Murat Kurum: Kuraklığın küresel maliyeti 307 milyar dolar

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı COP31 öncesi önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Kurum, enerji güvenliğinin önemine vurgu yaparak, iklim değişikliğinde kritik bir dönemde olduklarını belirtti.

COP31'e bu sene Türkiye ev sahipliği yapacak.

İlk defa Türkiye'de düzenlenen COP31'e ise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum başkanlık edecek.

Bakan Kurum, Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol ile İstanbul'da ortak basın toplantısı düzenledi.

Kurum toplantıda Türkiye'nin COP31 sürecine ilişkin önceliklerini kamuoyuyla paylaştı.

"İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNDE ÖNEMLİ BİR EŞİKTEYİZ"

Kurum, enerji güvenliğinin önemine değinerek, "İklim değişikliğinde önemli bir eşikte bulunuyoruz" dedi.

Yağışsız geçen günlerin ve su israfının doğurduğu kuraklığa değinen Kurum, yıllık maliyetinin 307 milyar dolar seviyesinde olduğunu belirtti.

"EMİSYONLARIN YÜZDE 70'İ ENERJİ KAYNAKLI"

Kurum'un açıklamalarında öne çıkanlar şunlar:

Bugün aslında, 1,5 derece hedefi için uğraştığımız, emisyonlarımızı azaltmak için mücadele verdiğimiz Paris Antlaşması çerçevesinde attığımız adımlara ilişkin en önemli meseleyi konuşacağız. Bugün baktığınızda emisyonların yüzde 70'i enerji kaynaklı. Emisyonları düşürebilmek, geleceğimiz, çocuklarımız, evlatlarımıza daha güzel bir dünya bırakabilmek için, bu konunun en önemli muhatabı olan Uluslararası Enerji Ajansı ile Sayın Birol’la bir araya geldik.

"ENERJİ VE İKLİM POLİTİKALARININ KESİŞTİĞİ BİR EŞİKTEYİZ"

İstedik ki, COP31’e, COP31’in sürecine ilişkin, öncelikle enerji konusunu görüşelim, alışverişte bulunalım ve bu mücadeleyi hep birlikte yapalım. Sağ olsun, kendisi de hiç tereddüt etmeden, bu birliktelikten, bu ortaklıktan memnuniyet duyacağını, yapılması gereken her türlü işbirliğine hazır olduğunu ifade etti. Ben sizlerin huzurunda da kendisine bir kez daha teşekkür ediyor ve hepinizi bu vesileyle saygıyla, hürmetle selamlıyorum. Tabii bugün dünyanın, özellikle son dönemde, en önemli konusu enerjinin ve iklim politikalarının kesiştiği bir eşikteyiz.

"ENERJİ GÜVENLİĞİ YENİDEN STRATEJİK BİR ÖNCELİK HALİNE GELDİ"

Son yıllarda yaşanan jeopolitik gelişmeler ve çatışmalar, enerji arz zincirinin kırılganlığını bir kez daha ortaya koymuş, enerji güvenliği yeniden stratejik bir öncelik haline gelmiştir. Bugün yine yaşadığımız savaşlar, sıkıntılar, problemler bunu net bir şekilde göstermektedir. Tam bu noktada Uluslararası Enerji Ajansı, enerji güvenliği ve dönüşümü alanında belirleyici bir rol üstlenmiş ve bu alanda çok kritik bir referans haline gelmiştir.

"KURAKLIĞIN YILLIK MALİYETİ 307 MİLYAR DOLAR SEVİYESİNDE"

Değerli basın mensupları, enerji alanında olduğu gibi, iklim krizinde de artık kritik bir eşlikte bulunuyoruz. Dünyamız, yaşadığımız orman yangınları, kuraklık, su stresi, biyolojik çeşitlilik kaybı, gıda ve enerji sistemleri üzerinde baskılarla karşı karşıya. Kuraklığın küresel ölçekte yıllık maliyeti 307 milyar dolar seviyesinde. Yaklaşık 4 milyar insan yılda en az bir ayında ciddi su kıtlığı yaşıyor.

"SULAK ALANLARIMIZIN YÜZDE 35'İ KAYBOLMUŞ DURUMDA"

2024-25 yılları arasında, bizim 'yutak alan' dediğimiz alanlarımızdan 3,7 milyon km kare ormanımızı maalesef yangınlarla kaybettik. Daha acı durumlar da var; dünya genelinde 1970’ten bu yana sulak alanlarımızın yüzde 35’i kaybolmuş durumda. Yine 1990’ların başından bu yana büyük göllerimizin yarısından fazlası küçüldü, artık o göllerimiz maalesef yok.

