisafi milli hasıla toplamı, bu ülkenin geliri 1 trilyon 600 milyar dolar. Kardeşim, sen bu ülkenin bir pasta düşün, o milli geliri; yüzde 80'ine kaçını veriyorsun, yüzde 20'sine kaçını veriyorsun?

Bu, her zaman söylüyorum, ferah evlerde, saraylarda ya da aşağıda oturanların sınıf mücadelesidir. Bunu yapabiliyor musun? AK Parti 2002'de sınıf mücadelesiyle geldi. Sen şimdi farklı ne yapacaksın? Senin 2030, 2040, 2050 hikayelerin ne? Ne ortaya koyuyorsun? Sen sabahtan akşama kadar Sayın Erdoğan'la kavga ediyorsun. Olmaz!

Ben size şöyle bir açıklama yapsam yeterli olur mu? Otobüsün üzerinden inecek, sinir siyasetini bırakacak, Sayın Erdoğan'la ve AK Parti'yle sabah akşam kavga etmeyi bırakacak kardeşim.

"ÖZGÜR ÖZEL'İN YAPMASI GEREN BU DEĞİL DİYORUM"

Ama anladığımız kadarıyla Sayın İmamoğlu'nun tutuklanması, bu yargılanması sürecini tamamen siyaset üzerinden, işte ileride Sayın Cumhurbaşkanı tekrar aday olursa ona rakip olmasından kaynaklandığı söyleniyor.

Evet, toplumda böyle bir algı var bir kesimde. Diğer taraftan da deniyor ki: 'Kardeşim hayır, burası belediyenin imkanları, kaynakları israf edilmiş, suçlarda kullanılmış.' İddialar bu. İrtikap iddiası var, rüşvet iddiası var, görevden kaynaklanan yetkinin kötüye kullanılması iddiası var, örgüt iddiası var.

Ben diyorum ki bunun oturup da ben mahkemesi değilim, savcısı değilim, bunun yargılamasını yapmıyorum. Ben çok daha net söylüyorum, mantıklı konuşuyorum değil mi? Sayın Özgür Özel'in bu saatte artık bu işi değil, onu zaten Cumhuriyet Halk Partisi'nin oraya temsilcileri gidiyor, milletvekilleri gidiyor, takip ediyorlar, açıklamalar yapıyorlar. Sayın Özgür Özel'in yapması gereken bu değil diyorum."

Kaynak: Ensonhaber Haber Merkezi