Euro
10.3678
-0.29%
Dolar
8.7373
0.21%
Altın
495.67
-0.3%
Borsa
1.391
-1.63%
Bitcoin
314.701
1.72%
19ºC
İstanbul
Bulutlu 19 C
    Kılıçdaroğlu'nun son parti grubu konuşması

    Kılıçdaroğlu'nun son parti grubu konuşması

    CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında Türkiye'nin Suriye politikasını eleştirdi
    • 26.06.2012 - 13:27

    Kılıçdaroğlu nun son parti grubu konuşması  #1

    CHP parti grubu toplantısında konuşan Kemal Kılıçdaroğlu, Suriye'nin Türk jetini düşürmesi ve ardından yaşanan süreci değerlendirdi. Grup konuşmasında sert bir dille hükümeti eleştiren CHP lideri Türkiye-Suriye ilişkilerinin bu sürece nasıl geldiğini kronolojik sırayla anlattı.

    İsrail'in Mavi Marmara saldırısını da hatırlatan CHP lideri, Erdoğan'ın blöfle dış politika stratejisi izlediğini öne sürerek, 'Geç bunları senin uçağın vuruldu' dedi

    İşte Kılıçdaroğlu'nun o açıklamaları - TIKLA İZLE

    İşte Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satır başları:

    Dün şehit polisimiz Yasin Kaya'nın cenazesine katıldım. Babasıyla beraber saf tuttum. Babası bana dönüp "Ne olur bu sorunu çözün" dedi. Amcası geldi "Ben Kürt'üm" dedi. Biz gelin Türkiye'nin en büyük sorununu beraber çözelim diyoruz.

    "BU COĞRAFYANIN BİR ÖZELLİĞİ VAR"

    Bütün çözümlerin adresi CHP'dir. Gelin Türkiye'nin sorununu çözelim aynı şeyi onlara da söyledim. Coğrafyamız olağanüstüdür. Ama coğrafyamız sorunlu bir yerdir. Türkiye güçlü bir aktördür.

    Bulunduğumuz bölgeyi etkileme gücümüz var. Bu gücü sağlayan Mustafa Kemal ve beraberindekilerin kurduğu güçtür. Bu coğrafyada bir özelliğimiz daha var: Çok çeşitli bir bölgeyiz bu bölgede en çok müslüman etnik kökenli milletiz. Kimse bu bölge için bize altın tepsi sunmadı. Türkiye Cumhuriyeti kendi bölgesinin görkemli bir yeridir.

    "KİMSE BİLMEDEN DÜŞÜRDÜK DEMESİN"

    Beşşar Esad ve yandaşları bilsinler ve Davutoğlu ve Erdoğan da bilsin Türkiye büyüktür öğrensinler. Türk savaş uçağımız gidecek Suriye sularında düşecek. Pilotlarımızın akibetini düşünüyoruz, dilimizin ucuna getiremiyoruz.

    Bizim uçaklarımızın seyrüsefer alanı. Dolayısıyla oraya bilinmeden gidilmedi. Değerli arkadaşlar mademki böyle bir tablo var. 22 Haziran Cuma günü bizim uçağımız bilmemezlikten mi düşürülür yanlışlıkla mı düşürülür yapılan açıklama şu; bile bile uçak düşürüldü. Kimse bilmeden düşürdük demesin. Suriye hükümeti Türkiye'ye korku vermek için düşürdü. Daha sonra arama kurtarma uçağımıza da saldırıldı.

    Kendimize soralım 10 yıl önce komşularımızın herhangi birisi tarafından uçağımız düşürülemezdi. 10 yıl önce kimse aklından geçiremezdi gücümüz vardı ekonomimiz sağlamdı. Kof gürültüye gerek yok arkadaşlar. Dış politikada kandıramazsınız iç politikada halkı kandırabilirsiniz.

