Antik İran’dan güncel İran’a: İskender de Trump gibiydi

Ümit Yenişehirli'nin bu yazısında Pers milliyetçiliği ve İran'ın politik durumu ele alınırken Trump'un tavrının tartışmalı yönleri vurgulanıyor; Batı'nın İran politikası sorgulanıyor, ilginç benzerlikler gözler önüne seriliyor.

İran, kim bilir kaçıncı kez, Batı’nın, özellikle ABD’nin hedefinde. Pers milliyetçiliği, komşu birçok ülkeye yönelik vekalet aparatlı hasmane tutum ve halk üzerinde sıradanlaştırılıp gelenekselleştirilmiş sıkı yönetim tarzıyla İran, Batılı tazyikleri bir kez daha püskürtmenin gayretinde. Özellikle ABD Başkanı Donald Trump, gerçek ve çirkin niyetini sakladığını zannettiği, “insan hakları, özgürlük” vb. makyajlı cümlelerle İran’a yüklendikçe yükleniyor.

ANTİK İRAN’DAKİ HALKA BASKI, YAYGIN MUHBİRLİK SİSTEMİ

Mehmet Âkif merhumun, “Tarihi ‘tekerrür’ diye tarif ediyorlar / Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?” mısralarını hatırlatırcasına, bugünün İran’ı ile dünün İran’ı arasında ise ilginç kesişmeler var. ABD Columbia Üniversitesi tarafından hazırlanan “Encyclopaedia Iranica”da yer alan bilgilere göre; İran antik çağlar döneminde, sık sık, baskıcı merkezî otoriteden bunalmış insanların yaşadığı bir ülke tablosuna sahipti. MÖ 300’lerde yönetimi elinde tutan Ahameniş Hanedanı’ndan Pers Kralı III. Darius da birilerinin sürekli olarak tahtını hedef aldığını düşünüyor, bu düşünceyle de zaten var olan baskıları daha da arttırıyordu. 

Darius’un baskı yöntemleri arasında muhaliflerin burunlarını kestirmek, dillerini kopartmak, tek gözlerini oydurmak da vardı. Geniş bir istihbarî ağ da kuran Darius, her satrabın (bölge valisi) yanına bir ajanını yerleştirirdi. Bu nedenle antik İran’da “derin kulaklar” korkusu yaygındı. Bu sistem o kadar gelişmiş ve muhbirler o kadar çoktu ki, sarayda, kendilerini “Darius’un adamı” sayanlar bile, en yakın arkadaşlarıyla konuşurken, duvarların arkasında “kralın bir kulağı” olduğundan endişe ederlerdi. 

Kral yakın olmakla elde edilen lüks dolu yaşamı sürdüren üst düzey yönetici ve zenginlerin şatafatlı ve yozlaşmış hayat tarzları, zaten bitmek bilmeyen işkenceci baskılar ve sık sık başarısızlıkla sonuçlanan savaşlarla ortaya çıkan ekonomik tükenmişlik, geniş halk yığınlarını ise yönetime karşı mesafeli hale getiriyordu. 

İRANLI KRALA ÖNCE MEKTUPLARLA SERT UYARILAR

İran’da bunlar yaşanırken, batıda ise Makedonyalı genç bir hükümdar, doğuya yönelik akınlarını giderek artırmaktaydı. Yolu üzerindeki ülkeleri tek tek fetheden İskender, gözünü İran’a da dikmişti. Ajanları vasıtasıyla bu ülkedeki yönetim zafiyetini, halkın idareden memnuniyetsizliğini yakından takip eden İskender, tıpkı bugün ABD Başkanı Donald Trump’ın yaptığı gibi, önce diplomatik yoldan ikazlara başlamıştı. İran’a yakın bölgelere gelip, buralarda hak iddia eden İskender, kral Darius’a gönderdiği mektuplarla bölgeyi işgalin, nasıl da “doğal hakkı” olduğunu savunuyordu.  

