Danimarka da Grönland’ı zorbalıkla almıştı
Ümit Yenişehirli, ABD Başkanı Donald Trump'ın hak iddia ettiği, Danimarka'ya ait olan Grönland adasının geçmişine değindi.
ABD’nin Danimarka üzerinde hak iddia etmesi tartışılmaya devam ediyor. ABD Başkanı Donald Trump üst, Danimarka yetkilileri ise pes perdeden krize ilişkin birçok şey söylüyorlar. Danimarka, köhne Avrupa’nın yetersiz desteğiyle eser miktar “kahramanca savunma”yı, çokça da “mazlum”u oynuyor.
ZORBA VİKİNGLERİN ZORBA TORUNLARI
Tarihin bir cilvesi; bugün ABD’nin zorbaca tutumunu geriletmeye çalışan Danimarka Krallığı, mazisinde gerek uzak ataları Vikingler, gerekse de nispeten yakın tarihteki selefleri eliyle “Grönland’a çöken” bir ülke. Sık sık, ısrarla - Mesela, bu ülkedeki intihar oranları oldukça yüksek - “dünyanın en huzurlu, insancıl ve müreffeh” ülkeleri arasında lanse edilen Danimarka, hemen her zaman, başkalarının huzuru için pek de ince düşünen insanların yaşadığı bir coğrafya değildi.
Britannica Ansiklopedisi için Rasmus Ole Rasmussen tarafından kaleme alınan Grönland Tarihi Maddesi’ndeki bilgilere göre, bugün Danimarka, İsveç, Norveç ve İzlanda ile Kuzey Ülkeleri olarak anılan bölge, bir başka deyişle Viking ya da İskandinav bölgesi, asırlarca etrafına acımasızca saldıran pagan Vikinglerin vatanıydı. Orta çağ sonrası Danimarka sömürge yasalarının maddeleri arasında yer alan, “köleleri diri diri yakma, uzuv kesme” gibi maddeleri coşkuyla uygulayanlar da yine Vikinglerin torunlarıydı.
Vikingler, o meşhur ince, uzun teknelerine atlayıp, bugünkü Grönland’da asırlardır yaşayan İnuitleri bölgeden kovmuş, kalmakta ısrar edenleri de yine o meşhur baltalarıyla kıyıma uğratmışlardı. Günümüz Eskimolarının ataları olan İnuitler, ağırlıklı olarak balıkçılıkla geçinen kendi halinde, barışçıl bir milletti. İzleri, MÖ 2500’lere kadar takip edilebilen Grönland yerlileri, Avrupalı vahşilerin acımasız saldırılarına maruz kalmışlardı.
BABASI DA KENDİSİ DE KATİL OLAN KIZIL ERİK GRÖNLAND’I GASP ETMİŞTİ
Serkeş bir aileye mensup olan Eric Thorvaldsson, ailesinden aldığı “terbiye” ile babasının bir kopyası olmuştu. Sakallarının rengi ve öfkeli hallerinden dolayı “kızıl” lakabıyla anılan Erik, babasının bir komşusunu öldürmesi nedeniyle Norveç’ten İzlanda’ya sürülen bir ailede büyümüştü. Küçük Erik, gençliğe adım atarken kavgacı tutumuyla herkesi yıldırmış, sonunda yine komşularından “birkaç kişiyi” öldürünce hakkında sürgün cezası verilmişti.
İzlanda’yı MS 952 yılında terk eden Kızıl Erik, rastgele dolaşırken, Grönland’a gelmişti. Bu arada etrafına kendi gibi sürgün ya da kanun kaçkınlarını toplayan Erik Thorvaldsson, cezası bitip İzlanda’ya döndüğünde ise cani olmasının yanı sıra esaslı bir sahtekâr olduğunu da ortaya koyacaktı. Zira Grönland’a bolca yerleşimci çekebilmek için, “Herkesi Green Land’a (Yeşil Ülke) bekliyorum.” diye kampanya başlatmıştı. Erik, her tarafı buzlarla kaplı bir toprak parçasını “yemyeşil” diye pazarlıyordu. Kızıl Eric’in düşüncesi, yanına topladığı çapulcularla bölgenin yerlisi İnuitleri kolayca kovup, topraklara el koymaktı. Erik’in oğlu Leif Erikson da tıpkı babası gibi buradaki Viking / Danimarkalı nüfusunu arttırmıştı. Erikson, bir başka Avrupalı zorba olan Kristof Kolomp’tan yaklaşık 500 yıl önce kuzey Amerika bölgesinden kıtayı yağmalamaya başlamıştı.
VİKİNGLER NASIL BUHARLAŞTI?
Grönland adasını saldırganlıkla ele geçiren Vikingler, burada yaklaşık 500 yıl yaşamışlar, kasabalar, kiliseler kurmuşlardı. Ancak 15. yüzyıla gelindiğinde, tuhaf bir biçimde buradaki topluluk ortadan kaybolacaktı. Bu kayboluşla ilgili birçok tez ileri sürülmüştü. Bunlar arasında, Grönland’daki topluluğun “Küçük Buzul Çağı”na yakalandığı, buna bağlı olarak da kıtlık ve aşırı soğuklarla bölgeden kaçtıkları görüşü ağırlık kazanmıştı.
