Antalya’daki 5 antik kentin endemik bitkileri ziyaretçilerle buluşturuluyor

Termessos, Side, Perge, Aspendos ve Phaselis antik kentlerinde yalnızca bu alanlarda yetişen endemik bitkiler tespit edilerek koruma altına alındı.

  • Antalya'daki Termessos, Side, Perge, Aspendos ve Phaselis antik kentlerinde, yalnızca bu bölgelerde yetişen endemik bitkiler tespit edilerek koruma altına alındı.
  • "Apollo’dan Athena’ya Antik Kentler ve Endemik Çiçekler Projesi" kapsamında yürütülen çalışmalar, bu bitkilerin haritalanmasını ve gelecek nesillere aktarılmasını hedefliyor.
  • Proje, antik kentlerin tarihi yapıları kadar kültürel miras niteliğindeki bitkilerin korunmasına da dikkat çekiyor.

Antalya’daki 5 antik kentin sınırları içerisinde bulunan ve sadece bu bölgelerde yayılış gösteren endemik bitkiler, yürütülen bir proje kapsamında belirlenerek koruma altına alındı. Lokasyonları tek tek tespit edilen bitkiler, antik kentleri ziyaret eden yerli ve yabancı turistlerin de ilgisini çekiyor.

Antalya Orkidelerini ve Biyolojik Çeşitliliğini Koruma Derneği (ANTOK) yürütücülüğünde, Akdeniz Üniversitesi Biyoloji Eğitimi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Gökhan Deniz’in koordinatörlüğünde hayata geçirilen “Apollo’dan Athena’ya Antik Kentler ve Endemik Çiçekler Projesi” kapsamında, Antalya’daki 5 antik kentte endemik ve nadir bitkiler belirlendi.

YALNIZCA ANTİK KENTLERDE YETİŞEN 5 TÜR KORUMA ALTINDA

Proje çerçevesinde Termessos çiğdemi, Side canavar otu, Perge hava civası, Aspendos Toros orkidesi ve Phaselis burçağının yayılış alanları ayrıntılı şekilde haritalandırılarak koruma çalışmaları yürütüldü.

ANTOK Projeler Sorumlusu Pınar Kınıklı, Avrupa Birliği (AB) fonlarıyla desteklenen proje kapsamında flora izleme uzmanı olarak görev aldığını söyledi.

AB'DEKİ KORUMA YÖNTEMLERİ TÜRKİYE'DE UYGULANDI

Kınıklı, Yunanistan’daki 4 antik kent ile Antalya’daki Termessos, Side, Perge, Aspendos ve Phaselis’te yürütülen çalışmalarda, endemik ve nadir bitkilerin gelecek nesillere aktarılması amacıyla izleme metotları geliştirildiğini belirtti.

Avrupa Birliği ülkelerinde uygulanan doğa koruma yöntemlerini Türkiye’de hayata geçirme fırsatı bulduklarını anlatan Kınıklı, akademisyenler, arkeologlar, turist rehberleri ve kamu kurumlarında görevli personelin katılımıyla eğitimler düzenlediklerini kaydetti.

ZİYARETÇİLER İÇİN KİTAPÇIK VE DİJİTAL UYGULAMA HAZIRLANDI

Projenin toplumda olumlu karşılık bulduğunu vurgulayan Kınıklı, antik kentlerin yalnızca tarihi yapılarla değil, aynı zamanda kültürel miras niteliğindeki bitkilerle de korunması gerektiğine dair farkındalığın arttığını ifade etti:

Sadece antik kentlerde yayılış gösteren 5 bitkinin yanı sıra bölgedeki diğer çiçek ve bitkileri de inceledik. Bunları bir kitapçıkta topladık ve ziyaretçilere dağıtıyoruz. Böylece hangi mevsimde hangi endemik türlerin görülebileceği öğreniliyor. Ayrıca antik kent girişlerine bilgilendirici tabelalar yerleştirdik ve QR kodlarla ziyaretçilerin telefonlarına indirebilecekleri bir uygulama oluşturduk.

"ENDEMİK ÇİĞDEMİ KULAĞINA TAKAN ZİYARETÇİLERLE KARŞILAŞTIK"

Saha çalışmalarında ilginç durumlarla da karşılaştıklarını aktaran Kınıklı, bazı ziyaretçilerin endemik bitkilerin önemini bilmeden zarar verebildiğine dikkat çekti:

Antik kentte gezerken endemik çiğdemi beğenip kulağının arkasına takan insanlarla karşılaştık. Bitkinin endemik olduğunu ve koparılmaması gerektiğini anlattığımızda çok üzüldüler. Bu nedenle bilgilendirme büyük önem taşıyor. 2 bin yıllık lahitlerin yanında, binlerce yıldır yaşayan endemik bitkiler var. Hatta bazı lahit ve antik kapılarda bu bitkilerin motif olarak işlendiğini gördük.

"ANTİK KENTLER, SADECE TAŞ YAPILAR DEĞİL"

Projede öğrencileriyle birlikte saha çalışmalarına katılan Prof. Dr. İsmail Gökhan Deniz ise antik kentlerin hem arkeolojik hem de biyolojik açıdan büyük değer taşıdığını belirtti.

Antik kentlerin yoğun ziyaretçi aldığına işaret eden Deniz, “Dünyada yalnızca bu antik kentleri yaşam alanı olarak kullanan bitkiler insan baskısı altında kalabiliyor. Amacımız, tehdit altındaki türleri örnek olacak şekilde korumak ve geleceğe aktarmak.” ifadelerini kullandı.

Deniz, alınan koruma önlemleri ve ziyaretçilere yönelik bilgilendirme çalışmaları sayesinde endemik türlerin yayılışının arttığını ve artık daha güvende olduklarını sözlerine ekledi.