Ensonhaber'de önemli değerlendirmeler yapan Mustafa Armağan, Kapsül Tarih programında bu hafta Esat Paşa dosyasını açtı.
PROGRAMIN TAMAMINI YOUTUBE KANALIMIZDA İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN
Tarihçi Mustafa Armağan'ın sunduğu 'Kapsül Tarih' programı, Ensonhaber YouTube kanalında devam ediyor.
Programın yeni bölümünde Armağan, Çanakkale'nin unutulan kahramanı Esat Paşa'nın hatıratının neden yayınlanmadığını anlattı.
"ESAT PAŞA DOSYASINI AÇIYORUZ"
"Kapsül Tarih’te bu hafta Çanakkale'nin unutulan bir kahramanının hatıratının neden yayınlanmadığı üzerinde duracağız ve gerçekten de yakın tarihi şöyle biraz sağından solundan silkeleyeceğiz.
Evet, Kapsül Tarih bu hafta Esat Paşa'nın dosyasını açıyor. Esat Paşa'nın Çanakkale'de kimin komutanı olduğunu ve Çanakkale zaferini yazdığı hatıratının neden bugüne kadar yayınlanmadığını şöyle kısaca da olsa anlatmaya çalışacağız.
Şimdi Çanakkale deyince bir mitoloji bulutu bizi karşılıyor. Tamam, Seyit Onbaşı, tamam Kınalı Hasanlar, tamam bizim işte Müstecip Onbaşı gibi alt seviyede kahramanlarımız var ama üst rütbelerde, üst makamlarda bulunan Çanakkale'nin kahramanlarından sadece bir kişiyi biliyoruz. O da o tarihte Yarbay olan Mustafa Kemal. Şimdi onun dışında çıksanız bir okula, 'Çanakkale'nin komutanları kimlerdi?
Kimdir hatırladığınız isimler?' diye sorsanız, size yine Seyit Onbaşı'yı, bilmem Yahya Çavuş'u, buna mümasil Kınalı Hasan'ı anlatacak Tamam bunlar var, bunlar başımızın tacı ama Çanakkale'de binlerce komutanımız vardı.
"BUNLARIN İSİMLERİ NEDEN ZİKREDİLMİYOR"
Binlerce yarbayımız, binlerce albayımız, onlarca generalimiz vardı. Bunların neden isimleri zikredilmiyor? Neden bunlardan bahsedilmiyor? Bu hususta bir aydınlatma denemesi yapacağım bugün.
Şemayı şöyle çizeceğiz. Çanakkale Savaşı'nın şeması bir kere Başkomutan Padişah olan Sultan Reşat. Tabii ki onun başkomutanlık yapacak durumu yok. Başkomutan Vekili Enver Paşa. Enver Paşa'nın altında da Genelkurmay Başkanımız ve Çanakkale bölgesinden de sorumlu Müstahkem Mevkii'nin bağlı olduğu komutan, Alman General Liman von Sanders.
Şimdi onun altında iki grup kuruldu: Kuzey Grubu, Güney Grubu. Güney Grubu'nun başında yani Anadolu tarafı Vehip Paşa. Ve onun kardeşi olan Esat Paşa Kuzey Grubu'nun komutanıydı.
Dolayısıyla Müstahkem Mevkii komutanımız da Cevat Paşa'ydı. Şimdi Cevat Paşa ve onun yardımcısı, onun yanında bulunan Kurmay Başkanı Selahattin Adil Bey'di.
Henüz o tarihte yarbay ama bir hayli Paşa ünvanını aldı ve general oldu. Şimdi bu isimlerin neredeyse hiçbiri bilinmiyor. Kuzey Grubu'nun komutanı olan Esat Paşa orada iki tümenin başındaydı. Bu iki tümenden birisi 9. Tümen, başında kim vardı? Albay Halil Sami Bey. Ve bir de yedek ihtiyat tümeni vardı.
O da 19. İhtiyat Tümeni, onun da başında Mustafa Kemal. O da yarbaydı. Halil Sami Albay, Mustafa Kemal Yarbay, dolayısıyla Halil Sami Mustafa Kemal'in üstündeydi, onun direktifleriyle hareket edecekti ama o da Esat Paşa'ya bağlıydı.
"BU HATIRAT KENDİ SAĞLIĞINDA YAZILDI"
Şimdi bizim Müstahkem Mevkii 18 Mart'ta geçirmeyince düşmanı, kara harekatına başladılar. Ve kara harekatı ne zaman oldu? İşte 24 Nisan kara harekatı başladı. Kara harekatının sonucu da bildiğimiz gibi hüsranla bitti.
Önce nisan ayında Arıburnu, ağustos ayında da Anafartalar. Daha önce işte Kirte Muharebesi gibi çeşitli muharebeler cereyan etti ve neticede Çanakkale geçilmedi.
Çanakkale'yi geçilmez kılan bu Kuzey Grubu'nun komutanı Esat Paşa'nın bir hatıratı var. Ve bu hatıratı kendi sağlığında yazmış, hatta üşenmemiş oturmuş bunu bir de daktiloya çekmiş. Ve bu daktiloyu da Genelkurmay'daki kütüphaneye bırakmış. Bu hatırat maalesef bugüne kadar yayınlanamadı.
