Ensonhaber'de önemli değerlendirmeler yapan Mustafa Armağan, Kapsül Tarih programında bu hafta geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Yalçın Küçük'ü anlatırken sosyalist kimliği ile tanınan Küçük'ün Kemalist olma sürecine değindi.
PROGRAMIN TAMAMINI YOUTUBE KANALIMIZDA İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN
Türkiye'nin tanınmış araştırmacı-yazarı, akademisyen Prof. Dr. Yalçın Küçük, 6 Nisan'da Ankara'da tedavi gördüğü hastanede 87 yaşında hayatını kaybetti.
Bir süredir sağlık sorunlarıyla mücadele eden Küçük'ün vefatı, ailesi ve sevenlerini yasa boğdu.
Ensonhaber YouTube kanalında yaptığı değerlendirmeler ile sık sık gündeme gelen tarihçi Mustafa Armağan, bu defa komplo teorileri ile gündeme gelen Yalçın Küçük'ü anlattı.
Armağan, Küçük'ün kişiliğinin yanı sıra tartışma yaratan fikir ve açıklamalarına da değinerek şunları kaydetti:
"TARTIŞMALI BİR KİŞİLİK OLDUĞUNU HERKES KABUL EDİYOR"
"Yalçın Küçük rahmete kavuştu ve gerçekten tartışmalı bir kişilik olduğu herkes tarafından kabul ediliyor.
Arkasından yazılanlara bakıldığında, herkesin onu kendi baktığı cepheden ele aldığı görülüyor; eleştirirken de överken de aynı görüş zaviyesinden yaklaşılması aslında oldukça doğal bir durum.
Ancak burada asıl mesele, onun büyük resimde neyi temsil ettiğidir.

"APO'YU BEN KEMALİST YAPTIM' DİYEN BİR FİGÜRDEN BAHSEDİYORUZ"
Abdullah Öcalan ile görüşen, PKK’nın bir işlev üstlendiğini ve onu Kemalist yaptığını söyleyen; hatta 'Apo’yu ben Kemalist yaptım' diyen bir figürden bahsediyoruz.
Aynı şekilde 'AK Parti beni tekrar Kemalist yaptı' diyerek öncesinde anti-Kemalist olduğunu ifade eden, ya da CHP’nin kendisini yeniden sosyalist yaptığını söyleyen, birbiriyle çok da örtüşmeyen iddiaların sahibi olmuştur.
"MİNARELERDEN EZAN OKUNMASINA KARŞI DİLEKÇE YAZDIĞI BİLİNİYOR"
İlk hatırlandığı dönemlerden biri olan 1980’li yıllarda ise minarelerden ezan okunmasına karşı bir dilekçe yazdığı, Müslümanların saat kurarak namaz kılabileceğini savunduğu ve laiklik vurgusuyla bu görüşlerini yetkililere ilettiği biliniyor.
Bu yönüyle beklenmedik ve çoğu zaman şaşırtıcı çıkışlar yapan bir kişiliğe sahipti. Onu yalnızca tarihçi olarak tanımlamak zor; aynı şekilde tam anlamıyla bir aktivist demek de mümkün değil.
Teorik bilgisi güçlüydü, eylemci bir yönü de vardı, aynı zamanda felsefi bir derinliğe sahipti. Sosyalist hareket içinde yer aldığı, hatta kendi anlatımlarına göre 27 Mayıs Darbesi sürecine de dahil olduğu ifade edilir.

"SORGULAYICI BİR ZİHİN YAPISI OLDUĞU GÖRÜLÜR"
Hayatının ilerleyen dönemlerinde Ergenekon Davası kapsamında tutuklanıp serbest bırakıldı. 2010’lu yıllarda ise televizyon programlarında sıkça yer alarak değişen ve dönüşen fikirlerini kamuoyuyla paylaşmaya devam etti.
Onun tarih alanındaki görüşlerine bakıldığında ise en belirgin özelliğinin sorgulayıcı bir zihin yapısı olduğu görülür; olaylara tek bir açıdan değil, farklı perspektiflerden yaklaşmayı tercih eden bir düşünce dünyasına sahipti."