Bu noktada, Danimarkalıların, adanın asıl sahipleri olan İnuitlere yönelik ötekileştirici ve aşağılayıcı tutumlarının da etkisi söz konusuydu. Yerliler, Grönland şartlarına uygun avcılık ve balıkçılıkla katma değer üretebilirken, Vikingler ise Avrupa’daki gibi tarım faaliyetlerine devam etmek istemişlerdi. Bu irrasyonel ısrarla da işler giderek bozulduğunda, “Avrupalı kibriyle” İnuitlerden yardım istemeyi de gururlarına yediremeyen Danimarkalılar, böylece, zorla ele geçirdikleri topraklardan açlık, perişanlık içinde ayrılmak zorunda kalmışlardı. İnuitler, istilacıların geride bıraktığı sağlam binalarda uzun yıllar yaşayacaklardı.
İNUİTLER 1700’LERDE DE HIRİSTİYAN MİSYONERLERİN HEDEFİ OLDU
Aradan asırlar geçtikten sonra Danimarka, tekrar atalarının izinden gitmeye karar vermişti. Misyoner Hans Egede, 1721 yılında, Danimarka devletinin desteğiyle adaya giderek, az sayıdaki Viking’i putperest inancından kurtarmak amacıyla çalışmalara başlamıştı. Adada Viking kalıntısı birkaç kişi bulabilen Protestan papaz, bunun üzerine, yerli halkı Hıristiyan yapma gayretine kapılmıştı. Danimarka Krallığı’nın askeri desteğini de alan papaz Egede ve adamları, yerlilerin inançlarını terk etmeleri için bölgede yoğun bir baskı ve zulüm politikası uygulamıştı.
YERLİ ÇOCUKLARI “KÜÇÜK DANİMARKALI” GİBİ YETİŞTİRME DENEYİ
Danimarka, sömürgeci tutumunu modern zamanlarda da sürdürmüştü. Danimarka hükümeti tarafından 1950’lerde Grönland’a uygulanan bir “sosyal deney” tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştı. Danimarkalı bilim insanları, “İnuitleri medenileştirmek” adı altında, 22 İnuit çocuğu ailelerinden zorla kopartıp, Danimarka’ya getirmişlerdi. Plana göre, “Küçük Danimarkalılar” olarak yetiştirilecek bu çocuklar, ileride adayı modernleştirecek “elit” yönetici kesimin ilk çekirdeğini oluşturacaktı. Ne var ki, çocuklar dillerini unutacak, kimliklerini kaybedecek ve büyük bir bölümü travmatik bir hayat yaşayacaktı. Danimarka, bu olay için 2020 yılında resmen özür dilemek zorunda kalmıştı.
Öte yandan, Grönland’da asırlarca süren fiziki, kültürel ve inançsal asimilasyonun neticesi ise ibretlik. Bugün, dünyada intihar ortalaması 100 bin kişide 9 iken, bu talihsiz adada ise 100 bin kişide 80. Bu ortalama, Danimarka’nın İnuitlere miras bıraktığı travmalara dair bir fikir vermekte.
YIL 1953: DANİMARKALILAR YERLİLERE “TOPRAKLARIMIZDAN” GİDİN DİYOR
Eski Vikinglerin torunları, modern zamanların Danimarkalı yetkilileri, pişkinlik konusunda diğer birçok Batılı yetkili kadar da kabiliyetliydi. ABD, 1950’li yıllarda Grönland’da bir üs kurmak istediğinde, Danimarkalılar – bugünleri düşününce celladına gülümseyen bir ruh haliyle - ABD’ye toprak satmış, yüzyıllardır bu toprakların sahibi olan İnuitleri ise “Topraklarımızı terk edin.” ültimatomuyla sadece birkaç gün içinde bölgeden kovup, yaşam şartlarının çok zor olduğu kuzey bölgelerine sürmüşlerdi. Yerlilerden gasp edilen bu bölgeye de ABD’nin Thule Hava Üssü kurulmuştu.
BİR HALK OYLAMASI YAPILSA GRÖNLAND DANİMARKA’NIN ELİNDEN UÇUP GİDER
Bugün gelinen noktada, Danimarka’nın eski günahlarıyla yüzleşmesi kaçınılmaz görünüyor. ABD’nin adaya zorbalıkla yaklaşması, Vikingler ve onları ardılı Danimarkalıların zorbalıklarını unutturacak değil. Yaklaşık 56 bin olan ada nüfusunda, bütün baskılara rağmen buralarda kalmayı sürdüren İnuitlerin torunları yüzde 89’luk ezici bir üstünlüğe sahip. Adanın asıl sahiplerinin, muhtemel bir halkoylamasında, Grönland’ın Danimarka’dan ayrılması kararına “evet” diyeceklerine kesin gözüyle bakılıyor. Bu arada, 2009 yılından bu yana Grönlandların böyle bir oylama yapma hakkı zaten bulunuyor.
Son tahlilde; altın, petrol, doğalgaz, uranyum ve diğer nadir toprak elementleri bakımından büyük rezervlere sahip bulunan Grönland, çok uzak olmayan bir gelecekte Danimarka’ya veda edecek gibi görünüyor. Danimarka da böyle bir kararın alınması durumunda, Kuzey Kutbu çevresindeki ülkelerin oluşturduğu Arktik Konseyi’nin önemli bir üyesi olma vasfını kaybedip, “küçük bir Avrupa ülkesi” statüsüne düşecek.