"NEDEN KORKUYORUZ"
Sadece Çanakkale değil diğer cephelerde de: Balkan Harbi'nde yahut Birinci Dünya Savaşı, İstiklal Savaşı'nın bütününde yer almış bulunan, çeşitli muharebelerde görev almış olan Esat Paşa'nın hatıratı, bir defa 1975 yılındaydı yanılmıyorsam, yayınlandı.
Ondan önce de 1959 yılında Hayat mecmuasında bunlar tefrika edildi bir kısmı. Şevket Rado'nun eline geçmişti ve burada bu hatırat yayınlandı. Bilahare bunun tamamı nerede diye bakıldığında tamamının askeriyede olduğu, Genelkurmay'da olduğu öğrenildi. Şimdi 1975'te eksik bir baskısı yapıldı.
Araya laflar karıştırılmış, bazı yerler kesilmiş, çıkartılmış, çeşitli cambazlıklar yapılarak bu İhsan Ilgar tarafından ancak makaslanarak, sansürlenerek yayınlanmış.
Sonra bunun ikinci baskısı da 2000'li yıllarda bir tane yapıldı ve ama o da yine aynı şekilde sansürlü. Yahu neden korkuyoruz? Çanakkale'nin kahramanlarından Kuzey Grubu Komutanı Esat Paşa'nın hatıratından niye korkuyorsunuz? Neden bunu yayınlamaktan çekiniyorsunuz?
"DÜŞMANI DENİZE DÖKTÜK DEDİĞİNİ AKTARIYOR"
Ben çeşitli akademisyenlerle konuştum: 'Ben yayına hazırlıyorum hocam', 'Ben hazırlıyorum' Ortada bir şey yok.
Ve vefatının üzerinden 70 yıldan fazla zaman geçti. Buna rağmen Esat Paşa'nın hatıratı gün yüzüne çıkamadı tam manasıyla. Ben bu hatıratın bazı sayfalarını elde ettim. Bunlardan bir tanesinin sadece bir kısmını bu dergide yayınladım.
Burada özellikle 27 Nisan tarihinde Mustafa Kemal Bey'in bana gönderdiği raporun fotoğrafıdır diyor. Ve Mustafa Kemal Bey'in -o zaman Bey henüz- kendisine gönderdiği bu raporda düşmanı denize döktük dediğini aktarıyor.

"YAYINLADIĞIMDA AYAĞI KALKTILAR"
Ben de buna çok sevindim ve kendisine altın ve gümüş nişan taktık ama sonra düşmanın denize dökülmediğini öğrendik. Dökülmüş olsa zaten savaş hemen nisan ayında biterdi. Demek ki uzadığına göre denize dökülememiş ve orada İngilizler tutunabilmişler. Bunu öğrendiğimde diyor çok şaşırdım.
Ve buna benzer ifadeler kullanıyor. Yani bunun doğru olmadığını öğreniyor ve hayal kırıklığını hatıratına yansıtıyor. Şimdi anlaşılan bazıları bunlardan korkuyorlar. Yani 'Esat Paşa böyle dedi, bu acaba bir başarısızlık olarak mı yansır kamuoyuna' diye çekiniyorlar.
Ve ben bunu Derin Tarih dergisinde ilk defa o bölümü yayınladığımda, ooo ayağa kalktılar. 'Vay bunu nereden buldun sen?'
Ya nereden bulduysam buldum. Gazeteci kaynağını açıklamak zorunda değildir. Buldum. Sen yayınladığım kısım doğru mu değil mi? Sahih mi değil mi? Bana onu söyle. İtiraz edebiliyor musun?
Edemiyorsun çünkü fotoğrafıyla, orijinal belgesiyle bunları yayınladım ben. Onlara itiraz edemiyorlar ama 'Sen nereden buldun?
Nasıl bunları ele geçirdin?' Ya sizi ne ilgilendirir? Siz yazılanın doğru olup olmadığını sorgulamakla mükellefsiniz. Ve şunu biliyorsunuz ki o hatıratta o bilgiler var. 'Ha nereden buldun?' deyince kendilerini ele vermiş oldular. Biz biliyoruz ama sen bunu niye yayınlıyorsun?
"BEN BUNU TEŞHİS ETTİM"
Yayınlasaydınız kardeşim! 75 yıldır bu hatırat ortada. Telif hakkı da kalktı. Niye yayınlamıyorsunuz? Niye korkuyorsunuz? Çünkü resmi tarihi tuzla buz edecek bilgiler var o hatıratın içerisinde. Korktukları için Çanakkale'nin bu değerli komutanının hatıratını maalesef yayınlayamıyorlar.
Ben bunu en azından teşhis etmiş oldum, teşhir etmiş oldum ve Esat Paşa'nın hatıratı neden sansürlü yayınlandı, neden doğrusu yayınlanmıyor.
Çanakkale'nin üzerinden bu kadar, bir asırdan fazla zaman geçti hala neden Çanakkale ile ilgili sağlıklı bilgilere biz ulaşamıyoruz diyenlere verilecek en güzel cevap Esat Paşa'nın hatıratı dahi yayınlanamıyor olacaktır."