    "SIÇAN GEZER YOLU KALIR"

    Lafı tartacaksınız nereye gider bu laf diye. Dış politika nereye gider diye düşüneceksiniz. Bizim savaş uçağımızın düşürülmesi akıldan geçmezken nasıl cesaret edilip de düşürülebiliyor. Bunu düşünmemiz lazım. Sıçan gezer yolu kalır diye bir laf var unutulmamalı. Bu meselenin şakası olmaz. Çocuklarımız ve bizim geleceğimiz tehlikeli demektir.

    "AKP BUNUN HESABINI VERMEDİ"

    Bu ülkeyi bize altın tepside sunmadılar. Çanakkale'de Kıbrıs'ta ödedik biz ülkenin bedelini. Bakın, ilk önemli nokta tarih vereceğim unutmayın. 4 Temmuz 2003. Türk askerlerinin başına K.Irak'ta çuval geçirilen tarihtir bu tarih. Hiçbir dönemde olmamıştır. Hiçbir iktidar döneminde olmamıştır bu. Bunun hesabını AKP vermiş de değil. Benim askerimin başına sen çuval geçireceksin, nota vermeye bile cesaret edemeyeceksin. Ne dedik, bölgesel gücünüzü sınamaya kalkarlarsa yol olur bu.

    "ONLARIN KANI YERDE KALMAYACAK"

    Unutmayın ikinci olay, Mavi Marmara. Uluslararası sularda, dokuz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı şehit edildi. Kalleşçe vuruldular. Ne yaptık? Estik gürledik, basın grup toplantıları yaptık. Onlardan birinde şunu söylemiştim. Onların kanı yerde kalmayacak takip edeceğim, ama AKP unutturmaya çalışıyor.

    "SURİYE'NİN PERVASIZLIĞI"

    Son olarak da Suriye'nin pervasızlığı. Affedilecek, unutulacak bir olay değildir. Şimdi ben sayın Erdoğan'a soru soruyorum: Sayın başbakan Türkiye'nin caydırıcılığına darbe vuran dış politikanızın bu ülkedeki derin yaranın farkında mısınız? Ülkenin kendilerini yönettiği konusunda da ciddi endişelerim var.

    Gazze'ye gemileri göndereceğiz bizim donanma da ona eşlik edecek demişti. Götürürsen anlından öpeceğim. 10 ay geçti. Teknolojiden haberi yok. Söylediğin her söz dünyanın her tarafında duyuldu. Ne oldu? Türkiye Cumhuriyeti Başbakan'ı yalancı çoban denilmesine niye müsade ediyorsun. Belki aklında vardı ama birisi telefon açtı da vazgeçtin.

    TEK TEK TARİH VERDİ

    Dış politika blöf üzerine kurulmaz. 22 Aralık 2004. Erdoğan Suriye'ye gidiyor ve su anlaşması artık geride kaldı. Bizim amacımız dost kazanmak diyor. 16 Haziran 2005. Başkan Bush'a önerilerde bulunuyor. Suriye'de sorun sistemde. Beşşar Esad'a yardımcı olup sorunu çözmek en iyi yol. Başka her türlü yol bölgede sıkıntı yaratır. 6 Temmuz 2006. Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice Başbakan Erdoğan'ın Başdanışmanı Davutoğlu'nu Şam'a yollayarak Türkiye'nin bu girişimini taktir ediyoruz diyor.

    4 Nisan 2007. Halep olimpiyat stadında Fenerbahçe ile Suriyeli takım maç oynuyor. Dost kazanmamız lazım diyor. Daha önce savaşın eşiğine geldiğiniz ülkeyle dostluk noktasına nasıl geldiniz diye soruluyor Erdoğan da pozitif yaklaşımla bu noktaya geldik diyor.

    2008 yılında Esad ve eşi Bodrum'a tatile geliyor. Esad ve Erdoğan aileleri birbirine sarılarak karşılıklı espriler yapıyor. 

