Masumiyet Müzesi romanının diziye uyarlanmasıyla yeniden gündeme gelen Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk, bütün dünyanın Epstein belgeleri üzerinden Batı'yı eleştirdiği bir dönemde, oklarını yine Türkiye'ye çevirdi.
18 yaş altındaki onlarca kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı oluşturmak suçlamasıyla yargılanan Epstein, tutuklu olduğu New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi'ndeki hücresinde 10 Ağustos 2019'da ölü bulunmuştu.
Açıklanan Epstein dava dosyalarında eski Prens Andrew, ABD Başkanı Donald Trump, eski ABD Başkanı Bill Clinton, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, aktör Kevin Spacey, şarkıcı Michael Jackson, illüzyonist David Copperfield, avukat Alan Dershowitz ve eski New Mexico Valisi Bill Richardson gibi ünlü isimler yer almıştı.
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan milyonlarca belgenin ardından Batı'nın karanlık yüzüne dair bilinmeyenler tartışmaların odağında.
Dünyanın her yanından insanlar, sosyal medya platformları aracılığı iğle bu sapkınlığın tüm sorumlularının ortaya çıkarılması için çağrı ve baskılarını sürdürüyor.
İĞNEYİ BATI'YA ÇUVALDIZI TÜRKİYE'YE BATIRMAK
T24’ten Murat Sabuncu’nun sorularını yanıtlayan Pamuk, erkeklik ve toplumsal cinsiyet meselesine değindi.
“Batılı erkeklik ile Orta Doğulu erkeklik arasında çok fark yok” diyen yazar, asıl sorumluluğun kişinin kendi ülkesindeki sorunları dile getirmesi olduğunu vurguladı.
ABD Başkanı Donald Trump üzerinden yapılan eleştirilerin kolaycılık olduğunu savunan Pamuk, şu ifadeleri kullandı:
Mesele Trump’ı eleştirmek değil. Mesele Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı sıkıysa eleştirmek. Herkes kendi ülkesini eleştirmekle yükümlüdür.
Türkiye’de yaşanan skandalların ve özellikle kadınlara yönelik kötü muamelelerin daha açık konuşulması gerektiğini belirten Pamuk, “Türkiye’de erkeklerin kafalarında çok çirkin şeyler var ve kadınlar bunun için acı çekiyorlar” dedi.
Pamuk, Türkiye’de kadın yatakhaneleri ve okullarda yaşanan sorunların görülmesinin esas mesele olduğunu belirterek, “Türkiye’de her şey iyi, Batı’da kötü” yaklaşımının kısa sürede sağcı ve faşizan bir söyleme evrilebileceği iddia etti.
