Euro
10.2631
-0.07%
Dolar
8.4503
-0.61%
Altın
499.6
0.06%
Borsa
1.441
-0.25%
Bitcoin
432.036
-0.50%
23ºC
İstanbul
Çoğunlukla güneşli 23 C
    Mehmet Akif Ersoy'un ilk kez yayınlanan mektupları - Galeri

    Mehmet Akif Ersoy'un ilk kez yayınlanan mektupları - Galeri

    Habertürk yazarı, Mehmet Akif Ersoy'a ait mektup ve fotoğrafları yayınladı.
    • 12.10.2011 - 12:40

    Mehmet Akif Ersoy un ilk kez yayınlanan mektupları - Galeri #1

    Habertürk gazetesi yazarlarından Kürşad Oğuz, İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy'a ait mektupları yayınladı. İstiklal şairi Mısır'dan gönderdiği mektuplarda vatan sevgisine dikkat çekip, yakınlarına çeşitli öğütlerde bulunuyor.

    İşte Mehmet Akif Ersoy'a ait o mektuplar;

    2011, İstiklâl Marşı şairinin ölümünün 75'inci, İstiklâl Marşı'nın
    ortaya çıkışının da 90'ıncı yılı olması hasebiyle Mehmet Akif Ersoy'un
    yılı ilan edilmişti. Bu nedenle, pek göze çarpmasa da şairle ilgili
    irili ufaklı etkinlikler yapılıyor. Muhtemelen bu etkinlikler yıl sonuna
    doğru yoğunlaşacak.

    MEHMET AKİF ERSOY'UN MISIR'A GİTME SEBEBİ?

    Fakat şu soru, özellikle konuşulması gereken bu yıl, nedense gündeme
    gelmiyor: Mehmet Akif, İstiklâl Marşı'nı Türk milletine armağan ettikten
    sonra neden gönüllü sürgüne Mısır'a gitti?

    Evet, Mehmet Akif kızlarını burada bırakarak 1925-1936 yılları arasında
    dönmemek üzere eşi ve iki oğluyla Mısır'a gitti. Kendisi, bu gidişin
    gerekçesini dostlarından Şefik Kolaylı'ya "Arkamda hafiye gezdiriyorlar.
    Ben, vatanını satmış ve memlekete ihanet etmiş adamlar gibi muamele
    görmeye tahammül edemiyorum. İşte, bundan dolayı gidiyorum" sözleriyle
    açıklamıştı.

    Yeni yayınlanan ve Mehmet Akif'in Mısır sürgününden gönderdiği mektuplar
    da bu konuda ipucu vermiyor. Ancak onun vatan hasreti mektupların her
    satırdan damla damla süzülüyor.

    O DÖNEME AİT İLK KEZ YAYINLANAN FOTOĞRAFLAR

    "EMEKLİ MAAŞINI VERMİYORLARDI"

    Mehmed Akif'in torunlar Ferdâ Argun ve Selma Argun, dede yâdigârı olarak
    yıllardır sakladıkları mektupları ve fotoğrafları koleksiyoner M. Rüyan
    Soydan'a vermiş ve kitap böylece ortaya çıkmış. Ömer Hakan Özalp'ın
    hazırladığı "Firaklı Nâmeler – Akif'in Gurbet Mektupları" (Timaş
    Yayınları) Akif'in ilki 1 Mart 1928, sonuncusu 23 Mart 1936 tarihini
    taşıyan 43 mektubundan oluşuyor. Mektuplar Mısır Hilvan'dan sırasıyla
    Milas, Erciş ve Beytüşşebab'da yaşayan kızı Suad Hanım'a damadı Ahmet
    Bey'e ve torunu Ferdâ'ya gönderilmiş.

    Kitabı hazırlayan Özalp, Mehmed Akif Ersoy'un 1914'ten sonra çeşitli
    sebeplerle Mısır'a gidip geldiğini, fakat 1925 – 1936 arasında hiç
    dönmeden orada kaldığını vurgulayarak bunun sebebini şöyle açıklıyor:
    "Âşikâr bir gerçek vardır ki Akif, hak ettiği halde emekli maaşı
    alamamakta ve aynı zamanda hükümet tarafından takip ettirilmekteydi."