"KÜRESEL ENERJİ TALEBİ 2023'TE YÜZDE 2,2 ARTTI"

Küresel enerji sistemleri de ciddi baskı altında. Burada da önemli veriler vereceğim: Küresel enerji talebinin 2023 yılında yüzde 2,2 oranında artış gösterdiğini görüyoruz; bu, son 10 yıllık ortalamanın yaklaşık iki katı. Özellikle elektrik talebinin, 2035 yılına kadar mevcut politikalara göre yüzde 40, net sıfır senaryosu ve her ülkenin hedeflerine göre yüzde 50 yani iki katına çıkacağını öngörüyoruz. Yani talep, bugünkü talebin iki katına çıkacak.

"İNSANLIĞIN TEMİZ ENERJİ SİSTEMLERİ KURMASI ZORUNLULUKTUR"

Dünyamız aslında iki büyük gerçekle karşı karşıya. Bir yandan hızlı artan enerji talebi, diğer yandan iklim değişikliği. Hepimizin yapması gereken mücadele bir zorunluluk. İnsanlığın artık daha güvenli ve temiz enerji sistemleri kurması şarttır. Zorunluluktur, bu bir tercih değil. Bugün yaşadığımız kriz de bunu net bir şekilde bize gösteriyor.

"ENERJİ GÜVENLİĞİ DÜNYANIN EN ÖNEMLİ GÜNDEM MADDESİDİR"

Bugün Avrupa’nın, belki dünyanın belli ülkelerinin Ortadoğu’dan enerji arzı, enerji talebi ve yaşanan sıkıntılar sonrasında ne kadar güçlük ve zorluk çektiğini hep birlikte görüyoruz. Dolayısıyla enerji güvenliği bugün dünyanın en önemli gündem maddesidir. Her ülke, kendi içinde enerji güvenliği ile alakalı ihtiyacını karşılayacak ve kendi toprakları içerisinde, dünyanın geleceğine zarar vermeyecek adımları atmak mecburiyetindedir. Yeni bir enerji perspektifine ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Tek bir enerji kaynağına bağımlılığı azaltmalı, daha güvenli ve esnek bir enerji ekosistemi kurmak durumundayız.

"COP31'İ SOMUT İLERLEME SAĞLAYAN BİR SÜREÇ OLARAK GÖRÜYORUZ"

Tüm insanlığın enerjiye uygun fiyatlarla ulaşmasını sağlamak zorundayız. İklim krizi ile mücadelede hedeflerimizi başarmak istiyorsak, enerji sistemlerimizi sahada en hızlı şekilde dönüştürmek zorundayız. İşin özeti budur diye değerlendiriyoruz. Biliyorsunuz, Türkiye COP31’e ev sahipliği yapacak, başkanlık edecek. Biz COP31’i yalnızca yeni taahhütlerin konuşulduğu bir platform olarak değil, sözlerin uygulamaya dönüştüğü, güven üreten ve somut ilerleme sağlayan bir süreç olarak görüyoruz. Buna da 'uygulama odaklı COP yaklaşımı' diyoruz.

"YAKLAŞIMIMIZ, DİYALOG, UZLAŞI VE AKSİYONA DAYANACAK"

COP başkanı olarak yaklaşımımız üç temel ilkeye dayanacak:

Diyalog: Güveni güçlendiren, kapsayıcı bir platform kuracağız; herkesi içine alan, kimsenin geride bırakılmadığı bir anlayışla süreci yürüteceğiz.

Uzlaşı: Ortak sorumluluk ve sahiplenme duygusunu büyüteceğiz.

Aksiyon: Alınan kararların sahada güvenilir ve ölçülebilir uygulamalara dönüşmesini sağlayacağız.

Enerji güvenliği ile iklim hedeflerini birbirinin alternatifi olarak görmeyeceğiz. Tam tersine, birbirini tamamlayan iki temel unsur olarak ele alacağız.

"UYGULANABİLİR ADİL GEÇİŞ YOLLARINI VURGULAYACAĞIZ"

Yenilenebilir enerjiyi yaygınlaştırırken, enerji yatırımlarını desteklerken ülkelerin ulusal koşullarını dikkate alan gerçekçi ve uygulanabilir adil geçiş yollarını da vurgulayacağız.

Değerli basın mensupları, COP31’de finansman, teknoloji transferi ve kapasite geliştirme başlıklarını son derece önemli görüyoruz.

Brezilya ve Azerbaycan başkanlıklarıyla, Avustralyalı dostlarımızla eşgüdüm içinde, COP30’da ve COP31’de alınan tüm girişimler üzerinde uyum içerisinde çalışıyoruz.

Bugüne kadar yapılan tüm COP’larda alınan kararları dikkate alacak ve artık eylem boyutuna geçirecek adımları atma arzusundayız.

Bir yandan 1,5 derece hedefi doğrultusunda siyasi ivmeyi korumayı, diğer yandan uygulamaya geçişi hızlandırmayı hedefliyoruz.

