Ümit Yenişehirli yazdı: Özal’da da aynı terane; Meşru değil

Ümit Yenişehirli yazdı: Özal’da da aynı terane; Meşru değil

CHP’nin Meclis açılışını protesto etmesiyle yeniden gündeme gelen “partili Cumhurbaşkanı” tartışması, geçmişte de benzer biçimde Türkiye’yi meşgul etmişti. Ümit Yenişehirli, merhum Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde yaşanan tepkileri ve o dönemin siyasi atmosferini ele aldı.

Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik tepkisi çerçevesinde TBMM’nin yeni yasama yılı açılışı etkinliklerini protesto etti.

CHP’nin bu tutumu ilk kez de görülmüyor.

"CHP çizgisi" farklı isimler altında, yıllar yıllar önce de merhum Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi öncesi, sırası ve sonrasında da birbirinden saygısız açıklamalar yapıp, tutumlar sergilemişti.  

BAYKAL: ÖZAL’I ONURSUZCA İNDİRİRİZ

Anavatan Partisi Genel Başkanı ve Başbakan Turgut Özal, 1989 yılında, Başbakanlık görevini bırakarak Cumhurbaşkanlığı’na aday olma kararı almıştı.

Özal’ın bu kararını açıklamasıyla birlikte de başını, 12 Eylül darbesiyle kapatılan CHP’nin yerine kurulan Halkçı Parti ile Sosyal Demokrasi Parti’nin birleşmesiyle kurulan Sosyal Demokrat Halkçı Parti’nin çektiği muhalif dalga başlamıştı. 

SHP Genel Sekreteri Deniz Baykal, "Turgut Özal seçildiği takdirde onu Çankaya’dan onursuzca indiririz." diyordu.

Muhalefet, tepkisini fiiliyata dökerek TBMM’deki Cumhurbaşkanlığı seçimini boykot etme kararı almıştı. Bu karar uyarınca, DYP ve SHP milletvekilleri, TBMM’deki Cumhurbaşkanlığı seçimi turlarına katılmamışlardı. 

DEMİREL DE SHP'NİN PEŞİNE TAKILMIŞTI  

Eleştiri, protesto ve boykot furyasına, "Geçmişte Özal benim memurumdu" dediği Turgut Özal’ın, daha Başbakanlığını bile hazmedememiş olan Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel de katılmıştı.

Başbakanlıktan sonra bir de Cumhurbaşkanı olmuş Turgut Özal gerçeğini kabullenemeyecek olan Demirel, "Özal Çankaya’ya çıkarsa indirmek boynumuzun borcu olsun." demekteydi. 

ÖZAL: HİÇ MERAK ETMEYİN, ALIŞIRLAR

Turgut Özal, TBMM Genel Kurulu’nda, 31 Ekim 1989 Salı günkü üçüncü turun sonunda, oylamaya katılan 285 milletvekilinden 263’ünün oyunu alarak Türkiye Cumhuriyeti’nin 8’inci Cumhurbaşkanı seçilmişti.

Özal, Cumhurbaşkanı seçildikten sonra sergilenen protestoları bir süre önemsememişti. Sonrasında ise protestocularla ilgili, "Benim Cumhurbaşkanlığıma da alışacaksınız. Hiç merak etmeyin, alışırlar." demişti.

TEĞMEN'DEN CUMHURBAŞKANI’NA "ALIŞAMADIM" TELGRAFI 

SHP ile irili ufaklı kendine "solcu" diyen parti, örgüt ve çevreler bu defa da Turgut Özal’ın "alışacaksınız" sözleri üzerine açıklama ve eylemlere başlamışlardı.

Bunlar arasında en bilinenlerden birisi ise bir teğmenin telgrafıydı.

Gebze Topçu Alayı’nda görevli Teğmen Murat Şeref Baba, 22 Şubat 1990 tarihinde Özal’a hitaben "Siz, ‘alışırlar’ dediniz Sayın Turgut Özal ama ben sizin Cumhurbaşkanı olmanıza alışamadım." içerikli bir protesto telgrafı çekmişti. 