    "KAYIP KURAN ÇEVİRİSİ"

    Neticede Akif, arkadaşı Abbas Halim Paşa'nın daveti üzerine önce kendisi
    ve daha sonra iki oğlu Emin ve Tahir'le eşi İsmet Hanım'ı da alarak
    Mısır'ın Hilvan beldesine gitti. Kızları Cemile, Fuad ve Feride ise
    Türkiye'de kaldı. Mısır'da Câmiatü'l-Mısriye'de Türk Edebiyatı dersleri
    vermeye başlayarak geçimini sağlayan Akif, bir yandan da Abbas Halim
    Paşa'nın çocuklarına özel dersler verdi. Oğulları Emin ve Tahir Mısır'da
    okullarına devam ederken eşi İsmet Hanım gurbette hayat arkadaşını
    yalnız bırakmadı.

    Akif burada bir de Kur'an-ı Kerim çevirisini yaptı. Ama maalesef bu
    çevirinin akıbeti bilinmiyor.

    "DÜNYADA PARA KADAR LÜZUMLU BİR ŞEY YOK"

    Mektuplara dönersek, Akif, vatan ve evlat özleminin yanı sıra dönemin
    dünyasına ilişkin bilgiler ve önemli öğütler de veriyor.

    1928'de damadı Ahmed Bey'e yazdığı mektupta 'paranın önemini' şöyle
    anlatıyor: "Suad'ın muktesit oluşu çok iyi bir hadise. Dünyada para
    kadar lüzumlu bir şey daha olmadığı için onu idare ile harc etmek en
    ziyâde aranılacak bir meseledir. Biz bu hakikati pek geç anladık. Siz
    vaktiyle anlamışsınız demektir ki, ciddi söylüyorum, şâyân-ı tebrik ve
    hürmetsiniz. Her ikinize de aferin."

    Mektuplarda "vatan şairi" Mehmed Akif, vatan anlayışını da sergiliyor.
    Ona göre doğusuyla batısıyla, kuzeyiyle güneyiyle vatan, onun için
    hizmet edilmesi gereken kutsal bir yerdir. 1932'de damadı Ahmed Bey'e
    yazdığı mektupta şöyle diyor: "Şarka azimet için hazırlanmak emrini
    almışsınız. Hamdolsun gençsiniz, dinçsiniz. Yurdun her tarafını
    dolaşmalı, her tarafına hizmet etmelisiniz. Vatan bir külldür ki tecezzi
    kabul etmez: Şarkı, garbı, şimâli, cenûbu kâmilden nazarımızda bir
    olmalıdır. Uzak yakın, soğuk sıcak dememeli, elimizden geldiği kadar,
    hatta bunun fevkinde olarak fedâkârâne çalışmalıyız. Başka türlü ne
    yaşamak, ne memleketi yaşatmak imkânı yoktur.

    "EKONOMİK BUHRAN YORUMLARI!"

    Mehmed Akif'in Mısır'da yaşadığı yıllar, Amerika'da patlak verip dünyayı
    sarsan 1929 ekonomik buhranının etkilerinin iyice hissedildiği yıllar. O
    da, mektuplarında buhranın Mısır'daki etkilerini ve hissettiklerini
    mektuplarına yansıtıyor.

    1932'de damadı Ahmed Bey'e yazdığı mektupta, Mısır'a gelmeyi düşünen bir
    yakınını uyarıyor: "Evlâdım, Mısır bu son senelerde pek fenalaştı.
    Eskiden gelenler bile bir ekmek parasını bin bela ile çıkarıyorlar.
    Yeniden gelenlere katiyen iş yok. Binâenaleyh kendisine bu tarafa
    geçmeyi asla tavsiye etmem. Parasızlık yüzünden işler tamamıyla durgun.
    Yakın bir âtîde buhrân-ı hâzırın hafifleyeceği ümidi ise hiç yok. Son
    senelerde iş bulmak için buraya gelen vatandaşlarımızın hemen hepsi
    perişan oldular. Onun için beyhâde ümidlere düşerek katiyen bu tarafa
    gelmesin. Ermenilerin, Rumların, Yahudilerin, İtalyanların burada
    mükemmel teşkilatı olduğu halde onlar bile pek müşkilat ile iş
    bulabiliyorlar. Hiçbir teşkilatı olmayan Türklerin maruz kalacağı
    sıkıntıyı artık bir kıyas edin!