    5 Eylül 2008. 4'lü zirve toplanıyor Şam'da. Türkiye arabuluculuğu ile Suriye İsrail bir araya geliyor.

    16 Eylül 2009.. Erdoğan açıklama yapıyor ve diyor ki Suriye bize dosttan öte kardeş bir ülkedir. 

    23 Aralık 2009'da bir konuşma yapıyor Erdoğan. 10 Türk bakanla Suriyeli bakanlar ortak bakanlar kurulu toplantısı yapıyor. Türkiye'deki hiçbir muhalefet partisi o politikaları desteklemedi. Kim hangi yorumu yaparsa yapsın yorumları art niyetli buluyorum diyor. 

    BİRİLERİ SURİYE İLE YAKINLIĞI EKSEN KAYMASI OLARAK GÖRDÜ

    Birileri Suriye ile yakınlaşmayı eksen kayması olarak görüyor. Gidiyoruz iki ülke ortak baraj temeli atıyoruz. Fakat tarih 5 Mayıs 2011. Türkiye Cumhuriyeti birilerinin taşeronu olmaya doğru bir yol izlemeye başlıyor. En saygın ortadoğu analisti Türkiye'nin Suriye'deki etkinliğinin altını çizerek Esad'ın çekilmesi çağrısında bulunuyor. O birilerinin kim olduğu belli değil. Tarih 10 Haziran 2011. 3 gün önce Esad'la konuşan Erdoğan, Biz Suriye'deki bu gidişe daha fazla sessiz kalamayız diyor. 11 Eylül 2011.. Artık bizim son sözlerimizi söyleme zamanına geliyoruz. Bugün yarın her an son sözümüzü söyleriz diyorlar. 7 Ekim 2011. Esad'a soruyorlar nedir bu durum diye: Benim kanaatim Türkiye Suriye dostluğunu ABD istemedi. Asıl mesele kaynaklarımızı kontrol etmek. Bana gelen herkes Obama böyle istiyor diye. Türk kardeşlerimizin aynı sözleri söylemesi bizi üzdü diyor.

    BU OLAY SİNEYE ÇEKİLEMEZ

    Koskoca Türkiye Cumhuriyeti niye birilerinin taşeronu olur? Gözlerinin önünde savaş uçağını düşürecek ve bir şey yapamayacaksın. Yaptırmazlar sana bir şey. Bu olay sineye çekilemez. Nasıl K.Irak'ta bizim askerlerimizin başına çuval çekilirken sessiz kalınmıyorsa burada da sessiz kalınamaz. Sokakta kimse gezemez. Bu ülkede içimizde kavgalarımız olabilir ama dışarıya karşı tek yürek olmalıyız. Ben ülkemi seviyorum, ben şehitlerimi seviyorum, ben bu ülkeye katkı sunan herkesi seviyorum.

    5. MADDE OLMADIĞI ANLAŞILDI

    Savaş uçağımızın nereye gittiği belli, düştüğü belli, kimsenin haberi yok. Yabancılardan öğreniyoruz. Beyefendi dışarıdaymış gelince o açıklayacakmış. Dışişleri Bakanlığı yok mu? 8 saat bekliyorlar. İnsaf ya.. Ülkeyi ne hale getirdiğinizin farkında mısınız? Efendim NATO'ya 4. 5. madde için başvurmuşuz. Sonra bakıyoruz 5. madde yok.

    İsrail Mavi Marmara'yı vurdu o zaman konuştular ne oldu? 

    Bizi çağırdılar gittik. Uçak nereden çıktı nerede vuruldu bununla ilgili bilgi. Neydi amaç? Vatandaşa fotoğraf vermek için miydi amaç? Biz bu ülkede barış içinde yaşamak istiyoruz. Komşularımızla dostluk içinde yaşamak istiyoruz ve Mustafa Kemal'in dediği gibi dünyada da barış Türkiye'de de barış diyoruz.

    İlginizi Çekebilir

    Görüş Bildir