"DÖNGÜSEL EKONOMİYİ GÜÇLENDİRECEĞİZ"

COP31 eylem gündemimizde enerji sektörü ile ilgili öne çıkan başlıkları paylaşmak istiyorum:

Temiz enerji dönüşümü: Yaklaşık 730 milyon insan elektriğe ulaşamıyor. Bu durum enerji dönüşümünü bir sağlık ve adalet meselesi hâline getiriyor. Uluslararası Enerji Ajansı ile yenilenebilir enerji, gıda, soğutma ve ısıtma, dijitalleşme alanlarında güçlü işbirliği geliştireceğiz.

Sıfır atık ve metan azaltımı: Katı atık depolama alanlarından kaynaklanan emisyonları azaltacağız, gıda israfını önleyeceğiz ve döngüsel ekonomiyi güçlendireceğiz.

İklime dirençli şehirler: Küresel bina alanının 2050’ye kadar yüzde 45 artması bekleniyor. Biz, son 2 yılda deprem sonrası inşa ettiğimiz 500 bine aşkın konutta iklime dirençli ve sıfır atık uyumlu yapılar inşa etmeyi başardık. Bu tecrübeyi COP31 sürecinde paylaşacağız.

İklim eylemi uygulama mekanizması: Küresel hedefler ile planlar arasında uygulama boşluğu var; kapasite geliştirme, finansman, ortaklıklar ve şeffaf süreçleri bir araya getirerek bütüncül bir uygulama mekanizması kuracağız.

Yeşil sanayileşme: Ağır sanayi sektörleri küresel emisyonların %40’ını oluşturuyor. Sanayi, uzun vadeli net sıfır hedefleriyle uyumlu hâle getirilecek ve derin yapısal dönüşümler sağlanacak.

"SAHADA SONUÇ ÜRETEN BİR ANLAYIŞLA HAREKET EDECEĞİZ"

Değerli basın mensupları, çok kıymetli Başkanım, Türkiye’nin COP31 mesajı açıktır ve nettir: Dünya artık yalnızca yeni hedefler değil, uygulanabilir çözümler görmek istiyor.

Biz de COP Başkanlığı olarak enerji güvenliğini dışlamayan, kalkınma hakkını gözeten, adil geçişi somutlaştıran ve sahada sonuç üreten bir anlayışla hareket edeceğiz.

Uluslararası Enerji Ajansı ile COP31 başkanlığı arasında enerji dönüşümü ve döngüsel ekonomi alanlarında iş birliği imkanlarını, çocuklarımızın daha temiz ve güzel bir dünyada yaşaması için sonuna kadar kullanacağız.

Türkiye olarak COP31’i küresel iklim diplomasisinde yeni bir güven, iş birliği ve uygulama eşiğine dönüştüreceğiz.

KONFERANSLAR İKLİM KRİZİYLE MÜCADELEDE KRİTİK ROL OYNUYOR

COP31'e Türkiye'nin ev sahipliği yapması, hem uluslararası görünürlük hem de iklim diplomasisinde belirleyici konuma gelmesi açısından büyük önem taşıyor.

Taraflar Konferansları, 197 ülkenin katılımıyla her yıl düzenlenirken, sera gazı azaltım hedefleri, uyum politikaları, iklim finansmanı, kayıp ve zarar mekanizmaları ile karbon piyasalarının kurallarının belirlendiği oturumlar iklim kriziyle mücadelede kritik rol oynuyor.

Paris Anlaşması'nın uygulanmasına ilişkin kurallar da COP toplantılarında şekilleniyor.

Ayrıca COP'a ev sahipliği yapmak, ülkelere küresel iklim politikalarının merkezine yerleşerek önemli bir diplomatik görünürlük sağlıyor.

Bu süreç aynı zamanda ev sahibi ülkede yeşil dönüşüm çalışmalarına ivme kazandırıyor.

Yenilenebilir enerji, sürdürülebilir şehircilik ve iklim uyumu projeleri daha güçlü şekilde gündeme taşınıyor.

Uluslararası finans kuruluşları ve iklim fonlarının ilgisi artarken, ülke temiz enerji ve iklim finansmanı alanlarında daha fazla yatırım çekme potansiyeline sahip oluyor.

Bununla birlikte ev sahibi şehir, iki hafta boyunca dünyanın dikkatini üzerine çekerek 'iklim diplomasisinin merkezi' konumuna geliyor ve küresel tanınırlığını güçlendiriyor.

Zirveye katılan on binlerce delege sayesinde turizm, konaklama, ulaşım ve hizmet sektörlerinde ciddi bir ekonomik hareketlilik yaşanıyor.

Kaynak: Ensonhaber Haber Merkezi