    1933'te ise kızı Suad Hanım'adaha karamsar bir mektup gönderiyor:
    "Evladım kendini çok üzme, bizlerden binlerce derece beteri var. Bugün
    dünyanın hiçbir tarafında saadetten eser yok. Şerif Muhyiddin Beyefendi
    Amerika'dan geldi. Orada buhran dolayısıyla gördüğü faciaları anlatıyor
    ki yürekler dayanmaz. En zengin bankalar iflas ediyor, (...) atarak
    intihar ediyor, işsizlikten milyonla halk sokaklara dökülmüş (...)
    Avrupa'nın paralarını çeken ve bugün de dünyanın (...) yaşayan
    insanların ekseriyeti ne vaziyete düşmüş..."

    "DÜNYAYA DEĞİL İSTANBUL'A GELMİŞİZ"

    1934 yılı geldiğinde, Mehmed Akif'in kızı Suad Hanım eşinin görevi
    dolayısıyla doğuya gitmiş ve yazdığı mektuplarda serzenişte bulunmaya
    başlamıştır. Suad Hanım, Akif'in diskur niteliğindeki şu mektubuyla
    karşılaşır:

    "Muntazam, ma'mur şehirlerde, refah ile ömür sürmeyi herkes arzu eder.
    Fakat bu arzunun tatmini için ara sıra fedakârlık zaruridir. Bugün
    yüzlerce milyon efrâd-ı beşere hakim bulunan İngilizleri gözümüzün önüne
    getirelim. Acaba heriflerin bu kudretleri, bu muvaffakiyetleri tesadüfen
    mi oluvermiş yoksa milletçe birçok mesaiye, birçok şedâide katlanmak
    sayesinde mi elde edilmiş? Londra'da doğmuş, nâz u na'im içinde büyümüş,
    ebeveyninin milyonları sayesinde her türlü ihtiyaçtan fersahlarca uzak
    bir lordun oğlu kalkıyor, Sudanlara, Afrika'nın en yaşanmaz, en
    cehennemî bucaklarına giderek gençliğinin en kıymetli çağlarını,
    İngiltere hesabına, o kumlara gömüyor. Vatanı uğruna çektiği tahammülsüz
    meşakkatleri hiçe sayıyor. Daha doğrusu kendisi için şeref biliyor. Biz
    biçârelerse İstanbul'dan çıkıp Bursa'ya gitmeyi felaket telakki
    ediyoruz! Bizim Midhat Cemal "Bizler dünyaya gelmemişiz, İstanbul'a
    gelmişiz" der ki, pek doğrudur.

    "HAMDOLSUN HİÇBİR ŞEYİMİZ EKSİK DEĞİL"

    Dünyada ne mesud kimseler vardır ki: Saadetlerinden haberleri yoktur,
    kendilerini bedbaht sanır dururlar! Galiba Suad Hanım da yavaş yavaş
    onların sürüsüne katılacak! Bugün dünyanın garbı, şarkı, cenubu, şimali
    gûn-a-gûn buhranlarla kıyamete dönmüş; yüzlerce milyon benî Âdem
    sefaletin, işsizliğin, ümidsizliğin pençeleri altında kıvranıyor; mahşer
    meydanı gibi kimse nefsinden başkasıyla katiyyen meşgul değil; hiçbir
    ferdin diğerine dönüp bakacak hâli yok. İşte o zavallıları göz önüne
    getirmeli de insan bir yiyip bin şükretmeli. Hamdolsun bizlerin hiçbir
    şeyimiz eksik değil..."

    Bu mektuplar, Mehmed Akif'in fikir dünyasını yansıtması bakımından
    önemli. Zira Haziran 1936'da İstanbul'a dönmeye karar veren ancak çok
    geçmeden, 27 Aralık 1936'da hayatını kaybedip Edirnekapı Mezarlığı'na
    defnedilen şairin yaşadıkları hâlâ karanlıkta...

    İlginizi Çekebilir

    Görüş Bildir