Bu uyuşmazlıklar sonunda, İssos Savaşı’na yol açmış, burada yenilen Darius, ailesini düşman güçlerinin elinde bırakmak zorunda kalmıştı. Bir mektup yazarak barış ve ailesinin fidye karşılığı serbest bırakılmasını isteyen Dairus’a İskender’in verdiği cevap, bugünkü “diplomatik ültimatomlar” dilinin antik bir versiyonu gibiydi. İskender bu cevapta, “Bana, eşitmişiz gibi yazma. Sen, yenik ve oturduğu tahtı gasbetmiş birisisin. Bundan sonra bana bir şey yazacağın zaman, ‘Asya’nın Efendisi’ne yazar gibi yaz.” ifadelerini kullanmıştı. İskender, mektubun sonunda, İran’ın tamamını mutlaka zapt edeceğini ise “Eğer krallıkta hala gözün varsa, kaçma ve benimle savaş. Nereye gidersen git, seni bulacağım.” satırlarıyla dile getirmişti. 

KRALA BAĞLI VALİLER SAF DEĞİŞTİRİNCE 

İskender’in, İran’ın başındaki Darius’u küçük düşüren bu mektubu, bölge valilerinin “geleceklerini düşünmesini” kolaylaştırmıştı. Satraplar, artık kral Darius’a bağlılığı değil, yeni kralları olması muhtemel Makedonyalı İskender’in safında yer almayı planlar olmuştu. Tarihte bir kez daha, “kazanan tarafa geçme” mekanizması işliyordu. 

İskender, adım adım İran’ın merkezine yaklaşırken, yolunun üstündeki İran kralı Darius’a bağlı Pers valilerine, anlaşılması oldukça kolay bir mesaj veriyordu. O mesaj da “sadakat transferi”ydi. İskender, “Eğer bana boyun eğerseniz, makamınızı koruyabilirsiniz. Aksi takdirde ben gene istediğimi alırım ama siz bu makamlarda olmazsınız.” diyordu. Bu yaklaşım, yerel idareciler arasında, merkeze ihanet dalgası başlatacaktı. İskender açısından gayet akıllıca bu yöntemle, Batılı ordular, belki küçük ama gene de vakit kaybettirici olması muhtemel direnişlerle uğraşmak zorunda kalmıyordu. 

İSKENDER’İN YEREL KÜLTÜRE UYMA TAKTİĞİ

İran’ı fetih stratejisinde, “kültürel manipülasyon”u da ihmal etmeyen Makedonyalı İskender, İran halkının hoşuna gidecek sembolik adımlar atıyordu. Bu çerçevede, kendini “Yeni Pers Kralı” olarak ilan eden İskender, bölgede, Pers hükümdarlarının giyindiği gibi giyinmeye başlamıştı. Ayrıca, İran geleneklerinden bazılarını günlük hayatında görünür hale getirmekteydi. İskender’in bu halleri, Perslerin ileri gelenlerini ikiye bölmüş, mevcut idareden zaten hoşnut olmayan halk kitlelerinin ise onu, “yabancı bir istilacı” değil, “yeni bir hükümdar” olarak görmelerini kolaylaştırmıştı.  

GAUGAMELA SAVAŞI’YLA GELEN SON DARBE

Şahsına ve ülkesine yönelik tehdit giderek büyüyen Pers Kralı III. Darius, son bir umutla Gaugamela Savaşı’nda İskender’in karşısına çıkmıştı. Darius, düşman askerleri arasında ilerlerken onları biçecek tekerlekleri tırpanlı savaş arabalarına, Hindistan’dan getirip psikolojik korku oluşturmayı amaçladığı fillerine rağmen, MÖ 331’deki bu savaşta da aradığı zaferi bulamamıştı. 

Kral Darius, kendisine peş peşe ihanet eden valilerinin nihai darbesiyle karşılaşacaktı. Baktriya satrabı olan Bessus, kargaşa ortamında Darius’u öldürerek Ahameniş İmparatorluğu’nun fiilen çökmesine giden yolu açmıştı. Bessus; her ne kadar, ihanetinin ardından, kendisini “Artakserkses IV” unvanıyla kral ilan etmişse de İmparator İskender, onu kısa sürede yakalatarak idam ettirmişti. Böylece, doğudaki Ahameniş Hanedanı sona ermiş ve İran toprakları, dönemin batılı gücü Makedonya’nın egemenliği altına girmişti.