YOBAZLIĞA, İMAM HATİPLERE, KUR’AN KURSLARINA ALIŞAMADIM

Baba telgrafında, "Yolsuzluğa, yobazlığa alışamadım. İmam hatip Liselerinde, Kur’an Kurslarında cumhuriyet rejimine ve laik cumhuriyete düşman gençler yetiştirilmesine alışamadım." gibi ifadelere yer vermişti.

Ankara Bahçelievler Postanesi’ndeki PTT memuru, başta biraz tereddüt etse de sonrasında telgraf metnini kabul etmişti. 

ÖZAL'IN DAVETLERİNE KATILMAMA MODASI

Muhalefet partileri, Turgut Özal’ın Meclis’teki yemin törenine katılmadıkları gibi, Cumhurbaşkanı’nın TBMM’deki başka etkinliklerinde de ortamda bulunmuyorlardı.

Muhalefet grupları ayrıca, Çankaya Köşkü ya da başka mekânlarda verilen resepsiyon, bayramlaşma vb. gibi Cumhurbaşkanlığı davetlerini de boykot etmeye başlamışlardı.  

BASIN MUHALEFETİN YANINDA SAF TUTMUŞTU

Merhum Turgut Özal’ın muhafazakâr ve sivil yapısından dolayı zaten bakanlığı ve Başbakanlığı dönemlerinde kendisine karşı eleştirel tutum sergileyen dönemin gazeteleri, onun Cumhurbaşkanlığı döneminde de yine sert muhalif tutumlarını sürdürmüşlerdi.  

Hürriyet, Sabah, Milliyet, Cumhuriyet, Güneş, Günaydın, “Demirel’ci” Tercüman gibi gazeteler hemen her gün, muhalefetin, seçilmiş Cumhurbaşkanı Turgut Özal’a yönelik hakaretamiz ifadelerini büyüterek, çoğunlukla manşetten veriyorlardı. Gazetelerin yazı işleri, bu tutumu saygısızca hazırlanmış karikatürlerle, özel seçilmiş fotoğraflarla da destekliyordu. Mizah dergileri de bu kampanyada yer alıyorlardı.  

YİNE AYNI TERANE: "MEŞRU DEĞİL"

Basındaki köşe yazarları ise "meşruiyet" tartışmaları açan içeriklerle Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanlığını değersizleştirmeye çalışıyorlardı.

TBMM ve Hükümet sorunsuz çalışırken, devletin diğer organları görevlerini yürütürken, basında Özal’ın bu tip köşe yazarları için kullandığı ifadesiyle "sol amigolar", ülkede bir "devlet krizi, siyasi kriz" olduğunu ileri sürmekteydiler.  

Onlara göre, partili Cumhurbaşkanı tarafsız olamazdı, üstelik Meclis’te sadece ANAP’ın oylarıyla seçilmişti, dolayısıyla meşru değildi.

Özal, milletin değil, bir partinin Cumhurbaşkanıydı. Cumhurbaşkanlığının, Çankaya Köşkü’nün sembolik gücü tek bir partiye devredilmişti. Siyasi gerginlik ve partizanlık artacaktı. 

"BATI NE DER?" EZİKLİĞİ

Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi, muhalefet çevreleri ile onların destekçisi basında bir kez daha "Batı’yla ilişkiler" bağlamında da eleştirilmişti.

Bu çevrelerden gelen eleştirilerde, "Turgut Özal’ın tek adam tarzında, ANAP genel başkanı gibi davranacağı", bu tutumun da izleyeceği dış politikada Türkiye’yi zor durumda bırakacağı ileri sürülüyordu. 

ÖZAL: BİZ ARTIK BATILIYLA DİŞE DİŞ, GÖZE GÖZ REKABETTEYİZ

Özal ise "Batı ne der?" ezikliğinin aşılması gerektiği görüşündeydi ve güçlenen, çağ atlayan Türkiye’nin bu tavrı geride bırakmakta olduğunu anlatmaktaydı.

Özal, bir konuşmasında, "Artık biz Batılı ile dişe diş, göze göz her sahada rekabet edebiliriz. İçimizde artık o eziklik yok." ifadelerini kullanmıştı. 

Kaynak: Ensonhaber Haber Merkezi